BİLİYOR MUYDUNUZ?
Osmanlı resmi belgelerinde ve padişah fermanlarından İstanbul’un adı 1. Dünya savaşı sonrasına kadar yüzlerce yıl Konstantiniyye olarak geçmiştir. Konstantinopolis olan Yunanca ismin sonuna -iyye eki getirilerek Osmanlıcalaştırılmıştır.
(Kaynak: Osmanlı’yı Yendiden Keşfetmek-İlber Ortaylı)
Bilimsel düşünceye sahip olan, saygın bir tarihçimizdir Ahmet Cevdet Paşa. 19. Asır Türkiye’sinin *Türk edebiyatının, Türk hukukçuluğunun dehasıdır. Eski harflerden oluşan on iki ciltlik Tarih-i Cevdet isimli külliyatlı bir eseri mevcuttur. Türk dilinde sadeleşmeyi teşvik eden ve bizatihi yazdığıyla bunu sağlayan, cümle kuruluşu, üslubu itibarıyla bugükü Türkçeye ve bugünki Türklere bu kadar yakın olan o dönemin tek tarihçisidir. Tüm bunlara rağmen;
On iki ciltlik Tarih-i Cevdet eserinin hala günümüz Türkçesine uyarlanamadığını biliyor muyuz?
Kaynak olarak değerli hocamız Sn. İlber ORTAYLI’dan başlamışsınız. Biz de aynı kaynaktan devam edelim.
(Kaynak: ORTAYLI İ. Son İmparatorluk Osmanlı, 2006, 36.s.)
Hun *İmparatoru Atilla ,452 yılında Kuze İtalya’nın Aqueileia *ve Padua şehirlerini yakıp yıktı. Bu iki şehirden kaçan insanlar, Adriyatik Denizi *sonundaki , bataklıklarda bulunan adalara geçerek ,şimdi dünyanın en gözde şehirlerden olan, VENEDİK’in temellerini attılar.
(kaynak . H. G. Wells. kısa dünya tarihi. varlık yayınları. basım tarihi 1962)
İstanbul’un Fethi
Ünlü Padişahımız Fatih Sultan Mehmet’in henüz 21 yaşında iken 1453 yılında İstanbul’un Fethi’ni herkez bilir ve tarih kitaplarında okuruz. Ancak, 29 mayıs sabahı Haliç’ten de baskı uygulayabilmek için gece yağlı kütükler üzerinde karadan Haliç’e taşınan gemiler, o sabah Bizans askerlerine karşı bir süpriz unsuru olmuştu.
Diye bas bas bağırırlar. Fakat, yağlı kütükler üzerinde karadan Haliçe taşınan gemiler bilgisinin tamamıyla uydurma olduğu çünkü, Haliç Bölgesi’nin topoğrafik yapısı sebebiyle bunun imkansız olduğunu ünlü bir tarihçi açıklamıştır.
Benim Kaynağım; Prf. Dr. Mete GÖKTAN – Osmangazi Üniversitesi, derste sözlü anlatışı
gün Murat Bardakçı’nın “Tarihin Arka Odası” adlı TV programında ilginç bulduğum bir konu oldu:
Bu gün elimizde olan tüm mehter marşları 1913 bestesi. Daha eski Osmanlıya ait mehter marşları elimizde yok. Bunun nedeni ise 1826′da Yeniçeri Ocağı kaldırılırken sadece Yeniçerilerin değil onlara özgü her türlü eşyanın ve evrağın da yok edilmesi. Vakayı Hayriye denilen bu olay sırasında Yeniçerilere özgü olan mehter marşı da tarihin derinliklerine gönderilmiş. 1913 yılında ise mehter marşını geri getirmek üzere beste siparişleri verilmiş.
“Askerler ayranı içerken ve mataralarını doldururken Kırmızı Ebe ile aralarında devamlı şu ikili konuşma geçer:
-Doldurun gazilerim!
-Doldur ana!
-Doldurun yavrularım!
-„ANA DOLU!“
Ihtiyar ananın oluğunu daima dolu gören askerler, „Ana dolu“ diyerek buz gibi ayranla Ağustosun kavurucu sıcağında serinlerler. Bu esnada askerlerin içini bir de şu duygu ve düşünce kaplamıştır: „Bu vatan, askerine sahip cıkacak, onu her yerde bir bakraç ayranıyla da olsa serinletecek ve Allah yolunda gazaya hazırlayacak „Analardolu“,
Derler ki, işte o günden sonra bu topraklara „ Anadolu“ dene gelmiştir.”"
yukardaki hikaye ilk ve orta dereceli okullarda cocuklara anadolu kelimesinin nerden geldıgını anlatmak ıcın anlatılan uydurma bir hikaye *oldugunu bılıyormuydunuz? ki yıne eminim cogunuz biliyorsunuzdur 
gerçegin ise; Anadolu kelimesi, Yunanca “Doğu” anlamına gelen ή άνατολή (anatole) kelimesinden türemiş. Bu sözcük, “doğmak, yükselmek” anlamına gelen Yunanca άνατέλλειν (anatellein) fiilinden gelir. “Doğu ülkesi” anlamına gelen Anatolia ilk kez 7. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu’nun Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve İçel yörelerini kapsayan idari birimi (Anatolikon Thema) için kullanılmış oldugunu biliyormuydunuz?
GEÇMİŞİN İCADI
Tekin, toplantıyı izleyenlerden gelen bir soru üzerine, tarihçilerdeki karşı konulmaz yaratma ihtiyacının zaman zaman geçmişin icadı noktasına ulaştığını ve bunun da tarih araştırmalarındaki en önemli unsurlardan biri olan objektifliği zedelediğini vurguluyor:
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak çok tehlikeli bir şey. Maalesef eskiçağ olsun, ortaçağ olsun, hangi konuda olursa olsun, insanlar hep bir şeyler söylemişler: Haliç’te gemiler batmış güya, ışıldıyormuş ondan Altın Boynuz denmiş. Ay-yıldız için de, savaş sırasında yerde kan varmış, üzerine Ay ile yıldız düşmüş; bu, Türk motifiymiş… Hayır böyle bir şey yok, İsa’dan yüzyıllarca önce bile Byzantion’un, İstanbul’un sikkelerinde hilal ve yıldız var. Tabii bu, hoşlanmasak da, şu demek: Byzantion’u Orta Yunanistan’daki kolonistlerden Megaralılar gelip kurmuşlar. Megaralıların kendi sembolü bu. Yani hilal ve yıldız orada da var, dolayısıyla gelip İstanbul’u kurunca buradaki sikkelerinde de hilal ve yıldızı kullanıyorlar. Yani bunun ne 1071 Malazgirt Savaşı ile ne de Osmanlı ile alakası var. Hilal ve yıldız aslında çok eskiden beri, Pontos Krallığı’nda hep sevilerek kullanılan bir motiftir. Dolayısıyla bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin paralarında da hilal ve yıldız vardır, başka bir ülkenin de vardır; ama eskiçağda da örneklerini görüyoruz. Bu yüzden bazı şeyleri iyi bilip öyle fikir yürütmeli ve objektif düşünmeliyiz.”
http://www.tarihvakfi.org.tr/icerik.asp?IcerikId=58
Aşağıda linkte ise daha farklı bir görüş mevcut:
http://www.guzelulkem.net/neco/index…c=2695.0;imode
Hilal ve yıldızı Bizanslıların İsadan çok zaman önce kullandıkları gerçek olsa da,
Hilal’in simge olarak kullanımı Sümerlere kadar gidiyor. Yani, Bizanstan daha eski. İslam’da kullanımı ise daha sonra.
Ayrıca İslam’dan ziyade bir Türk simgesi olduğu iddiası da dikkat çekici.
12 Mart 1972 darbesinin, dönemin başbakanı olan Süleyman DEMİREL ve hükümetine karşı yapıldığı,
Darbeden sonra, darbecilerin, ülke yönetimine kimin geçmesi konusunda devirdikleri meclisten fikir sorduğu!
CHP üyesi Nihat ERİM’i TARAFSIZ başkan atama kararı aldıkları!!
Tüm bunları protesto eden Bülent ECEVİT’in partisinden istifa ettiği.
İstifasını verirken yaptığı konuşmadan dolayı hakkında soruşturma açıldığı.
Tüm bunlara rağmen kendisini deviren cunta ve hükümetine ŞARTSIZ DESTEği yine Süleyman DEMİREL’in verdiğini!!!
Biliyor muyduk?
falan filan….
devam edecek:)
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5467&highlight=bunlar%FD+biliyormusunuz&page=9
