Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘SİYASİ GERÇEKLER’ Kategorisi için Arşiv

Sağduyuya alkış yağmuru

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Sağduyuya alkış yağmuru
Türkiye’nin dört bir yanından gelen milletvekillerinin Meclis’in ilk gününde ortaya koyduğu sağduyulu tavır, toplumu rahatlattı.
Meclis’teki yemin töreni önceki gün sıcak görüntülere sahne oldu. MHP lideri Bahçeli ile DTP lideri Türk’ün tokalaşması törene damgasını vurdu.

 

Özellikle kavga edecekleri ileri sürülen MHP’liler ile Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekillerinin el sıkışması büyük takdir topladı. Siyasetçisinden gazetecisine, akademisyeninden sokaktaki sade vatandaşına kadar toplumun her kesimi, tarihî tablonun mimarı olan MHP lideri Devlet Bahçeli ile DTP lideri Ahmet Türk’ü alkışladı. Medya da sağduyulu tavra tam destek verdi. Gazetelerin büyük bölümü Bahçeli ile Türk’ün fotoğrafını “İyi başlangıç” ve “Özlenen tablo” gibi başlıkla duyurdu. Meclis’teki tören en çok 1991 yılındaki Kürtçe yemin krizine tanık olan isimleri umutlandırdı. Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’e göre, fotoğraf, 1991′de yaşananlardan ders alındığını gösteriyor. “1991′de Kürtçe yemin edilmesi olumsuz bir başlangıçtı ve her şey oradan başladı, öyle devam etti. Fakat bunun ülkeye de, bölgeye de hiçbir yararının olmadığı anlaşıldı.” diyen Çetin, “Bu kez her şey olumlu başladı ve inşallah böyle devam eder.” temennisinde bulunuyor.

Eski Bakan Ömer Barutçu, iki liderin siyaset anlayışını överken, “Bu fotoğrafı, iki liderin tecrübesine ve aklına bağlamak lazım.” görüşünü dile getiriyor. Eski milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, yemin töreninde yaşananlar için, “Türk halkını ümitlendirici çok güzel sahneler.” nitelendirmesinde bulunuyor. Türk Ocağı İstanbul Şube Başkanı Dr. Cezmi Bayram’ın yorumu da dikkat çekici: “Diyaloğun ilk şartı selamlaşmak ve el sıkışmaktır. Ben bunu, bir diyalog başlangıcı olarak görüyorum.”

1991′deki yemin krizi sırasında Parlamento’da yer alan isimlerden DP Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Ercan, ülkeyi gererek bir yere varılamayacağının altını çiziyor. Ülkenin sorunlarının çözümü için ilk şartın barış ve huzur olduğuna dikkat çeken Ercan, “1991′de olanlar keşke yaşanmasaydı. O günün şartlarında dokunulmazlıkların kaldırılması için oy verdim. Ancak kimseye husumet içinde değilim. Onları geçmişte bırakıp önümüze bakalım.” görüşünü ifade ediyor. Kürtçe yemin krizinin mağdurlarından DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise çok acı çektiklerini belirterek; ancak halkın kendilerini yaraları kaşımak için değil, sorunlarını çözmek için yeniden Meclis’e gönderdiğinin altını çiziyor.

MHP ile DTP arasındaki yakınlaşmaya siyaset dünyasının yanı sıra medyadan da tam destek geldi. Basın dünyasının duayen isimlerinden Mehmet Barlas, gelinen noktayı değerlendirirken kriz üretim merkezlerinin çalışmalarına bir süre ara vermesi tavsiyesinde bulunuyor. Toplumun çok farklı kesimleri ve ülkenin değişik coğrafyalarında yaşayan insanların oylarını ‘istikrar’ yönünde kullandığını belirten Barlas, yemin törenindeki havanın bu gerçeğin iyi algılandığını gösterdiğini vurguluyor. Hürriyet Gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, söz konusu tablonun sadece DTP ve MHP arasında değil, Parlamento’nun bütün kanatları arasında yaşanması gerektiğini kaydediyor. Geçmişteki kavgaları yakından gözlemleyen Zaman Gazetesi yazarlarından Ahmet Selim, kutuplaşmaya değil, itidale doğru değişimin hakim olması durumunda hem Kürt kökenli aydınların farklılaşmak zorunluluğunu hissedeceğinin hem de bölücülük ve terör düşüncesinin gerileyip söneceğinin altını çiziyor. Görüşler özetle şöyle:

Hikmet Çetin (Eski Meclis başkanı): Herkes yaşananlardan ders almış
Bahçeli ile Türk’ün vermiş olduğu fotoğraf her şeyi ifade ediyor. Fotoğraf, 1991′de yaşananlardan ders alındığını gösteriyor. Özellikle yemin töreni bunun en önemli göstergesi. 1991′de Kürtçe yemin edilmesi olumsuz bir başlangıçtı ve her şey oradan başladı, öyle devam etti. Fakat bunun ülkeye de bölgeye de hiçbir yararının olmadığı anlaşıldı. Bu kez her şey olumlu başladı ve inşallah böyle devam eder. Bu ülkenin barışa, istikrara, huzura ihtiyacı var. Oradaki herkes halkın oyuyla gelmiştir. Demokratik kurallar içerisinde hoşgörü, diyalog ve uzlaşmayı sürdürmek lazım.

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş (Eski milletvekili): Meclis’te çok güzel sahneler yaşanıyor
Seneler önce aynı bölgelerden gelmiş olan bazı milletvekillerinin Türkçeden başka bir dilde yemin etmek istemeleri ve benzeri halleri, Türk halkında büyük üzüntüye yol açmıştır. Ondan sonra ortaya çıkan müessif olayları hepimiz hatırlıyoruz. Yeni Meclis’imizin açılışında ise bu tip endişe verici olaylar olmamıştır. Türk halkını ümitlendirici, çok güzel sahneler yaşandı. Bundan önceki Meclis’in çok yoğun bir çalışmayla önemli kanunları çıkardığını ve diğer faaliyetleri yürüttüğünü biliyoruz. Şimdiki Meclis ise bazı ağır problemleri çözme göreviyle karşı karşıyadır. Bunlar terör, Irak meselesi, AB’nin bize kabul ettirmek istediği bazı olumsuz hususlardır. Yeni Meclis’imiz açılışta verdiği olumlu manzarayı devam ettirir ve partilerimiz yapıcı bir şekilde çalışırlarsa bu ağır meselelerin de üstesinden Türkiye gelebilir. En kötü ihtimal Meclis’te ideolojik çekişmeler, aşırı istekler, militanca beyanlar ve kavgalardır. Böyle bir durum Türkiye’ye, Türk demokrasisine ve milli bütünlüğümüze ağır faturalar ödetebilir.

Cem Özdemir (Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi): MHP de, DTP de Türkiye gerçeği
Gerek MHP gerekse DTP birer Türkiye gerçeği. Önümüzdeki beş yılda rekabetin bu şekilde devam etmesini temenni ediyorum. Biz de Avrupa’da farklı partilerde politika yapıyoruz. Ancak karşıdakileri düşman olarak görmemek gerekiyor. Önceki Meclis’e göre bu Meclis’te toplumun farklı kesimleri de kendilerini temsil imkanı buldu. Umarım ileriki zor dönemlerde dünkü görüntüler hatırlanır ve ona göre hareket edilir. Meclis’teki bu tür bir hareket tarzı, toplumda da olumlu hava oluşmasına katkı sağlar.

Gazeteci-yazar Mehmet Barlas: Halk gerginliğe ‘hayır’ dedi
Bu son seçimde de Türk seçmeni görüşünü açıkladı. Gerginliğe ve kavgaya ‘hayır’ denildi. Toplumun çok farklı kesimleri ve ülkenin değişik coğrafyalarında yaşayan insanlar, oylarını ‘istikrar’ yönünde kullandılar. Yeni TBMM’nin yemin törenindeki hava da, bunun büyük çoğunluk tarafından algılandığını gösteriyor. Bu gerçeklerin ışığında, varlık sebeplerini gerginliklerde ve siyasi gerilla savaşçılığında bulanların, kendilerine hakim olmaları şart. Seçim öncesi yaptıkları tahminlerle bu toplumun eğilimlerini algılamaktan aciz oldukları kanıtlananların, aynı aymazlığı seçim sonrasında da sürdürmeleri, en azından umursamazlıktır.

Hürriyet Gazetesi yazarı Oktay Ekşi: Göstermelik olmamasını diliyorum
Dilerim bu başlangıç, yasama dönemimizin sonuna kadar aynı anlayışla devam eder. Bu tavırların göstermelik olmamasını diliyorum. Parlamento görüşmeleri her zaman heyecanlı, sinirlerin kontrolünün zor olduğu günler geçirdi. Dünkü tablonun sadece DTP ve MHP arasında değil Parlamento’nun bütün kanatları arasında yaşanmasını diliyorum. Siyaset bu olgunluğa ve adaba sahiptir. İleriye iyimser bir şekilde bakmalıyız. Siyaset pratiğinin bu tabloyu ciddi bir biçimde sınayacağını düşünüyorum.

Gazeteci-yazar Ahmet Selim: Bölücülük ve terör söner
Meclis’teki durumun farklılaşmaya yol açmasını, farklılaşma niyetinin doğmasına veya güçlenmesine katkı yapmasını diliyorum. Kesin bir kanaatim var: Aydınlarımız, kutuplaşmaya doğru değil itidale doğru değişirse, hem Kürt kökenli aydınlar farklılaşmak zorunluluğunu hisseder hem de bölücülük ve terör düşüncesi gerileyip söner. Olabilirlikler algısının realist yönde değişmesi kaçınılmazdır. İmkansızları bilmek, imkanlardan yararlanmanın temel şartıdır. Bunu daha fazla gecikmeden sağlamak aydınların namus borcudur. Fikrî olgu, her türlü belirleyici faktörden daha çok ve daha öncelikli belirleyicidir. İhanet gafletle, gaflet nefsaniyetle beslenir. Sorumluluk şuurunun temiz, berrak, hakikat sevgisini üstte tutan, itidal cesaretine sahip düşünce üretimleriyle kardeşliğin, gerçekliğin çözümü gelir.

Sırrı Sakık (DTP Muş milletvekili): Halk ‘kavga istemiyoruz sorunlarımızı çözün’ dedi
Halkımız, ‘Gidin sorunlarımızı çözün. Biz kavga, kan ve şiddet istemiyoruz’ dedi. Biz de bunun ruhuna uygun davranacağız. Diyaloğu, hoşgörüyü sürekli kullanacağız. Dilerim bu hava sürer. 1991′in mağdurları bizleriz, çok acı çektik. Resmen Parlamento’da darbe yapıldı, yaka paça dışarı atıldık. Ama yaralarımızı kaşımak istemiyoruz, sorunlarımızı çözmek istiyoruz. Bir kural vardır, yaralanan yere ateş basılır nüksetmesin diye. Biz de nüksetmemesini istiyoruz.

Nevzat Ercan (DP Gen. Bşk. Yard.): Çözüm için evvela barış ve huzur olması lazım
Evvela istikrar, barış ve huzur olması lazım ki ülke, sorunlarını çözerek yol alsın. 1991′de olanlar keşke yaşanmasaydı. O dönem dokunulmazlıkların kaldırılmasını eleştirenler de olabilir, ben o kanaatte değilim. Bırakıp onları geçmişte, önümüze bakalım. Hepimiz bu ülkenin insanıyız, kardeşçe yaşamalıyız. Belli birtakım mihraklar, insanları birbirine düşürecek senaryoları gündeme sokmuştur. Bu oyunları birlikte bozmalıyız. Meclis, böyle bir görüntü verdi.

Hasan Korkmazcan (Türk Parlamenterler Birliği Başkanı): Olumlu havanın devamı her vekilin sorumluluğu
Her bir milletvekili için özel sorumluluk gerektiren bir dönem. TBMM’nin 23. dönem çalışmaları bütün ülkede iyi izlenimler yaratan bir atmosferde başlamıştır. Bu durumun korunmasında, siyasi partiler ve gruplar kadar milletvekillerinin kişisel tutumları da rol oynayacaktır. Bu dönmede görev alan TBMM üyelerinin ülkemizin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak daha duyarlı davranacakları umudu içindeyiz.

Ömer Barutçu (Eski bakan): Fotoğrafı, iki liderin aklına bağlamak lazım
Bahçeli ile Türk’ün verdiği fotoğraf, iki liderin şahsı ve duruşuyla ilgili. Türk’ü yakından tanıyorum. Kendisi fevkalade düzgün bir insan ve eski bir siyasetçidir. Türkiye’nin durumunu da iyi bilen bir siyasetçidir. Keza Sayın Bahçeli de aynı duyarlılıklara sahip. Bu fotoğrafı, iki liderin tecrübesine ve aklına bağlamak lazım. İnşallah bu görüntü bir fotoğraf olarak kalmaz. Cumartesi günkü manzara, geleceğe olumlu bakmamız için tek başına yeterli değil; ama önemli bir göstergedir.

Dr. Cezmi Bayram (Türk Ocağı İstanbul Şube Başkanı): El sıkışmayı bir diyalog başlangıcı olarak görüyorum
Türkiye’nin iç meselelerle kaybedecek zamanı yok. İnsanlığın bizden beklediği görevler var. Bu manzaranın sağduyulu ve akılcı bir şekilde devam ettirileceğini ümit ediyorum. Bu fotoğraf, meselelerin soğukkanlılıkla müzakere edilmesi imkanını doğuracaktır. Diyaloğun ilk şartı selamlaşmak ve el sıkışmaktır. Ben bunu, bir diyalog başlangıcı olarak görüyorum.


Medya tam destek verdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Demokratik Toplum Partisi (DTP) lideri Ahmet Türk’ün el sıkışması, gazete sayfalarına olumlu yansıdı.

Başlangıcın ‘iyi’ olduğunu vurgulayan gazeteler, Meclis’in böyle devam etmesi temennisinde birleşti. Yeni Şafak gazetesi, ilk günde ortaya çıkan tabloyu ‘Hep böyle olsun’ başlığıyla manşetten verdi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Parlamento’daki yerinin boş kaldığına dikkat çeken gazete, birinci sayfasında Bahçeli ve Ahmet Türk’ü tokalaşırken gösteren fotoğrafı kullandı.

Hürriyet’in fotoğraf tercihi de iki liderin el sıkıştığı tarihi anı gösteren kare oldu. Fotoğrafa ‘Buzları eriten tokalaşma’ ifadesi eşlik etti.

Sabah gazetesi, yemin törenini ‘Başladığı gibi sürsün’ başlığıyla manşetine taşıdı. İç sayfada ise ‘Türkiye’nin özlediği tablo’ başlığı kullanıldı. Gazetenin genel yayın yönetmeni Ergun Babahan, yazısında şu yorumu yaptı: “Meclis’te tanık olduğumuz tokalaşma, sıradan bir olay değildir. Karşılıklı yanlışların kabulü, çözümün diyalog ve karşılıklı saygıdan geçtiğinin bir kanıtıdır. DTP, diyalog yönünde adım atarak işe başladı.”

Vekillerin yemin törenini manşetten duyuran gazetelerden Star, ‘Yeni döneme zarif başlangıç’, Radikal ise ‘Başladığı gibi bitsin’ başlığını tercih etti.

Vatan gazetesi, ‘Güzel başladı’ başlığıyla verdiği haberde DTP’li vekillerin Devlet Bahçeli’nin yanına giderek tokalaşmasını ‘şık bir jest’ olarak değerlendirdi. Gazete yazarlarından Güngör Mengi de ‘Güzel bir Meclis’ başlıklı köşe yazısında Parlamento’nun açılışının TV kanallarına bayram coşkusu havasında yansıdığını kaydetti.

Milliyet gazetesi, diğer gazeteler gibi Ahmet Türk ile Devlet Bahçeli’nin tokalaştığı fotoğrafı birinci sayfasından yayınladı. Tarihi anı “Meclis’te sıcak başlangıç” başlığıyla okurlarına aktaran gazetenin yazarlarından Güneri Cıvaoğlu, Meclis tarihinde yer etmiş olaylara gönderme yaptı. Cıvaoğlu, “Meclis salonuna anıların penceresinden bakarken, sıralardaki milletvekili dağılımı yüreğimizle örtüşmese de demokrasi adına günün keyfini çıkarmak gerektiğini düşündüm. Hayırlı olsun.” dedi.

İstanbul, Zaman

http://erhanbaydar.blogcu.com/3804302

Yazı kategorisi: SERBEST, SİYASİ GERÇEKLER | » yorum bırak;

Türkeş’in sokulmadığı Diyarbakır’dan tokalaşmaya giden yollar

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Kendi Yazarlarımız / Ünal Tanık

Türkeş’in sokulmadığı Diyarbakır’dan tokalaşmaya giden yollar

4 Ağustos günü Meclis’teki yemin töreninde Ahmet Türk ve Sırrı Sakık’ın, bazı DTP’li vekillerle MHP lideri Bahçeli’nin yanına gidip elini sıkması olayı, kamuoyu gündeminde daha epey süre kalacak.

Nasıl olduğu, DTP’lilerin niçin yalnızca Bahçeli’nin yanına gittiği enine boyuna tartışılacak. El sıkışma sırasında konuşulan iki cümlelik ifade, belki yıllarca hatırlanacak.

Bunların Türk siyasi hayatına neler getirdiği konusu her yönü ile irdelenecek. Bu adımın MHP’nin çizgisinden mi saptığı yoksa, DTP’nin PKK çizgisinden mi uzaklaştığı çok ama çok tartışılacak.

Bu gelişmeler, 12 Eylül ihtilalinden sonra gençliğin biraz da ironi ile gündemine sokulan “savaşma seviş” sloganının 2007 versiyonu mu olacak? Bunu zaman gösterecek.

Bütün bu tartışmalara girmeyeceğim. Üzerinde durmak istediğim nokta daha başka.

Yemin sonrasında Ahmet Türk ve Sırrı Sakık gazetecilere, tokalaşma olayı ile ilgili bilgi verirken, kullandıkları ifade kafama takıldı. “Daha önceden planlanmış bir sahne değil”, “Kendiliğinden gelişen” şeklinde söylenen sözler ne kadar gerçeği yansıtıyordu?

Gerçekten kendiliğinden gelişen bir sahne mi idi? Öyle mi değil mi gelin biraz gerilere gidelim.

DİYARBAKIR TÜRKEŞ’İN GİREMEDİĞ KENT OLMUŞTU

1975 yılının yaz ayları…

MHP lideri Alparslan Türkeş, Başbakan Yardımcısı olarak Diyarbakır’a gidecek. Uçak, Diyarbakır Havaalanı’na iner. Sol fraksiyonlar, Ankara’dan ayrılmadan önce Türkeş’in “Küçük Moskova’ya gidiyorum” dediği yolunda iddialar ortaya atarlar ve kentte yaşayanları galeyana getirirler. Diyarbakır savaş alanına döner. Türkeş, sonunda şehir merkezine gitme yerine aynı uçakla Ankara’ya döner.

Olaylar akşama kadar devam eder. Yüzlerce işyeri tahrip edilir. 2 kişi olaylar sırasında can verir.

Aradan 25 yıl geçer. Bu kez MHP’nin başında Devlet Bahçeli var. MHP’nin kaptan koltuğundaki isim, yine “Başbakan Yardımcısı” görevini yürütmektedir.

Tarih 5 Eylül 2000. Uçağın rotası yine Diyarbakır’ı gösteriyor. MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’yi havaalanında HADEP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik karşılıyor.

İl Özel İdare Müdürlüğü binasında Bölgesel Kalkınma Planı Uygulama Toplantısı yapılmakta. Oturumu Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli yönetmektedir. Kürsüde MHP’li bakanlar Enis Ösküz, Faruk Bal, Osman Durmuş, Koray Aydın, Ahmet Tanrıkulu da var.

Havaalanında heyeti karşılayan Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik, toplantıda bölgenin kalkınmasına ilişkin hazırladığı 8 sayfalık bir rapor sunar. Raporunu okuyan Çelik, Bahçeli’den alkış alır. Çelik de bu alkışa karşılık, toplantı sonunda bir demet çiçekle Bahçeli’ye jestte bulunur.

2000 Eylülünde yaşanan bu çarpıcı gelişme, tek başına kalmaz. MHP ile DTP yönetimi arasında iki türlü diyalog hep devam etti. Biri açıktan negatif diyalog oldu. Muhatabı Erdoğan görünse de Bahçeli’nin Erzurum’da “ip atması” olayı bu çerçevede idi.

Diğeri ise pozitif diyalog:

Sırrı Sakık’ın, “Bahçeli Türkiye için bir şans”, “MHP lideri, Baykal’dan daha uzlaşmacı” demesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’ın da geçtiğimiz yıl Nevruz kutlamaları öncesinde verdiği mesaj bu yolda sarfedilmiş sözlerden oldu.

Şandır’ın, 18 Mart 2006’da DTP yöneticilerine seslenerek, “Nevruz’u birlikte kutlayalım. 21 Mart’ta Diyarbakır’da olacağım. Davet bekliyorum” tarzındaki sözleri Meclis’te kendiliğinden gelişen tokalaşmanın kaldırım taşlarını döşemedi mi sizce?

Ya 14 Mayıs 2006’da MHP Diyarbakır İl Kongresi’nde yaşananlara ne demeli? Bir dönem Kürtçe şarkıya bile tahammül edemeyen MHP tabanı, nasıl oldu da il kongresinde Kürtçe konuşulmasına zemin hazırladı.

Hem de konuşan sıradan bir delege değildi. İl Başkanı Abdullah Arzakçı, “salonda Türkçe bilmeyenler vardı” gibi bir gerekçe ile konuşmasının bir kısmını Kürtçe yaptı. Bu kongrenin Divan Başkanlığı koltuğunda ise MHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Şefkatli oturuyordu.

Aynı yılın başlarında DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın katıldığı bir toplantıda, Kürtçe türkü dinleyip eşlik etmesini, Türk milliyetçiliği adına eleştirenler; aradan birkaç ay geçtikten sonra Diyarbakır İl Başkanı’nın bu tutumu karşısında sesini çıkarmadı.

Bahçeli’nin, daha sonra 22 Temmuz seçimleri arefesinde parti yönetimine verdiği, “Seçmenden Kürtçe oy isteyin” talimatı da, Meclis’teki tokalaşmanın kaldırım taşı değildi de neydi sizce?

haber7

Yazı kategorisi: SERBEST, SİYASİ GERÇEKLER, Ülkü Ocakları | 2 Yorum »

29 Nisan Mitingi ile Cumhuriyeti Kurtaracaklarmış

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Türkan Saylan: Gül’ün adaylığı Cumhuriyete Başkaldırı dır.

Prof. Türkân Saylan, “29 Nisanda Cumhuriyete meydan okumaya karşı meydanlardayız. Bu önemli günde kimsenin mazereti geçerli olamaz”

AKP’nin cumhurbaşkanlığı için Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü aday göstermesi, “Cumhuriyet için Çağlayan” mitingini düzenleyen komite tarafından “Cumhuriyete başkaldırı” olarak yorumlandı.

Mitingin girişimcilerinden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Prof. Dr. Türkân Saylan, “Cumhuriyete meydan okumaya karşı meydanlardayız” dedi. 9 sivil toplum kuruluşunun kadın girişimcileri tarafından düzenlenen mitingin hazırlıkları sürüyor.

Mitingin Düzenleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Necla Arat, 29 Nisan Pazar günü saat 13.00 – 16.00 arası yapılacak mitinge sadece İstanbul’dan 400′ün üzerinde sivil toplum kuruluşunun destek verdiğini söyledi. Arat, “İstanbul’a yakışır bir kalabalığın toplanacağını umut ediyoruz. Tandoğan’a yaklaşabilir, belki aşabilir de” dedi.

‘Gül, yanlış bir seçim’

Gül’ün adaylığını “Çok yanlış bir seçim” olarak niteleyen Saylan şöyle konuştu: “Bu seçimi cumhuriyete, laik düzene meydan okuma olarak algılıyorum. Üçte bir oyla, üçte iki çoğunluğa erişmiş AKP’de üç kişi rol oynadı: Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç. Bu üç insanın da eşleri cumhuriyetin genel görünümüne, laik düzene uymuyor. Bu üçlü AKP’ye ve Türkiye’ye hükmetti. Türkiye Cumhuriyeti’nin tümünü kucaklayan bir aday seçilmeliydi.

Gül’ün türbanlı eşi, Türkiye Cumhuriyeti devletini AİHM’ye şikâyet etti. Bizim cumhurbaşkanımız asla bu lekeden kurtulamayacak. AİHM’ye başvurup sonra da makam elde ettiği zaman vazgeçen bir çift var karşımızda. Türkiye’nin bunu kaldıracağına inanmıyorum. Bu tercihin Türkiye’nin geleceğinde çok büyük gerilemelere, kargaşaya ve gerginliğe yol açacağını düşünüyorum.”

Saylan, “Laik cumhuriyete meydan okumaya karşı biz de meydanlardayız. Türkiye yeniden laik, demokratik, hukuk devleti haline gelecek bir yönetime kavuşana kadar meydanlardayız. Bu önemli günde kimsenin mazereti geçerli olamaz” diye konuştu.

Yazı kategorisi: SİYASİ GERÇEKLER | » yorum bırak;

‘Dikkat edin O MİT ajanıdır’

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

‘Dikkat edin O MİT ajanıdır’
Merhum Türkeş’in 24 yıl önce yazdığı mektupla, partilileri Bahçeli’ye karşı uyardığı iddia edildi.

Merhum Türkeş’in 24 yıl önce yazdığı mektupla, partilileri Bahçeli’ye karşı uyardığı iddia edildi. Merhum Alparslan Türkeş’in ölümünden önce kaleme aldığı mektubunda MHP lideri Devlet Bahçeli hakkında “O MİT ajanıdır, güvenilmezdir, dikkat edin” dediği ileri sürüldü.

ELDEN ELE DOLAŞIYOR

Kendilerini ‘Gerçek Ergenekoncular’ olarak tanıtan bir grup Türkeş tarafından 1983 yılında yazıldığı iddia edilen bir mektubu dağıtarak Bahçeli aleyhine kampanya başlattı. Türkeş’in el yazısıyla yazdığı iki sayfalık mektubun 26 Temmuz 1983 tarihinde GATA’da tedavi altındayken kaleme alındığı belirlendi. Söz konusu mektubun ülkücü camianın önde gelen isimlerinden birisinde muhafaza edildiği de iddia edildi.

MUHALİF BÖLGELER

Seçmen listelerine muhalefeti ile öne çıkan İstanbul birinci bölge, Kayseri, Erzurum, Çorum ve Antep teşkilatlarının mektubu elden ele dağıttığı ortaya çıktı.

MİT’TEN UZAK DURMALI

Türkeş’in bazı partililer hakkında değerlendirmeler yaptığı mektupta, Devlet Bahçeli’ye yönelik şu sözler yer alıyor: “Devlet Bahçeli MİT’tendir. Arkadaşlarımız MİT’ten uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir. Ne ise çok şükür şuurlu arkadaşlarımızın sayesinde fesat yatışmış oldu. Fakat bu tatsız şeyleri yapanlar, ya Anavatan Partisi ile işbirliği sebebi ile kışkırtılmışlardır veya MİT tarafından kullanılmışlardır. Mesele üzerine dikkatle eğilmek lazımdır.”

İŞTE O MEKTUP

Pek değerli ve Sevgili Oğlum Bugün, muhterem arkadaşımız … mektubunuzu getirerek beni çok sevindirdi. Yazılarınızı okuyarak gerçek durum hakkında aydınlandım. teşekkürler ederim. Ara sıra yazmanızı ve bana bilgi vermenizi rica ederim. Malum olduğu üzere davamız Türk-İslam davasıdır. Her hareketimizin gayesi Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak ve asil milletimize hizmet etmektir. P., imanlı iyi bir arkadaşımızdır. A.E. de temiz ve ihlaslı bir Anadolu Türkmeni’dir. Avşardır, benim aşiretimden boyumdandır. Denenmiş fedakar bir kimsedir. Göze çarpan kusuru kendisine zarar veren içki tutkunluğudur. M.Ü. ise gayet temiz, dürüst, imanlı, aydın bir kişidir. Bunlar milliyetçilik yolunda, geçmiş yıllarda sessizce hizmet vermişlerdir. A.G., A.A. tarafından gösterilen hatalı davranışı anlamak mümkün değildir. Devlet Bahçeli’nin bunlarla aynı davranışa girişmesi mümkün şey. Devlet Bahçeli, MİT’tendir. Arkadaşlarımız MİT’ten uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir.” (…)

http://ates64.blogcu.com/3660574

Yazı kategorisi: SİYASİ GERÇEKLER, Ülkü Ocakları | » yorum bırak;

Kuvayyı MİLLİYE

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

İşte acı Türkiye gerçekleri!

Danıştay saldırısıyla tanınan VKG’den ayrılan emekli albayın kurduğu Kuvayi Milliye Derneği üyelerinin silah üzerine öldürme yemini ettiği şok görüntüler!
Türkiye’de dini ve milli kavramları kullanan gruplar, provokatif eylemlerin de ilerisine geçerek, taraftarlarına “silah üzerine” yemin ettirmeye başladılar. Danıştay saldırısıyla tanınan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği (VKGB)’nden ayrılan emekli Albay Fikri Karadağ, kurduğu Kuvayı Milliye Derneği’nin üyelerine silah üzerine, “ölme-öldürme” yemini ettiriyor.

Ordudan albay rütbesindeyken emekli edilen ve VKGB Derneği’ne katılan Fikri Karadağ, 11 Kasım 2005′te buradan ayrılarak, aynı tabana hitap eden kendi derneğini kurdu. Kuvvayı Milliye adını verdiği dernekle Türkiye’de örgütlenmeye başlayan Karadağ’ın, daha sert söylemler kullandığı dikkat çekiyor. Dernek adının “Kuvayı” şeklinde yazılması dikkat çekerken, bunun, “Kuvvai Milliye” veya “Kuvva-i Milliye” şeklinde yazılan diğer dernek ve gruplardan ayrılmak için yapıldığı öğrenildi.

Karadağ’ın, Mersin’de yaptırdığı “Kuvvayı Milliye Yemin Töreni”nde tüyler ürperten görüntüler var. Bir düğün salonunda toplanan 25-30 kişilik gruptan seçilmiş orta yaşlarda 12 kişi, ellerinde Kuvayı Milliye üye sertifikaları ile bir masanın etrafında toplanıyor. Masaya serilen derneğin flamasının üzerinde çapraz konulmuş iki tabanca ve Kur’an-ı Kerim bulunuyor.

www.pazar53.com/news_print.php?id=1438

Yazı kategorisi: SİYASİ GERÇEKLER | » yorum bırak;

Zana ‘Kürdistanlıyım’ dedi

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Önce Apo’ya “liderimiz” dedi. Şimdi de Güneydoğu’dan Kürdistan diye bahsetti. Yine aynı ağız…

Diyarbakır’da yaptığı konuşmada terörist Abdullah Öcalan’a “İmralı’daki liderimiz” dediği için hakkında Diyarbakır Cummuhiyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılan Eski DEP Milletvekili Leyla Zana, dün de Bingöl’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden “Kürdistan” diye bahsetti.PKK çizgisinde yayın yapan Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) haberine göre Zana, “Biji Serok Apo” sloganı eşliğinde önce Kürtçe daha sonra Türkçe konuştu. Hiçbir milletin değersiz yaşayamayacağını belirten Zana, Kürtler’in de şerefli, namuslu ve onurlu bir millet olduğunu söyledi.

Zana, Kürtlerin simgelerinin ise 1925 Kürt ayaklanmasının lideri Şeyh Sait ile Tunceli ayaklanmasını başlatan Seyit Rıza olduğunu belirtti.

http://bedavagazete.blogcu.com/3660450

Yazı kategorisi: Hain Emeller, SİYASİ GERÇEKLER | » yorum bırak;