Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘MASONLAR’ Kategorisi için Arşiv

İşte ünlü İslamcı masonlar

Yazan: muzunay Temmuz 17, 2009

İşte ünlü İslamcı masonlar

Dinci basının nakaratı günlerdir sürüyor: “Masonlar düğmeye bastı!” “Laiklik mitinglerinin arkasında mason locaları var!” “Başörtüsü yasağını mason biraderler savunuyor!”

Hiçbir belge ve bilgiye dayanmadığı halde bu iddiaları sürekli tekrarlayan dinci basın, bu topraklara masonluğu kimlerin getirdiğini; önde gelen bazı din adamlarının mason olduğunu biliyor mu? Sürekli alıntı yaptıkları, mücadelesinden övgüyle bahsettikleri bazı “İslamcı mücahitlerin” mason localarına kayıtlı olduğundan haberdar mı? Başörtüsü konusunda mason din adamlarıyla aynı görüşte olduklarını tahmin edebiliyorlar mı? Tarihleriyle yüzleşmeye hazırlar mı? İşte soruların yanıtları…

BUGÜN Türkiye’de başörtüsü merkezli tartışmaların benzerini tam 100 yıl önce Osmanlı’nın gazete ve dergileri de yaptı.

23 Temmuz 1908 tarihi, kimilerine göre sadece II. Meşrutiyet’in ilanıdır; kimilerine göre ise bir burjuva devrimidir ve Kemalist devrimlerin temelidir.

II. Meşrutiyet, Osmanlı’nın siyasal ve kültürel hayatında köklü dönüşümlere neden oldu.

En büyük devrim ise kadının toplumsal hayattaki yeri konusunda oldu.

Kadın sokağa çıkmaya, çalışmaya, dergi/gazete çıkarmaya, dernekler kurmaya, dükkánlar açmaya, sinemaya-tiyatroya gitmeye başladı.

Bu durum tartışmaları da beraberinde getirdi.

Dönemin yayın organlarında kadın merkezli tartışmalar oldu.

Üç grup vardı: Batıcılar, Türkçüler ve İslamcılar…

 

ÖRTÜNMEYİ SAVUNAN MASON DİN ADAMI

İslamcılar, kadınların evden çıkmalarından hiç hoşnut değillerdi.

Bunlardan biri de, Şeyhülislam Musa Kázım Efendi’ydi:

“Şeriatımızda emredilen şeylerden biri de Müslüman kadınların kendilerine mahrem olmayan kimselerden örtünmeleridir ki; o da saçları dahil vücutlarını ziynetten (süsten) arındırılmış bir şeyle, şehveti celp etmeyecek bir elbiseyle örtmekten ibarettir.”

“Eve ait vazifeleri kadına, ev dışındakileri kocaya yüklemek gerekir. Bunun aksi olamaz.”

“Bir de kadınların yaratılış gayeleri, onların sırf dünyaya çocuk getirmeleri ve o çocukları terbiye etmelerinden ibarettir.”

“Çok kadınla evlilikte, insanlığa ve medeniyete aykırı bir şey yoktur.”

(Sırat-ı Müstakim, sayı 1, 2, 3; yıl 1908; Aktaran İ. Kara, Türkiye’de İslamcılık Düşüncesi, I)

Bu sözlerin sahibi Musa Kázım Efendi (1858-1920) bir Şeyhülislam’dı.

Ve aynı zamanda masondu.

Osmanlı’nın “ilerici partisi” İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesiydi.

Nakşibendi’ydi…

Türkiye’nin en büyük mason kuruluşu, “Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası” belgelerinde, mason olan ünlü din adamları arasında sadece Şeyhülislam Musa Kázım Efendi yoktu.

Üç şeyhülislam vardı…

 

Osmanlı Devleti’nin 118. Şeyhülislamı Mehmed Ziyaüddin Efendi (1846-1917) de masondu…

Mason şeyhülislamlardan biri de Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) idi.

Kadınların bırakın çalışmasını, tek başına sokağa çıkmasına bile karşıydı.

Yani, kadın toplum hayatı içindeki yeri konusunda “mason biraderi” Şeyhülislam Musa Kázım Efendi ile aynı görüşteydi.

Ama ayrı oldukları konular da vardı:

“Biraderi” Musa Kázım Efendi’nin üyesi olduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne muhalifti.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın üyesiydi.

Bu farklılığı yazmamın nedeni var:

Dinciler, tüm masonları aynı siyasal görüşte sanıyor!

Bunun örneklerini görmeye devam edeceğiz…

Bugün birçok masonun, “biraderleri” Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin şu görüşlerini öğrendiklerinde çok şaşıracağına eminim:

“Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur.” (Yarın Dergisi, 14 Nisan 1930)

Bu düşüncede bir din adamının, Kuvayı Milliyecilere karşı fetva vermesine, Sevr Antlaşması’nı savunmasına şaşırmıyorsunuz.

Ve dolayısıyla Mustafa Kemal’in, Şeyhülislam Mustafa Sabri’yi 150’likler listesine koyup yurtdışına kovduğunu da anlayabiliyorsunuz.

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Türkiye’deki Gümrük ve Tekel Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış olan Suat Hayri Ürgüplü’nün babasıydı.

Başbakan Ürgüplü de masondu.

İşin garip yanı, kardeşi gibi, siyasetle ilgilenen ve Demokrat Parti’den milletvekili olan Münip Hayri Ürgüplü’nün de ağzından İslam, Müslümanlık vb. sözcükler düşmezdi!

Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası belgelerinde, mason olan din adamları listesi; Müderris Mahmud Esad Efendi, Berlin Sefareti Başimamı Mustafa Hafız Şükrü, Sefaret İmamı Haşim Veli, bir dönem Darülfünun’da rektörlük yapan Babanzade Ahmed Naim Bey dile sıralanıyor.

Bu isimler öyle sıradan kişiler değildi.

Örneğin; Babanzade Ahmed Naim Bey (1872-1934), siyasal İslamcı düşünürlerin önde gelen isimlerindendi. İslamcı fikir hayatının oluşmasında büyük payı vardı.

Milliyetçiliğe karşıydı:

’TÜRKLÜK DEĞİL MÜSLÜMANLIK ÖNEMLİ’

“İrşadlarınız, hizmetleriniz ’Türklük’ adına değil ’Müslümanlık’ adına olsun. ’Türkler’ hitabı yerine daima ’Müslümanlar’ hitabını kullanınız. Cengiz’in yasasını bilmek, İlhan’ın yurdunu tanımak, Altınordu’yu anmak bize lazım değil. Bize Muhammed’in şeriatı, İslam yurdunu, İslam mücahitlerini bilmek, tanımak lazım gelir.” (Ahmed Naim, İslam’da Dava-yı Kavmiyet. s. 18)

Laikliğe karşıydı:

“Hükümeti, dini korumak ve emirlerini yerine getirmekle şeran vazifeli bilen halkımız, hükümetin bu vazifeden imtina ettiğini hoş gördüğü gün, diğer dini vazifelerini de buna bağlı olarak ahlaki davranışlarını da, içtimai vazifelerini de ihmal eder.” (Sebilürreşad Dergisi, 1918)

Siyasal İslamcı Babanzade Ahmed Naim, son devrin mutasavvıflarından Fatih Türbedarı Ahmed Amiş Efendi’nin de damadıydı.

Sebilürreşad Dergisi’nin yazarlarındandı.

Sebilürreşad Dergisi deyip geçmeyiniz, bugün yayın hayatını sürdüren dinci gazete ve dergilerin temeli orasıdır!

Peki, Sebilürreşad nasıl doğdu?

Ve masonlarla ne ilgisi vardı?

Dinci basının arkasındaki masonlar

Sebilürreşad, “Müslümanların uyandırılması ve yüceltilmesi için” çıkarıldı. Derginin adı konusunda Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa bir teklifte bulundu: “Kuran’dan bir sayfa açalım, ne isim çıkarsa oradan alalım.” Besmeleyle bir sayfa açtı. “İttebiuni ehdiküm Sebilürreşad” ayeti çıktı ve isim bulundu: Sebilürreşad.

 
 


Aralıklarla da olsa 1908’den 1965 yılına kadar yayımlanan dinci Sebilürreşad’ın mali kaynağı Kavalalı Ailesi’ydi.

Osmanlı’nın son yıllarını okuduğunuzda karşınıza sık sık “Sadrazam Mısırlı Said Halim Paşa”; “Vezir Mısırlı Halim Paşa”; “Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa” gibi “Mısırlı Paşalar” çıkar.

Ancak bu aile “Mısırlı” değildir!

Kavala Ailesi’nin atası ünlü Osmanlı paşası Selanik/Kavalalı Mehmed Ali Paşa’ydı.

Aile Mısır’a hákim olduktan sonra “Kavalalı” adını bırakıp “Mısırlı” adını kullanmaya başladı.

Sebilürreşad Dergisi’nin isim babası ve finansörü Abbas Halim Paşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu; Abdulhalim’in oğluydu.

 

Abbas Halim Paşa’nın ağabeyi ise ünlü bir isimdi: İttihat ve Terakki döneminde, dört yıl (1913-1917) sadrazamlık yapan Said Halim Paşa.

Sadrazamlıktan önceki görevi, İttihat ve Terakki Cemiyeti Genel Sekreteri’ydi; yani öyle sıradan bir İttihatçı değildi.

Kardeşi Abbas Halim Paşa ise İttihat ve Terakki döneminde önce Bursa Valisi, sonra Nafia Nazırlığı yaptı!

Ne diyor siyasal İslamcılar: “İttihatçıların arkasında masonlar vardır!”

Sanki dinci Sebilürreşad’ın arkasında yoklar.

İslamcı Sebilürreşad’ın yazarı Sadrazam Said Halim Paşa (solda) aynı zamanda masondu! (İlhami Soysal, Türkiye’de ve Dünyada Masonlar, s. 380.)

İngiliz kaynaklara göre iki kardeş de masondu:

İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi Sir G. Lowtherin, İngiltere Dışişleri Bakanı Sir C. Harding’e gönderdiği “gizli” mahreçli raporlarda, İttihatçı-Yahudi ve Mason ilişkisini isim isim anlatmaktadır. (Prof. Eli Kidor, “Arabic Political Memories and Other Studies” Londra 1974; Aktaran, Gündüz Gazetesi, 19.5.1998.)

Durun bitmedi. Ailece masondular!

Abbas Halim Paşa ile Said Halim Paşa’nın babaları Prens Muhammed Abdülhalim Paşa da mason idi.

Üstelik Fransız Yüksek Şûra (Büyük Doğu/Grand Orient) üyeliğine kadar yükselmiş önemli bir masondu.

Mason olmakla kalmadı; 1861’de Fransa Maşrık-ı Azam’ından patent alarak, “Şûra-yı Ál-i Osmani” adında Osmanlı locasını kurdu!..

Türkiye’deki masonlar aynı zamanda iyi bir Müslüman’dır. Ama gel gör ki dincilere bunları anlatmak zordur.

“Mısırlı” ailesinde mason çoktu:

1909’da kurulan Türkiye Büyük Locası’nın kuruluşuyla ilgilenmesi için Avrupalı “büyük üstadlar” kimi görevlendirdi dersiniz: Mısırlı Prens Aziz Hasan Paşa’yı!

Yani Abbas Halim Paşa ile Said Halim Paşa’nın amcaoğlunu…

Sadrazam Said Halim Paşa, Sebilürreşad’da bakın neler yazdı:

“Müslümanların kurtuluşu ve saadeti onların tam olarak İslamlaşmalarındadır.” (Aktaran Kara, cilt I s 114)

“Osmanlı siyasi birliği, Avrupa Hıristiyan hükümetlerinde olduğu gibi milliyet esasına değil, İslam birliği ve kardeşliği esasına dayanmaktadır. (…) Kanun-u Esasi’mizi seçerken çok aldanmış olduğumuzu itiraf etmemiz lazım gelir.” (İbid s. 144-145)

Sadece Sebilürreşad’ı desteklemediler.

Abbas Halim Paşa, Prof. Ömer Ferit Kam gibi “İslamcı düşünürleri” eğitim öğrenim için Avrupa’ya gönderdi. Mehmet Akif Ersoy’un Mısır’daki finansörüydü.

İlginçtir: Her taşın altında mason parmağı arama paranoyaklığı Sebilürreşad ile Türk basınına girdi. Sebilürreşad hem masonlardan para aldı hem de her taşın altında mason aradı!

Dün bugünden farklı değil.

Dinci gazeteler masonları önce en yakınlarında aramalıdır! Soğuk savaş ürünü İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği ve Aydınlar Ocağı kadrolarına bakmalıdırlar.

İşe, İlim Yayma Cemiyeti başkanlığı yapmış, hac ticaretiyle ilgilenmiş ve bu arada 9 Kasım 1967 tarihinde Murad Locası’na kaydolmuş bir dinci kardeşleriyle başlayabilirler. Bu kesmezse, dinci önderlerinin hayatlarını incelesinler.

Hadi ikisini biz yazalım.

Mason İslamcı lider

DİNCİ Sebilürreşad’ın káğıdı ve parasının nereden/kimlerden geldiği ortada. Bunu öğrendik… Peki…

Bu derginin düşünce ideoloğu kimdi: Cemaleddin Efgani…

 

Said-i Nursi, Mehmet Akif, Eşref Edip, Şemsettin Günaltay, Said Halim Paşa gibi dergi yazarları en çok ondan etkilendi. Cemaleddin Efgani ve öğrencisi Muhammed Abduh’un makaleleri Sebilürreşad’da sık sık yer aldı. Ama nedense “Doğu’nun Çırpınan Şahini” Efgani ve öğrencisinin gizli kimlikleri bu yayınlarında pek geçmedi…

Oysa…

Cemaleddin Efgani masondu!

Kahire’deki Şarkın Yıldızı Locası’na 7 Temmuz 1868’de girmişti.

Numarası 1355 idi.

“Mısır’da kurulan mason localarının başına Cemaleddin Efgani ve ondan sonra Muhammed Abduh getirildi. Bunlar Müslümanlar arasında masonluğun yayılmasına çok yardım ettiler.” (Yahudilik ve Masonluk s. 350)

 

 

“Efgani’nin talebesi Abduh gibilerin kimler tarafından destek gördüğüne dair zamanında İngiltere’nin Mısır sömürge Valisi Lord Cromer’in söylediği şu söz ibretliktir: Kuşkusuz İslami reformist hareketin geleceği Şeyh Muhammed Abduh’un çizdiği yolda ümit vaat ediyor. Ve o yolun yolcuları Avrupa’nın her türlü yardım ve teşviklerine layıktırlar.” (M. Muhammed Hüseyin, Modernizmin İslam Dünyasına Girişi, s. 9192)

Mason Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi de, Abduh ile ilgili şunları söyledi: “Üstadi Efgani vasıtasıyla, masonluğu Ezher’e idhal (sokan) eden odur.” (M.Sabri Efendi, Mevkıfu’l-Akl ve’l-ilm ve’l-Alem, Beyrut 1314, c. I s. 133)” (21.10.2004)

Tarihte sürpriz çok!

Cemil Meriç “Umrandan Uygarlığa” kitabında şöyle yazdı:

“Zavallı Türk intelijansiyası! Kimlerin peşinden gitmemiş. Düşmanları dost, dostları düşman olarak tanımış. Peygamber’in adını anmaya cesaret edemeyen bir Efgani’yi Peygamber kadar saygıya layık görmüş.”

Bugün durum farklı mı sanki?

Daha ayrıntılı bilgi isteyenler, “Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı/Efendi 2″ kitabıma bakabilirler.

Soner YALÇIN

Yazı kategorisi: MASONLAR | » yorum bırak;

ÜNLÜ TÜRK MASONLAR!-2

Yazan: muzunay Haziran 29, 2007

Türkiye’de Ünlü Masonlar
Türkiye’de bir çok devlet adamı, sanatçı, din adamı, yazar Masondur. Aşağıda bu isimlerin çoğunu sıraladığımızda normal yaşamlarında birbiri ile halef selef olmuş, değişik siyasi gruplarda yer almış, kimi zaman değişik siyasi yaklaşımları benimsemiş olan kişilerin olduğu kolayca görülebilecektir. Günlük siyasi çekişmelerin, kişiler arası her türlü ayırım ve ayrıcalığın dışında kalmayı ilke edinen Masonluğun insan sevgisi, özgürlük, eşitlik gibi temel ilkeler dışında bir yaklaşımı benimsemesinin mümkün olmadığının belki de en güzel göstergesi budur.
Aşağıda Türkiye’de tanınmış halen hayatta olmayan bazı Masonlar sıralanmaktadır. Bu isimlerin bilimin, düşüncenin evrenselliğini ortaya koyan birer örnek oluşturduğu açıkça görülmektedir.
Devlet Adamları ve Politikacılar
33.Osmanlı Padişahı V.Murad,
Şehzade Kemalettin Efendi,
Şehzade Nurettin Efendi,
5.Murad’ın Başmabeyincisi Ahmet Seyid,
Sadrazam Koca Mustafa Reşit Paşa,
Sadrazam Âli Paşa,
Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa,
Sadrazam Tunuslu Ethem Paşa,
Sadrazam Hayrettin Paşa,
Sadrazam Mithat Paşa,
Sadrazam Ahmet Vefik Paşa,
Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa,
Sadrazam Talat Paşa,
Maliye, Maarif ve Evkaf Nazırı M.Raşit Arer,
Bahriye Nazırı Cemal Paşa,
Maliye Nazırı Cavit Bey,
Maliye Nazırı Tevfik Bey,
Hariciye Nazırı Ahmet Nesimi Sayman,
Nafia Nazırı Ali Münif,
Posta Nazırı Kirkor Agaton,
Devlet Adamı ve Yazar Ethem Pertev Paşa,
Devlet Adamı ve Musikişinas Prens Mehmet Abdülhalim Paşa, Prens Aziz Hasan Paşa,
Devlet Adamı ve Şair Süleyman Asaf,
Şam Valisi ve Abdülhamid’in Damadı olan Damat Ahmet Nami Bey,
Ankara Valisi Reşit Paşa,
İttihat ve Terakki Fırkası Umumi Katibi Mithat Şükrü Bleda,
Maliye Müsteşarı Faik Süleyman,
Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi,
Büyük Millet Meclisi Reisi Kazım Özalp,
Başbakan Hasan Saka,
Başbakan Suat Hayri Ürgüplü,
Adalet Bakanı Mümtaz Ökmen,
Başbakan Yardımcısı Akif İyidoğan,
Dışişleri Bakanı Bekir Sami Daça,
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras,
Dışişleri Bakanı Selim Sarper,
İçişleri Bakanı Mehmet Cemil Uybadın,
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya,
Adalet Bakanı Hasan Menemencioğlu,
Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar,
Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati,
Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel,
Milli Savunma Bakanı Münir Birsel,
Milli Savunma Bakanı Hulusi Köymen,
Tarım Bakanı Reşat Muhlis Erkmen,
Çalışma Bakanı Mümtaz Tarhan,
Ticaret Bakanı Zühtü Velibeşe,
Ticaret Bakanı Ahmet Dallı,
Bakan, Milli Emniyet Başkanı Celal Tevfik Karasapan,
Atatürk’ün Yaveri, Bolu Milletvekili Cevat Abbas Gürer,

Askerler
Humbaracı Ahmet Paşa (Comte de Bonneval),
İngiliz Amirali ve Türk Müşiri olan Hobart Paşa,
Abdülaziz’in Başmabeyincisi Namık Paşazade Hüseyin Cemil Paşa,
Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa,
Müşir Fuat Paşa,
Cihan Harbi’nde Kafkas Cephesi’nde şehit olan Hüseyin Hüsnü Paşa,
Birinci Ordu Komutanı Ali İhsan Sabis Paşa,
Jandarma Genel Komutanı Ali Remzi Yiğitgüder Paşa,
Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan Paşa,
Münakalat Vekili Yümni Üresin Paşa,
Yüksek Şura Üyesi Eşref Manas Paşa,
 
Bilim Adamları
Bilgin ve Devlet Adamı Mehmet Tahir Münif Paşa,
Tıp Doktoru Dr.Antranik Gırcikyan Paşa,
Ülkemizde yeni eğitim yöntemlerini getiren Selim Sabit Efendi,
Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kurucularından Mehmet Ali Baba,
Sözlükçü, Yazar Hüseyin Kazım Kadri,
TTK Başkanlığı yapmış olan Hasan Cemil Çambel,
İktisat Profesörü Mustafa Zühtü İnhan,
Tıp Profesörü Neşet Ömer İrdelp,
Coğrafya Profesörü Faik Sabri Duran,
Psikoloji Profesörü Mustafa Şekip Tunç,
İTÜ Rektörü Mustafa İnan,
Tıp Profesörü M.Kemal Öke,
Eğitimci, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Hayrullah Örs,
Hukuk Profesörü Vasfi Raşit Sevig,
Tıp Profesörü, Rektör ve daha sonra milletvekilliği de yapmış olan Besim Ömer Akalın,
Tıp Profesörü Niyazi İsmet Gözcü,
Fen Fakültesi Dekanı Hüseyin Hamit,
Rektörlük de yapmış olan Profesör Mustafa Hulki Erem,
Y.Müh., Rektör Suphi Kamil,
Ord.Prof.Dr. Burhanettin Toker,
Fizik Profesörü Salih Murat Uzdilek,
Ord.Prof.Dr. Fahri Arel,
Prof.Dr.Muzaffer Şevki,
Matematik Profesörü, Dekan Kerim Erim,
Müzikolog Cevad Memduh Altar,
Tıp Profesörü ve Rektör Kazım İsmail Gürkan,
İktisat Profesörü Mehmet Ali Özeken,
Tarih Profesörü ve TTK Başkanı Enver Ziya Karal

Şairler & Yazarlar
Gazeteci ve Yazar Şinasi,
Şair ve Devlet Adamı Ziya Paşa,
Gazeteci ve Yazar Teodor Kasap,
Büyük Vatan Şairi Namık Kemal,
Tiyatrocu ve Yazar Güllü Agop,
Yazar Mehmet Emin Bey,
Yazar ve Gazeteci Ahmet Rasim,
Lügatçı ve Yazar Diran Kelekyan,
Milli Şair Mehmet Emin Yurdakul,
Yazar ve Filozof Rıza Tevfik,
Yazar ve Gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın,
Yazar ve Sosyolog Ziya Gökalp,
Şair ve Noter Mithat Cemal Kuntay,
Yazar ve Gazeteci Ahmet Emin Yalman,
Yazar ve Öğretmen Reşad Nuri Güntekin,
Yazar ve Gazeteci Agah Sırrı Levent,

Sanatçılar
Müzisyen Şükrü Şenozan,
Ressam Ali Sami Boyar,
Ressam Nazmi Ziya Güran,
Ressam, GSA Müdürü Namık İsmail,
Sahne Sanatçısı Behzat Butak,
İ.Galip Arcan,
Karikatürist Ramiz Gökçe,
Opera Sanatçısı Nurullah Şevket Taşkıran,
Müzisyen Mesut Cemil Tel,
Piyanist Mithat Fenmen,
Sinema Sanatçısı Ayhan Işık,
Orkestra Şefi Orhan Tanrıkulu,
Heykeltraş Haluk Tezonar,

Mason Din Adamları
Şeyhülislam Musa Kazım Efendi,
Şeyhülislam İzzettin Efendi,
Şeyhülislam Hayri Efendi,
Berlin Sefareti Baş İmamı Mustafa Hafız Şükrü,
Sefaret İmamı Haşim Veli,
Müderris Mahmut Esad Efendi,

Eğitimci Masonlar
Muvaffak Benderli,
Yontov Garti,
Hikmet Gürtav,
Mehmet Ali Kırca,
Celal Öget,
Halit Sarıkaya,
Ali Teoman

Sultan V.Murad
 
 Şeyhülislam İzzettin Efendi
Şeyhülislam Musa Kazım Efendi
Gazi Osman Paşa
Mithat Paşa
Namık Kemal
Ziya Paşa
Mustafa Necati
Suat Hayri Ürgüplü
Hasan Âli Yücel
Selim Sırrı Tarcan
Reşat Nuri Güntekin

Yazı kategorisi: MASONLAR | 1 Yorum »

ÜNLÜ TÜRK MASONLAR!-1

Yazan: muzunay Haziran 29, 2007

Tabii Bu masOnların Listesini sunarken Şunlari belirteLimki Türkiyedeki tum Kurumların İçinde Masonlar mevcuttur vede en yüksek tepelerde Görev yapmaktadırlar. özeLLiklen Bu güçleRden örnek vermek Grekirse emekLi Oramiral Güven erkaya örneğidir Türkiyenin en öneMli kurumunda en tepede görev yapmiş vede ülkemizi türlü bahaneler uydurarak 20 yıl Geriye götüren 28 Şubatçıların beyin merkezidir günümüzün masonları her ne kadar tam olarak yazamasakta http://www.turksanal.com olarak Ünlü türk masonlarını yazmak istedik vede Buraya bakaraktan günümüzdeki durumu değerlendirin Lütfen.. İşte Türkiye”deki ünlü masonların listesi Padişah bile masondu Devlet adamları ve politikacılar * Osmanlı Padişahı V.Murad * Şehzade Kemalettin Efendi * Şehzade Nurettin Efendi * 5.Murad”ın Başmabeyincisi Ahmet Seyid * Sadrazam Koca Mustafa Reşit Paşa * Sadrazam Ali Paşa * Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa * Sad. Tunuslu Ethem Paşa * Sadrazam Hayrettin Paşa * Sadrazam Mithat Paşa * Sadrazam Ahmet Vefik Paşa * Sadrazam 1. Hakkı Paşa * Sadrazam Talat Paşa * Maliye, Maarif ve Evkaf Nazırı M.Raşit Are * Bahriye Nazırı Cemal Paşa * Maliye Nazırı Cavit Bey * Maliye Nazırı Tevfik Bey * Hariciye Nazırı Ahmet Nesimi Sayman * Nafia Nazırı Ali Münif * Posta Nazırı Kirkor Agaton * Devlet Adamı ve Yazar Ethem Pertev Paşa * Devlet Adamı ve Musikişinas Prens M.Abdülhalim Paşa * Prens Aziz Hasan Paşa, * Devlet Adamı ve Şair Süleyman Asaf * Şam Valisi ve Abdülhamid”in Damadı olan Damat Ahmet Nami Bey * Ankara Valisi Reşit Paşa * İttihat ve Terakki Fırkası Umumi Katibi Mithat Şükrü Bleda * Maliye Müs. Faik Süleyman, * Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi * Büyük Millet Meclisi Reisi Kazım Özalp * Başbakan Hasan Saka * Başbakan S. Hayri Ürgüplü * Adalet Bakanı Mümtaz Ökmen * Başbakan Yardımcısı Akif İyidoğan * Dışişleri Bakanı Bekir Sami Daça * Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras * Dışişleri Bakanı Selim Sarper * İçişleri Bakanı Mehmet Cemil Uybadın * İçişleri Bakanı Şükrü Kaya * Adalet Bakanı Hasan Menemencioğlu * Milli Eğ. Bakanı Vasıf Çınar * Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati * Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel * Milli Savunma Bakanı Münir Birsel * Milli Savunma Bakanı Hulusi Köymen * Tarım Bakanı Reşat Muhlis Erkmen * Çalışma Bakanı Mümtaz Tarhan * Tic. Bakanı Zühtü Velibeşe * Tic. Bakanı Ahmet Dallı * Milli Emniyet Bakanı Celal Tevfik Karasapan * Atatürk”ün Yaveri, Bolu Milletvekili Cevat Abbas Gürer Askerler * Humbaracı Ahmet Paşa * İngiliz Amirali ve Türk Müşiri olan Hobart Paşa * Abdülaziz”in Başmabeyincisi Namık Paşazade * Hüseyin Cemil Paşa * Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa * Müşir Fuat Paşa * Cihan Harbî”nde Kafkas Cephesi”nde şehit olan Hüseyin Hüsnü Paşa * Birinci Ordu Komutanı Ali İhsan Sabis Paşa * Jandarma Genel Komutanı Ali Remzi Yiğitgüder Paşa * Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan Paşa * Münakalat Vekili Yümni Üresin Paşa * Yüksek Şura Üyesi Eşref Manas Paşa Bilim adamları * Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu”nun kurucularından Mehmet Ali Baba * Sözlükçü, Yazar Hüseyin Kazım Kadri * TTK Başkanlığı yapmış olan Hasan Cemil Çambel * İktisat Profesörü Mustafa Zühtü İnhan * Tıp Profesörü Neşet Ömer İrdelp * Coğrafya Profesörü Faik Sabri Duran * Psikoloji Profesörü Mustafa Sekip Tunç * İTÜ Rektörü Mustafa İnan * Tıp Profesörü M.Kemal Öke * Eğitimci, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Hayrullah Örs * Hukuk Profesörü Vasfi Raşit Seviğ * Tıp Profesörü Besim Ömer Akalın * Tıp Profesörü Niyazi İsmet Gözcü * Fen Fakültesi Dekanı Hüseyin Hamit * Rektörlük de yapmış olan Profesör Mustafa Hulki Erem * Y.Müh., Rektör Suphi Kamil * Ord. Prof .Dr. Burhanettin Toker * Fizik Profesörü Salih Murat Uzdilek * Ord.Prof.Dr. Fahri Arel * Prof.Dr.Muzaffer Şevki * Matematik Profesörü Dekan Kerim Erim * Müzikolog Cevad Memduh Altar * Tıp Profesörü ve Rektör Kazım İsmail Gürkan * İktisat Profesörü Mehmet Ali Özeken * Tarih Profesörü ve TTK Başkanı Enver Ziya Karal Şairler&yazarlar * Şinasi * Ziya Paşa * Teodor Kasap * Namık Kemal * Güllü Agop * Mehmet Emin Bey * Ahmet Rasim * Diran Kelekyan * Mehmet Emin Yurdakul * Rıza Tevfik * Hüseyin Cahit Yalçın * Ziya Gökalp * Mithat Cemal Kuntay * Ahmet Emin Yalman * Reşad Nuri Güntekin * Agah Sırrı Levent Sanatçılar * Şükrü Şenozan * Ali Sami Boyar * Nazmi Ziya Güran * Namık İsmail * Behzat Butak * İ.Galip Arcan * Ramiz Gökçe * Nurullah Şevket Taşkıran * Mesut Cemil Tel * Mithat Fenmen * Ayhan Işık * Orhan Tanrıkulu * Haluk Tezonar Dim adamları * Şeyhülislam Musa Kazım Efendi * Şeyhülislam İzzettin Efendi * Şeyhülislam Hayri Efendi * Berlin Sefareti Baş İmamı Mustafa Hafız Şükrü * Sefaret İmamı Haşim Veli * Müderris Mahmut Esad Efendi Eğitimciler * Muvaffak Benderli * Yontov Garti * Hikmet Gürtav * Mehmet Ali Kırca * Celal Öget * Halit Sarıkaya * Ali Teoman

Yazı kategorisi: MASONLAR | » yorum bırak;

meşhur masonlar..

Yazan: muzunay Haziran 29, 2007

meşhur masonlar..

SİYÂSİLER
Rahşan Ecevit
İsmail Cem
Tansu Çiller
Şükrü Sina Gürel
Ercan Karakaş
Bülent Tanla
Coşkun Kırca
Kemal Derviş
Câvid Bey
Nuri Conker
Ahmet İsvan
Osman Kibar
Hayrettin Erkmen
Turan Güneş
Sebâti Ataman
Emre Gönensay
Naim Talû
Salih Bozok
Aka Gündüz
Turhan Kapanlı
Mithad Şükrü Bleda
Sümer Oral
Ali Dinçer
Ekrem Alican
Cem Kozlu
Fatin Rüştü Zorlu
Sabiha Sertel
Ş. Hüsnü Değmer
Kıbrıslı Kâmil Paşa
Ahmed Vefik Paşa
Faik Nüzhet
Tayyibe Gülek
SİNEMA-TİYATRO
Haldun Dormen
Hulûsi Kentmen
Ayhan Işık
Kenan Işık
Aziz Rutkay
Doğa Rutkay
Aziz Basmacı
Yıldız Kenter
Müşfik Kenter
Leyla Gencer
Halûk Bilginer
Memduh Yükman
TELEVİZYON
Ali Kırca
Ali Baransel
M. Ali Birand
Murat Birsel
Deniz Arman
BÜROKRASİ
Gazi Erçel
Metin Yalman
Osman Olcay
Osman Kulin
Sadun Terem
Kaya Toperi
Gaazi Yaşargil
S. Kâni İrtem
Onur Öymen
Özdem Sanberk
Hüseyin Poroy

GAZETECİLER
Güneri Civaoğlu
Cüneyt Arcayürek
Ahmed Emin Yalman
Cengiz Çandar
Canan Barlas
Altan Öymen
Örsan Öymen
Abdi İpekçi
Nail Güreli
Güngör Mengi
Yusuf Ziya Ortaç
Ali Sirmen
Aydin Emeç
Çetin Emeç
Ülkü Arman
Sedat Simâvî
Erol Simâvî
Ali Nâci Karacan
Nadir Nâdi Abalıoğlu
Yunus Nâdi Abalıoğlu
Ali Gevgilli
Ruhat Mengi
Leyla Umar
İlker Sarıer
Hasan Tahsin
Murat Birsel
Fazlı Necib
Necmi Tanyolaç
Yılmaz Çetiner

EĞLENCE
Sezen Aksu
Nilüfer
Burak Kut
Neco
Sibel Egemen
Ciğdem Talu
Egemen Bostancı
Murat Arkan
Perran Kutman
Harika Avcı
Ozan Orhon
Işıl Özışık

SERBEST MESLEK
Atilla Dorsay
Cemil İpekçi
Uğur Civelek
Yıldırım Mayruk
Muvaffak Benderli

KARİKATÜRİSTLER
Cemal Nadir Güler
Semih Poroy
Ali Ulvi Ersoy
Altan Erbulak
Tekin Aral
Oğuz Aral
Piyale Madra
Bedri Koraman

SANAYİCİ – İŞADAMI
Nejat Eczacıbaşı
Bülent Eczacıbaşı
Feyyaz Berker
Feyyaz Tokar
Cem Boyner
Ali Koçman
Dinç Bilgin
Can Paker
Ömer Çavuşoğlu
Halil Bezmen
Dilber Ailesi
Rona Yırcalı
Selahattin Göktuğ
Fuad Sâdıkoğlu
Ferdi Vardarman
Öner Akgerman
M. Cemil Merzeci
Ziya Taşkent
Cem Uzan
Ali Koç

YAZARLAR
Hâlide Edip Adıvar
Orhan Pamuk
Yaşar Kemal
Muazzez Berkand
Nâzım Hikmet Ran
Azra Erhat
Vedat Nedim Tör
Yaşar Nâbi Nayır
Celal Sâhir Erozan
Emil Galip Sandalcı
Ali Cânip Yöntem
A. Hamid Tarhan
Şinasî

ÜNIVERSİTE
Kemal Gürüz
Kemal Alemdaroğlu
Nermin Abadan-Unat
Sulhi Dönmezer
Talât Halman
Gündüz Gedikoğlu
Eser Karakaş
H.Veldet Velidedeoğlu
Sıddık Sâmi Onar
İlhan Arsel
Sâhir Erman
Bülent Tanör
Nur Serter
Tunç Erem

ASKERLER
Çevik Bir
Ali Fuad Cebesoy
Am. Sait Halman
Tuğg. Halit Göktuğ
Yarb. Selim Soley
Tümg. Ömer Z. Dorman
Kur.Alb. Osman Köksal
Tümg. Sırrı Öktem
Gen. Cahid Tokgöz
Gen. Zeki Soydemir
Güven Erkaya
Refik Tulga
İsmail Toker

SİYÂSİLER
Rahşan Ecevit
İsmail Cem
Tansu Çiller
Şükrü Sina Gürel
Ercan Karakaş
Bülent Tanla
Coşkun Kırca
Kemal Derviş
Câvid Bey
Nuri Conker
Ahmet İsvan
Osman Kibar
Hayrettin Erkmen
Turan Güneş
Sebâti Ataman
Emre Gönensay
Naim Talû
Salih Bozok
Aka Gündüz
Turhan Kapanlı
Mithad Şükrü Bleda
Sümer Oral
Ali Dinçer
Ekrem Alican
Cem Kozlu
Fatin Rüştü Zorlu
Sabiha Sertel
Ş. Hüsnü Değmer
Kıbrıslı Kâmil Paşa
Ahmed Vefik Paşa
Faik Nüzhet
Tayyibe Gülek
SİNEMA-TİYATRO
Haldun Dormen
Hulûsi Kentmen
Ayhan Işık
Kenan Işık
Aziz Rutkay
Doğa Rutkay
Aziz Basmacı
Yıldız Kenter
Müşfik Kenter
Leyla Gencer
Halûk Bilginer
Memduh Yükman
TELEVİZYON
Ali Kırca
Ali Baransel
M. Ali Birand
Murat Birsel
Deniz Arman
BÜROKRASİ
Gazi Erçel
Metin Yalman
Osman Olcay
Osman Kulin
Sadun Terem
Kaya Toperi
Gaazi Yaşargil
S. Kâni İrtem
Onur Öymen
Özdem Sanberk
Hüseyin Poroy

GAZETECİLER
Güneri Civaoğlu
Cüneyt Arcayürek
Ahmed Emin Yalman
Cengiz Çandar
Canan Barlas
Altan Öymen
Örsan Öymen
Abdi İpekçi
Nail Güreli
Güngör Mengi
Yusuf Ziya Ortaç
Ali Sirmen
Aydin Emeç
Çetin Emeç
Ülkü Arman
Sedat Simâvî
Erol Simâvî
Ali Nâci Karacan
Nadir Nâdi Abalıoğlu
Yunus Nâdi Abalıoğlu
Ali Gevgilli
Ruhat Mengi
Leyla Umar
İlker Sarıer
Hasan Tahsin
Murat Birsel
Fazlı Necib
Necmi Tanyolaç
Yılmaz Çetiner

EĞLENCE
Sezen Aksu
Nilüfer
Burak Kut
Neco
Sibel Egemen
Ciğdem Talu
Egemen Bostancı
Murat Arkan
Perran Kutman
Harika Avcı
Ozan Orhon
Işıl Özışık

SERBEST MESLEK
Atilla Dorsay
Cemil İpekçi
Uğur Civelek
Yıldırım Mayruk
Muvaffak Benderli

KARİKATÜRİSTLER
Cemal Nadir Güler
Semih Poroy
Ali Ulvi Ersoy
Altan Erbulak
Tekin Aral
Oğuz Aral
Piyale Madra
Bedri Koraman

SANAYİCİ – İŞADAMI
Nejat Eczacıbaşı
Bülent Eczacıbaşı
Feyyaz Berker
Feyyaz Tokar
Cem Boyner
Ali Koçman
Dinç Bilgin
Can Paker
Ömer Çavuşoğlu
Halil Bezmen
Dilber Ailesi
Rona Yırcalı
Selahattin Göktuğ
Fuad Sâdıkoğlu
Ferdi Vardarman
Öner Akgerman
M. Cemil Merzeci
Ziya Taşkent
Cem Uzan
Ali Koç

YAZARLAR
Hâlide Edip Adıvar
Orhan Pamuk
Yaşar Kemal
Muazzez Berkand
Nâzım Hikmet Ran
Azra Erhat
Vedat Nedim Tör
Yaşar Nâbi Nayır
Celal Sâhir Erozan
Emil Galip Sandalcı
Ali Cânip Yöntem
A. Hamid Tarhan
Şinasî

ÜNIVERSİTE
Kemal Gürüz
Kemal Alemdaroğlu
Nermin Abadan-Unat
Sulhi Dönmezer
Talât Halman
Gündüz Gedikoğlu
Eser Karakaş
H.Veldet Velidedeoğlu
Sıddık Sâmi Onar
İlhan Arsel
Sâhir Erman
Bülent Tanör
Nur Serter
Tunç Erem

ASKERLER
Çevik Bir
Ali Fuad Cebesoy
Am. Sait Halman
Tuğg. Halit Göktuğ
Yarb. Selim Soley
Tümg. Ömer Z. Dorman
Kur.Alb. Osman Köksal
Tümg. Sırrı Öktem
Gen. Cahid Tokgöz
Gen. Zeki Soydemir
Güven Erkaya
Refik Tulga
İsmail Toker

Yazı kategorisi: MASONLAR | 8 Yorum »

TÜRKİYEDE MASONLUK

Yazan: muzunay Haziran 29, 2007

TÜRKİYEDE MASONLUK

MASONLUKUluslararası bir menfaat kuruluşu. Bünyesine özel vasıflı ve seçkin insanları alarak geniş bir teşkilatlanma içerisine giren masonlar, dünyanın hemen her yerinde seslerini ve etkilerini duyurmuşlardır.

Masonluk, Yahudiliğin gizli faaliyet gösteren bir örgütüdür. Bütün rütbelerini, sembollerini muharref Tevrat’tan almıştır. Giriş törenleri Tevrat doktrinine uygun olarak yapılır.

Masonlar, Yahudilerle olan bağlarını sürekli inkâr etmekte ve onlarla hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia etmektedirler. Eğer Yahudilerle olan bağları anlaşılırsa, toplum tarafından hoş karşılanmayacaklardır. Bunun yerine kendilerini bir hayır kurumu, bir kardeşlik, yardımlaşma cemiyeti olarak topluma lanse etmeye çalışmaktadırlar.

Masonlar yalnızca üyelerine mahsus olarak çıkarttıkları Mimar Sinan, Türk Mason Dergisi, Akasya, Büyük Şark gibi dergilerde, Yahudilerle olan bağlarını açıkça ifade etmektedirler. “Ritüellerimizde Tevrat’tan sayısız alıntılar mevcuttur” (Mimar Sinan, Sayı 47, s. 39).

Tevrat’ın, Yahudi ırkının bir ideoloji ve doktrin kitabı olduğunu öncelikle belirtmekte fayda vardır. Bu ideolojinin siyaset sahnesindeki ismi Siyonizmdir. Siyonizm, Masonluk hep Tevrat’tan kaynaklanan felsefenin uygulamadaki örnekleridir.

Bozulmuş ve değiştirilmiş Tevrat’ta Yahudi ırkının dünya milletlerine yapması emredilen vahşet ve katliam şekilleri ayrıntılı bir biçimde belirtilirken, gizli, dikkat çekmeyecek yöntemler de detaylarıyla anlatılmış, çeşitli yollar gösterilmiştir. Bu yöntemler uygulandığında milletler içten çökertilecek ve ne hedef alınan milletler bunu farkedebilecek, ne de olayların arkasında bir Yahudinin ismi duyulacaktır.

Sadece kendi gizli kaynaklarında Yahudilikle ilişkileri anlaşılan Masonluk, işte Yahudiliğin Tevrat’ın telkinlerini aynen benimseyen ve gizli faaliyet gösteren kollarından biridir.

Masonlar, Yahudilikle olan alâkalarını gizli tutmayı lüzumlu görmektedirler. Çünkü Siyonizm ile aynı amacın güdüldüğünü anlatarak faaliyet göstermek yerine, yardım kuruluşlarını paravan yapıp hayırsever kişiler görünümü altında bu amaca hizmet etmek kendileri açısından daha verimli sonuçlar doğurmaktadır.

Masonluk, esas itibariyle Yahudi olmayan birtakım insanları bir gizli dernek çatısı altında toplayıp, eğiterek, onları herhangi bir sahada Yahudiliğe ve Yahudilik ideallerine hizmet eder hale getirmek için verilen bir tedris usulüdür.

Siyonistler, Yahudilik kavramıyla beraber, Siyonizm hedeflerinin insanları ilk planda ürkütebileceğini düşünerek kendi tanımlamalarıyla, toplum içerisinde başarılı olmuş, meslek sahibi, zengin, saygılı kişilerle, kardeşlik, dostluk, barış gibi insanlara sıcak gelen kavramlarla Masonluk bünyesinde ve Rotary, Lions, Liones gibi kulüpler aracılığıyla çalışmalarını sürdüregelmişlerdir. Böylece hem Siyonist hedefleri ilk planda öne çıkarmamış olmak ve hem de Yahudi olmayan insanlar vasıtasıyla Yahudilik ideallerine hizmet ettirmiş olmak amacını gerçekleştirmişlerdir (Ali Uğur, Masonluk, Soruşturma Dış Politika dergisi, s. 3).

Ütopist mahiyette insanlık, dünya vatandaşlığı, enternasyonalizm gibi kozmopolit ilkeleri benimsediğini iddia eden, ancak aynı teşkilat mensuplarını kardeş gören ve teşkilat içindekilere yardımcı olan; inanç ve vicdan hürriyeti mücadelesinde bulunmakla beraber, Masonluk imanını benimsetmek isteyen; umumiyetle liberal, kapitalist, kendi inancına uymak şartıyla imtiyazlı; oligarşik olmakla beraber sözde demokrat görünen; ehliyet, liyakat, fazilet esaslarına, Mason kardeşliğini tercih eden; malî imkânları ve elemanları geniş bir teşkilata sahip, disiplinli, otoriter, beynelmilel hüviyetteki bu kurum, gizli, esrarengiz birtakım gelenek ve sembollere sahip bulunuyor. Bu sembollerin köklerinin (üçgen, nur, altı köşeli yıldız, akasya, duvarcılık, hiram-mabet şekli vs.) eski Mısır ve Yahudi geleneklerine dayandığı Masonluk yayınlarında belirtilmiştir. Masonluk, insanlığı bir bütün olarak görmek istemesine rağmen yalnız birbirini kardeş tanıması, ehliyet, liyakat vb. vasıflar yerine locaya mensup olduğu için himaye görmesi, bir tehlike anında veya bir yardım isteğinde kendi milletine karşı da olsa, loca mensubunun yardımına yönelinmesi, kozmopolit mahiyeti, biricik hakikatin yalnız Masonluk ilkelerinde görülmesi, zaman zaman din ve milliyet aleyhindeki tutumu dolayısiyle, localarda Yahudilerin, dönmelerin bilhassa önemli mevkilerde bulunması gibi sebeplerle, itirazlara uğramış ve Yahudi emellerine, ülkülerine vasıta olduğu İsrail devletinin kurulması için bir araç olarak kullanıldığı ve Yahudiliğin beynelmilel himayesinin arka planda bulunduğu ileri sürülerek tenkid edilmiştir (Ömer Rıza Doğrul, Eski Mısır’da Masonluk İzleri, Selâmet Mahfilinde Dört Konferans, İstanbul 1930, s. 4).

1717′de kökleri çok eski olduğu halde İngilterede kurulup geliştirilen Masonluk, İngiltere Yahudileri yanında, İngiliz Emperyalizminin sömürgeciliğinin yanında, her tarafta ajanlar, sempatizanlar, aldatılanlar, yanıltılanlar elde ederek gelişmiş ve İngiliz uyduluğuna bilerek bilmeyerek hizmete sevkedilmişlerdir. Aynı şekilde Amerika’da da Mason localarına Yahudiler kesinlikle hâkimdir. Orada da ticarî, iktisadî, siyâsî mevki sahip olmak isteyenler onun desteğine muhtaç hale getirilmişlerdir.

1822-1884 yıllarında ilân edilen Anayasa ve arkasından yapılan seçimler sırasında meclis tutanakları gözden geçirilirse, Rumların, Ermenilerin ve diğer azınlıkların nasıl çıkar ve bölünme doğrultusunda gayret sarfettikleri anlaşılır. Bu konuda önemli rolü bulunan Mithat Paşa’nın kimliği bir hayli enteresandır. Macaristanlı bir hahamın oğlu olan Mithat Paşa, Türk devletinde yenilikler yapmağa başlamıştır. Yahudi prensiplerine dayanan mektepler açtırmış ve mekteplerde ihtilacı doktrinleri öğretmiştir. Mithat Paşa, Jön Türkler partisini kurmuştur. Bütün Avrupa’da kendi sırdaşı olan Simon Deutch’un talimatıyla yapılmıştır. Sultan Abdülaziz’in katli, Mithat Paşa’nın gözü önünde gerçekleştirilmiştir (Kemal Fedai Coşkuner, Yakın Tarihimiz ve Siyonizm, Orta Doğu, 10 Ocak 1976).

3 Kasım 1839 Sultan Abdülmecid’in tecrübesizliğinden istifade eden Mustafa Reşit Paşa’nın gayretiyle Tanzimat Fermanı ilân edildi. Bunun üzerine yabancı kuruluşlar, azınlıklar kuvvetlendi. Bu hareketi benimseyenlerce buna “Tanzimatı Hayriye” adı takıldı. Kozmopolitlik, yabancı etkisi ve aşağılık duygusu yayıldı. Bu sebeple buna “Tanzimatı Şerriyye” diyenler de vardır. Tanzimatı ilân eden Mustafa Reşit Paşa, İskoçya Mason locasına mensup bir kimseydi (Prof. Dr. Hikmet Tanyu, Siyonizm ve Türkler, İstanbul Bilge Yayınları, s. I, 281)

Masonluktaki Tanrı anlayışı Deist bir anlayıştır. Deizm ise İslâmlık, Hristiyanlık, Musevilik gibi semavî dinlerdeki Allah inancına bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlayışa göre, kainatı aşan bir varlık vardır. Fakat insanoğlu bu varlığı tam manasıyla bilemez. Onun için bu varlığa yakarılmaz, ondan birşey istenmez ve onun insanları sevmesi, imtihan etmesi beklenemez. Böyle olunca ahiret düşüncesi ve öldükten sonra dirilmek fikri de iptal edilmiş oluyor. Deist anlayışı biraz daha ileri götürdüğümüzde Ateizm noktasına gelirsiniz. Zaten özellikle Fransız locasına kayıtlı masonlarda bu anlayış yaygındır (Yesevizade, Soruşturma, Masonluk, Dış Politika, sayı 3, s. 109).

Sion kelimesi “Allah’ın krallığı” manasına gelir. Tevrat’taki üstün ırkla alâkalı ayetler Siyonizm fikrinin temellerini teşkil etmektedir.

Yahudilerin Allah’ın seçmiş olduğu millet olduğu yolundaki söylentilerin kaynağı Tevrat’ta çeşitli bablar içerisinde yer almaktadır. Bunlardan iki tanesi aşağıdaki şekildedir:

“Ben dedim: Siz ilâhlarsınız ve hepiniz Yüce Allah’ın oğullarısınız. Kalk, ey Allah (ey oğullarım) yeryüzüne hükmet. Zira, milletlerin hepsine sen varis olacaksın” (Mezmur Bab. 82, Âyet. 6-8 s. 598).

“Çünkü sen Allah’ın Rabbe Mukaddes bir kavimsin. Allahın Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden kendisine has kavim olmak üzere seni seçti” (Tesniye Bab. 7, Âyet 6 s. 184).

Yukarıdaki sapık ve ahlâk dışı sözde Tevrat ayetlerine daha yüzlercesini eklemek mümkündür. Bütün bunlar da göstermektedir ki, Masonluk; azmış ve gözü dönmüş Yahudinin Siyonist menfaatleri doğrultusunda ülkelerin yetişkin insanlarını kendine hizmet ettirerek ideallerini gerçekleştirmek yolundadır.
http://www.islamforumu.net/forum/index.php?topic=4303.0

MASONLUKUluslararası bir menfaat kuruluşu. Bünyesine özel vasıflı ve seçkin insanları alarak geniş bir teşkilatlanma içerisine giren masonlar, dünyanın hemen her yerinde seslerini ve etkilerini duyurmuşlardır.

Masonluk, Yahudiliğin gizli faaliyet gösteren bir örgütüdür. Bütün rütbelerini, sembollerini muharref Tevrat’tan almıştır. Giriş törenleri Tevrat doktrinine uygun olarak yapılır.

Masonlar, Yahudilerle olan bağlarını sürekli inkâr etmekte ve onlarla hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia etmektedirler. Eğer Yahudilerle olan bağları anlaşılırsa, toplum tarafından hoş karşılanmayacaklardır. Bunun yerine kendilerini bir hayır kurumu, bir kardeşlik, yardımlaşma cemiyeti olarak topluma lanse etmeye çalışmaktadırlar.

Masonlar yalnızca üyelerine mahsus olarak çıkarttıkları Mimar Sinan, Türk Mason Dergisi, Akasya, Büyük Şark gibi dergilerde, Yahudilerle olan bağlarını açıkça ifade etmektedirler. “Ritüellerimizde Tevrat’tan sayısız alıntılar mevcuttur” (Mimar Sinan, Sayı 47, s. 39).

Tevrat’ın, Yahudi ırkının bir ideoloji ve doktrin kitabı olduğunu öncelikle belirtmekte fayda vardır. Bu ideolojinin siyaset sahnesindeki ismi Siyonizmdir. Siyonizm, Masonluk hep Tevrat’tan kaynaklanan felsefenin uygulamadaki örnekleridir.

Bozulmuş ve değiştirilmiş Tevrat’ta Yahudi ırkının dünya milletlerine yapması emredilen vahşet ve katliam şekilleri ayrıntılı bir biçimde belirtilirken, gizli, dikkat çekmeyecek yöntemler de detaylarıyla anlatılmış, çeşitli yollar gösterilmiştir. Bu yöntemler uygulandığında milletler içten çökertilecek ve ne hedef alınan milletler bunu farkedebilecek, ne de olayların arkasında bir Yahudinin ismi duyulacaktır.

Sadece kendi gizli kaynaklarında Yahudilikle ilişkileri anlaşılan Masonluk, işte Yahudiliğin Tevrat’ın telkinlerini aynen benimseyen ve gizli faaliyet gösteren kollarından biridir.

Masonlar, Yahudilikle olan alâkalarını gizli tutmayı lüzumlu görmektedirler. Çünkü Siyonizm ile aynı amacın güdüldüğünü anlatarak faaliyet göstermek yerine, yardım kuruluşlarını paravan yapıp hayırsever kişiler görünümü altında bu amaca hizmet etmek kendileri açısından daha verimli sonuçlar doğurmaktadır.

Masonluk, esas itibariyle Yahudi olmayan birtakım insanları bir gizli dernek çatısı altında toplayıp, eğiterek, onları herhangi bir sahada Yahudiliğe ve Yahudilik ideallerine hizmet eder hale getirmek için verilen bir tedris usulüdür.

Siyonistler, Yahudilik kavramıyla beraber, Siyonizm hedeflerinin insanları ilk planda ürkütebileceğini düşünerek kendi tanımlamalarıyla, toplum içerisinde başarılı olmuş, meslek sahibi, zengin, saygılı kişilerle, kardeşlik, dostluk, barış gibi insanlara sıcak gelen kavramlarla Masonluk bünyesinde ve Rotary, Lions, Liones gibi kulüpler aracılığıyla çalışmalarını sürdüregelmişlerdir. Böylece hem Siyonist hedefleri ilk planda öne çıkarmamış olmak ve hem de Yahudi olmayan insanlar vasıtasıyla Yahudilik ideallerine hizmet ettirmiş olmak amacını gerçekleştirmişlerdir (Ali Uğur, Masonluk, Soruşturma Dış Politika dergisi, s. 3).

Ütopist mahiyette insanlık, dünya vatandaşlığı, enternasyonalizm gibi kozmopolit ilkeleri benimsediğini iddia eden, ancak aynı teşkilat mensuplarını kardeş gören ve teşkilat içindekilere yardımcı olan; inanç ve vicdan hürriyeti mücadelesinde bulunmakla beraber, Masonluk imanını benimsetmek isteyen; umumiyetle liberal, kapitalist, kendi inancına uymak şartıyla imtiyazlı; oligarşik olmakla beraber sözde demokrat görünen; ehliyet, liyakat, fazilet esaslarına, Mason kardeşliğini tercih eden; malî imkânları ve elemanları geniş bir teşkilata sahip, disiplinli, otoriter, beynelmilel hüviyetteki bu kurum, gizli, esrarengiz birtakım gelenek ve sembollere sahip bulunuyor. Bu sembollerin köklerinin (üçgen, nur, altı köşeli yıldız, akasya, duvarcılık, hiram-mabet şekli vs.) eski Mısır ve Yahudi geleneklerine dayandığı Masonluk yayınlarında belirtilmiştir. Masonluk, insanlığı bir bütün olarak görmek istemesine rağmen yalnız birbirini kardeş tanıması, ehliyet, liyakat vb. vasıflar yerine locaya mensup olduğu için himaye görmesi, bir tehlike anında veya bir yardım isteğinde kendi milletine karşı da olsa, loca mensubunun yardımına yönelinmesi, kozmopolit mahiyeti, biricik hakikatin yalnız Masonluk ilkelerinde görülmesi, zaman zaman din ve milliyet aleyhindeki tutumu dolayısiyle, localarda Yahudilerin, dönmelerin bilhassa önemli mevkilerde bulunması gibi sebeplerle, itirazlara uğramış ve Yahudi emellerine, ülkülerine vasıta olduğu İsrail devletinin kurulması için bir araç olarak kullanıldığı ve Yahudiliğin beynelmilel himayesinin arka planda bulunduğu ileri sürülerek tenkid edilmiştir (Ömer Rıza Doğrul, Eski Mısır’da Masonluk İzleri, Selâmet Mahfilinde Dört Konferans, İstanbul 1930, s. 4).

1717′de kökleri çok eski olduğu halde İngilterede kurulup geliştirilen Masonluk, İngiltere Yahudileri yanında, İngiliz Emperyalizminin sömürgeciliğinin yanında, her tarafta ajanlar, sempatizanlar, aldatılanlar, yanıltılanlar elde ederek gelişmiş ve İngiliz uyduluğuna bilerek bilmeyerek hizmete sevkedilmişlerdir. Aynı şekilde Amerika’da da Mason localarına Yahudiler kesinlikle hâkimdir. Orada da ticarî, iktisadî, siyâsî mevki sahip olmak isteyenler onun desteğine muhtaç hale getirilmişlerdir.

1822-1884 yıllarında ilân edilen Anayasa ve arkasından yapılan seçimler sırasında meclis tutanakları gözden geçirilirse, Rumların, Ermenilerin ve diğer azınlıkların nasıl çıkar ve bölünme doğrultusunda gayret sarfettikleri anlaşılır. Bu konuda önemli rolü bulunan Mithat Paşa’nın kimliği bir hayli enteresandır. Macaristanlı bir hahamın oğlu olan Mithat Paşa, Türk devletinde yenilikler yapmağa başlamıştır. Yahudi prensiplerine dayanan mektepler açtırmış ve mekteplerde ihtilacı doktrinleri öğretmiştir. Mithat Paşa, Jön Türkler partisini kurmuştur. Bütün Avrupa’da kendi sırdaşı olan Simon Deutch’un talimatıyla yapılmıştır. Sultan Abdülaziz’in katli, Mithat Paşa’nın gözü önünde gerçekleştirilmiştir (Kemal Fedai Coşkuner, Yakın Tarihimiz ve Siyonizm, Orta Doğu, 10 Ocak 1976).

3 Kasım 1839 Sultan Abdülmecid’in tecrübesizliğinden istifade eden Mustafa Reşit Paşa’nın gayretiyle Tanzimat Fermanı ilân edildi. Bunun üzerine yabancı kuruluşlar, azınlıklar kuvvetlendi. Bu hareketi benimseyenlerce buna “Tanzimatı Hayriye” adı takıldı. Kozmopolitlik, yabancı etkisi ve aşağılık duygusu yayıldı. Bu sebeple buna “Tanzimatı Şerriyye” diyenler de vardır. Tanzimatı ilân eden Mustafa Reşit Paşa, İskoçya Mason locasına mensup bir kimseydi (Prof. Dr. Hikmet Tanyu, Siyonizm ve Türkler, İstanbul Bilge Yayınları, s. I, 281)

Masonluktaki Tanrı anlayışı Deist bir anlayıştır. Deizm ise İslâmlık, Hristiyanlık, Musevilik gibi semavî dinlerdeki Allah inancına bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlayışa göre, kainatı aşan bir varlık vardır. Fakat insanoğlu bu varlığı tam manasıyla bilemez. Onun için bu varlığa yakarılmaz, ondan birşey istenmez ve onun insanları sevmesi, imtihan etmesi beklenemez. Böyle olunca ahiret düşüncesi ve öldükten sonra dirilmek fikri de iptal edilmiş oluyor. Deist anlayışı biraz daha ileri götürdüğümüzde Ateizm noktasına gelirsiniz. Zaten özellikle Fransız locasına kayıtlı masonlarda bu anlayış yaygındır (Yesevizade, Soruşturma, Masonluk, Dış Politika, sayı 3, s. 109).

Sion kelimesi “Allah’ın krallığı” manasına gelir. Tevrat’taki üstün ırkla alâkalı ayetler Siyonizm fikrinin temellerini teşkil etmektedir.

Yahudilerin Allah’ın seçmiş olduğu millet olduğu yolundaki söylentilerin kaynağı Tevrat’ta çeşitli bablar içerisinde yer almaktadır. Bunlardan iki tanesi aşağıdaki şekildedir:

“Ben dedim: Siz ilâhlarsınız ve hepiniz Yüce Allah’ın oğullarısınız. Kalk, ey Allah (ey oğullarım) yeryüzüne hükmet. Zira, milletlerin hepsine sen varis olacaksın” (Mezmur Bab. 82, Âyet. 6-8 s. 598).

“Çünkü sen Allah’ın Rabbe Mukaddes bir kavimsin. Allahın Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden kendisine has kavim olmak üzere seni seçti” (Tesniye Bab. 7, Âyet 6 s. 184).

Yukarıdaki sapık ve ahlâk dışı sözde Tevrat ayetlerine daha yüzlercesini eklemek mümkündür. Bütün bunlar da göstermektedir ki, Masonluk; azmış ve gözü dönmüş Yahudinin Siyonist menfaatleri doğrultusunda ülkelerin yetişkin insanlarını kendine hizmet ettirerek ideallerini gerçekleştirmek yolundadır.
http://www.islamforumu.net/forum/index.php?topic=4303.0

Yazı kategorisi: MASONLAR | 1 Yorum »