Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘SAĞLIK GERÇEĞİ[HASTANELER]’ Kategorisi için Arşiv

Hastanelerimizin Hastalığı

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

İNSAN SAĞLIĞI     Bir devletin saygınlığı vatandaşına verdiği önemle doğru orantılıdır. Devlet vatandaşına ne kadar önem verirse, vatandaşı da devletine o şekilde bağlı kalır. Vatandaş, devletinden memnun olmadığı zaman ne vergi vermeyi arzular ne de yasalarına uymaya istek duyar. Kısaca “Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da köre öyle bakarmış” diye bir söz vardır. Tam Türkiye’ye uygun bir söz. Devletle vatandaş arasındaki ilişki bizde böyle.      Her şeyin temeli insandır. İnsana kıymet vermeyen bir sistem, adına ne derseniz deyin, ne kadar yüceltirseniz yüceltin, dünyanın neresinde uygularsanız uygulayın, başarı şansı sıfırdır.      Dünya haritasını karşınıza alın ve şöyle iyice bakın. Gözünüz nerelerde fazlaca duruyor. Nereleri hemence es geçiyorsunuz? Neden her köşesine aynı şekilde bakmadınız? Amerika’ya baktınız, aklınızdan ne geçti? Avrupa’ya baktınız, Asya’ya baktınız, Afrika’ya baktınız neler düşündünüz? Bazılarının yaşam şartlarına özendiniz. Bazılarında bulunmadığınıza şükrettiniz değil mi?

      Sözün özü, gelişmiş ülkelerde insana daha çok kıymet veriliyor. Amerika’da ya da Avrupa’da bir günde üç kişi öldürülse hemen tüm sivil toplum kuruluşları, devlet olaya el koyar ve sorunu derhal çözer. Bizde gayet normalmiş gibi görülür. Bu normal görülen olay Irak’ta olursa sayı kırk elli olur. Bu vurdum duymazlık bizim insanımızda bir alışkanlık halini aldı. Ancak bu ölüm, cinayet, tecavüz… gibi olaylar ne zaman  yabancı bir ülkenin insanına karşı işlenirse birileri hemen ayaklanır. Doğal olanı da bu olmalı. Ancak buraya bir nokta koyalım ve hemen kendi kendimize soralım. Bu olay kendi insanımızın başına geldiği zaman niçin aynı tepkiyi göstermiyoruz? Bizim canımız daha mı ucuz? Türk olmamızın cezası mı? Lütfen bir empati yapınız. (kendinizi mağdur olanların yerine koyunuz)

     Bir konuya gireceğim ama neresinden başlasam diye düşünüyorum. Evet konu insan sağlığı. Ancak bu insan sağlığı ne terörle ilgili ne de adi cinayet olayları…      Konu hastanelerimizin hastalığı.     Türkiye’de maalesef insana insanca kıymet verilmiyor. Siz herhangi bir şekilde hastasınız ve muayene olacaksınız. Ne yaparsınız? Size en yakın sağlık ocağına gidersiniz, şikayetinizi anlatırsınız. Doktorunuzda size bir ilaç yazar. Hangi tahlile göre yazar? Meçhul.  Tahlil yok, röntgen yok. Size şöyle elini alnına götürerek bir bakar  şıp diye hastalığınızı anlar (!) ve bir şeyler yazar. İlk basamak sağlık kuruluşunda tahlil, röntgen olmaz diye bir kural mı vardır? Olması gerekiyorsa eğer, bu kuruluşları teftiş edenler yangın tüpü var mı diye kontrol edeceklerine, bunun kontrolünü yapsalar daha iyi olmaz mı? Sağlık ocağında bulunması gereken araç gereçler bu kuruluşların yönetmeliklerinde, talimatnamelerinde ya da adına her ne diyorsanız orada yazılı değil midir? Okullarda mevsim şeridini, tarih şeridini sorgulayan teftiş sistemi merak ediyorum sağlık ocaklarında neyi araştırır? Diyelim böyle bir zorunluluk yok. O zaman benim sağlık ocağından yararlanmam ancak süreğen bir hastalığım olur. Sürekli ilaç kullanmam gerekir. Ben de giderim doktora “Bana şu ilaçları yaz ” derim. Oradaki doktorun görevi bu mudur? Eğer buysa doktora gerek yok. Bu işi herhangi biri de yapabilir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarımızın yüzde doksanı bu durumda maalesef.     Gelelim Devlet Hastanelerine. Siz hastasınız. Sıra almak için sabahın dördünde hastaneye gideceksiniz. Mesai dokuzda başlar. O saate kadar bir yer bulabilirseniz oturacaksınız. Bulamazsanız ayakta bekleyeceksiniz.  (Ben sağlamken yapamıyorum bu işi) Sıranız en iyimser tahminle onda geldi. Şikayetinizi anlatacaksınız ve doktorunuz sizi tahlillerin yapılması için labirent gibi koridorlar arasında ya da zemin katta bir yerlerdeki laboratuar ve röntgen bulunan yerlere gönderecek. Tabii ki buraya gönderilen sadece sizin bölümünüzün hastaları değil, diğer bölümlerden de hastalar gelmiştir. Ama siz yine de en iyimser tahminle on birde bu işi bitirdiniz. Olmaaaz. “Sonuçları almak için saat on dörtte gel “ diyecekler. Üç saat daha bir yerlerde bekleyin. Hastalığınız bu arada geçmediyse tabi. Saat on dörtte alınan sonuçları büyük bir mutluluk içinde sanki organ nakli bekleyen hastaya yetiştirilecek organ gibi, özenle koruyarak doktorunuzun kapısına gelirsiniz. Sırayla içeri alınırsınız ve ilaçlarınız bir zahmet yazılır.     Hastamız ilaçlarını yazdırdıktan sonra işlerini bir günde bitirmenin mutluluğu içinde eczanenin yolunu tutacak. Evine geldiğinde çoluk çocuğuna bu işleri bir günde nasıl başardığını gururla anlatacak.

     Ben bunun adına muayene değil, resmen işkence diyorum. Yapmayın beyler. Etmeyin beyler. İnsanımız bu kadar değersiz olmamalı. Lütfen sağlık sisteminizi bir gözden geçirin.

     İşin ilginç yanı büyük şehirlerde oturuyoruz. Pek çok doktorumuz yurt dışında eğitim almış. Oradaki sistemi bizden iyi bilen insanlar. Neden o sistemi ülkemizde uygulamazsınız? İşinize mi gelmiyor? (Bu cevaba bir şey demem) Devletin gücü mü yetmiyor? O zaman bir yerlerden başlayın. Türkiye geneline zamanla yayarsınız.

     Bir de aklımın almadığı hastanelerin hasta kabul işlemlerinde her yerde farklı bir uygulama ile karşılaşmamız. Nedir bu Allah aşkına. A hastanesinde farklı bir uygulama, B hastanesinde farklı bir uygulama… Bunun bir kuralı olmalı. Nereye gidersek gidelim, ne yapacağımızı bilmeliyiz.

     Bir de sevk kağıtlarının kutsallığı vardır. Bunu bilir misiniz? Kendinizi mi muayene ettiriyorsunuz,Sevk evraklarınızı mı muayene ettiriyorsunuz belli değil. Sevk kağıdına gösterilen saygı duruşu, hastanın kendisine gösterilmiyor. “Sevk kağıdınızın süresi dolmuş, gidin kurumunuzdan yeni sevk alın (!)” “fotokopisi kabul edilmez, aslını getir.” Bunu söyleyen birine ne dememi beklersiniz?      Bir şey demiyorum(!?) Sağlıkla ilgili gelecek yazımda Avrupa’da bizzat kendi yaşadığım uygulamaları anlatacağım. Yazıyı yine uzattım. Sabırla okuduğunuz için teşekkürler.

                         Sağlıkla kalın…   

 http://habipaltiok.blogcu.com/2866800/

Yazı kategorisi: SAĞLIK GERÇEĞİ[HASTANELER] | » yorum bırak;