Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘Gençliğin Karın Ağrısı Durumu’ Kategorisi için Arşiv

Umursamaz Gençlik…

Yazan: muzunay Haziran 12, 2009

Lütfen Aşağıdaki Başlıklara Tıklayınız.
Gençlik nereye gidiyor?
Yeni Jenerasyonun Karın Ağrısı Halleri

Yazı kategorisi: Gençliğin Karın Ağrısı Durumu | Etiketler: | » yorum bırak;

Gençlik nereye gidiyor?

Yazan: muzunay Haziran 12, 2009

Yazarlar – Lale Gül Eroğlu
Çarşamba, 22 Nisan 2009 18:36
Yaşatmak, hızla yol almak ,yaşamak,yaşlanmak. Eskilerden ne kaldı elimizde? Çatlak olan avuçlarımız toprak kokardı, yeşil çimenlerde düşe kalka büyümekten çimen lekeleri vardı. Avuçlarımız küçüktü, çatlak ve çamurluydu fakat gururlu ve yokluk bilen avuçlardı. Hesapsızca açılırdı parmakları, çok şey değildi istenilen. Ufacık bir şeker bile kandırabilirdi avuçları kadar küçük olan yürekleri. 
       Kimi zaman daha üstün kıldım eski çocukluğu şimdilerden. Kimi zaman da düşündüm; büyüklerimiz imrenirler miydi şimdiki çocukluğa diye. Biliyorum ki; şanslı olan hangi nesilde, hangi dönemde olursa olsun ( 80 ler- 90 lar  fark etmez) yokluğu, gururlu olmayı, en önemlisiyse terbiyeyi öğrendiklerinde suç zamanlamanın olmayacaktır.  

         Sözüm ona, eski eğitim öğretim şartlarıyla kıyaslamaya kalkmak çok büyük bir hata olur şimdiyi. Bir eli yağda , bir eli balda okuyan çocuklarımızın anlaşılan hiç avuçları çatlamamış. Kulakların da kulaklık, ellerinde son model cep telefonları, anne babaların da bile olmayan imkanlar, çocuklarımıza iyi fırsatlar yaratmaktan çok asalaklığa teşvik aslında. Gömlekler pantolonun dışında deyim yerindeyse diyemicem,  çünkü tamamen tabir bu olacak; salaş, uçarı bir görünüm, çantalar artık okul çantası değil, klasik kol çantaları, kusursuz sürülen göz kalemleri, rimeller, saçlardaki fön ve röfleler öğrenci olmaktan çok çalışan görüntüsüne büründürmekte. Dışa bakınca içi görmek bile istemiyorum çoğu kez. O küçük ve yeni baştan bilgilerle dolması gereken genç beyinlerin düşüncesi ise o kadar başka ki. Konuşma şekilleri bile biz Türkçemize, dilimize sahip çıkmaya çalışırken çoktan bozulmuş. ‘ ne haber dostum, nasıl gidiyor kanki, bu akşam nereye aksak, yine ciks takılıyorsun’ gibi kelimeler ya da yeni oluşturulmuş deyimler almış başını gidiyor. Böyle bir dönemde doğal karşılanmalı diye düşünmeye çalışıyorum ama nereye gidiyoruz veya ne yapmalıyız? diye sormadan da edemiyorum. 

           Nereye gidiyoruz? Değil bizler ya da bizden önceler; eteğin, pantolonun üstüne gömlek atmak, çantamızda okuldaki aramalarda ayna, tarak olsa hesap sorulurdu. Değil kulağımızda kulaklık cep telefonu hayaldi. Asla okula götürülemez bunu da geçtim alınmazdı bile. Nerde, ne kadar uzakta okuduğunun önemi yok. Her zamanki saatte evde olunacağı bilinirdi. Çünkü güvenilirdi, karşılıklı güven verilirdi. Eğitim nereye gidiyor peki? Düşünmek bile istemezken, eğitimin boyutunun vahim boyutlarda, eksik belki de yanlış olduğunu hissettim. Suçlu ben değilim, benim gibi düşünenlerde değil suçlu olan. O güzelim taze beyinler gördüm ki, avuçları hiç çatlamamış ama beyinleri için aynı şeyleri ifade etmek çok zor. Eğitilmek,öğretilmek yerine ne yaptığını bilmeyen,cahil, şımarık, terbiyeden yoksun, her istediğini alır olmuş fakat istediğinin ne olduğunu bilmeyen bir geleceğe mi gidiyor? 

           Sözüm ona değil, sözüm buna değil, sözüm kime o halde?  İnanın kimlere bilmiyorum. Bildiklerimi sıralıyorum sadece. Sözüm bin bir çile, yokluk, sefalet içinde kurulan Cumhuriyeti emanet alıp, sahip çıkamayan bizlere. Sözüm; her geçen gün görmezden gelmeye çalışarak Türkçemizi, dilimizi harcayan bizlere. Sözüm; bırakılan cennet vatanımızda dökülen kanları ve katledilen koca bir neslin kemiklerini sızlatan bizlere. Sözüm; her şeyi allak bulak edip, tek bir düşünce varlığı altında bizi yönetmeye çalışanları,demokratik seçim hakkını kullanarak, yönetimimizi ellerine veren bizlere. Sözüm; gözümüzü kapatıp çocuklarımızın, gençlerimizin yeniden kanlar dökülmek, nesil tüketmek, ve sefaleti getirmek üzere sonunu hazırlayan ve bizi yönetmeye çalışanları, gözü,kulağı kapalı seyreden herkese. 

         Sözüm; sana Mustafa Kemal Atatürk ; 

    Bıraktığın cumhuriyete, demokrasiye, özgürlüğe, laikliğe, kılığımıza kıyafetimize sahip çıkamadık. Birde bunlar yetmezmiş gibi Seni suçlayanlara, çatlamış beyinlerimizle seçme ve seçilme hakkımızı kullanarak özgürlüğümüzü kısıtlamak üzere yollar açtık. Çünkü biz ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ yerine ‘sen büyüksün büyük düşün’ ilkesini edinir olan bizler; çocuğumuz, yaşlımız, gencimiz, erkeğimiz, kadınımız hep birlikte gidiyoruz. Tek sorun nereye olduğunu bilmiyoruz.   

            Eğitime destek ve emek veren öğretmenler; Atatürk’ün de dediği gibi yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Bu gelecek sizlerin verdiği eğitim ve öğretimle yücelecek,daha bilinçli,özgür beyinler,nereye gittiğini bilen,sağlam adımlarla ilerleyen gençler sizlerin sayesinde yetişecektir.

http://www.aydinses.com/lale-gul-eroglu-/1377-genclik-nereye-gidiyor

Yazı kategorisi: Gençliğin Karın Ağrısı Durumu | Etiketler: , | 1 Yorum »

Yeni Jenerasyonun Karın Ağrısı Halleri

Yazan: muzunay Haziran 12, 2009

Son zamanlarda bir çaresizliktir! kaplamış, beyinlerini, ruhlarını gençlerimizin.Sanal ortamda intihar söylentileri havada uçuşuyor.Gençler, sanal ortamda olsa belki şakada yapıyor olsanız unutmayın bu ortamda sizi anlamaya dinlemeye çalışan bizler gibi insanlarda var Uzun bir zamandır çeşitli forumlarda aktif katılımcı olarak paylaşımlarda bulunuyorum.
Bu forumlardaki karşılaştığım sanal dünyanın, üzücü ama bazı gerçeklerinden üzülerek bahsetmek istiyorum.
Gençlik sanal ortamda hiçte küçümsenmeyecek çoğunlukta, gerek aktif gerek pasif olarak bu dünyanın içinde varolma yarışında.
Biryerde olmasını istediğimiz beklentiydi bu
Malesef bazende onlardan hiç beklemediğimiz davranışlar sergilediklerinide hayretler içinde görünce bir ebeveyn olarak ister istemez düşünmedende edemiyorum.
Ne dir bu kadar çabuk onları hayattan pes ettiren! bizlerin onlara ihtiyacı olduklarınıN farkında değiller mi?
Neden hep saldırganlık içinde varolma savaşı vermek zorunda hissediyorlar kendilerini.
sakinlik bu kadar zormu….
sanal ortamın raconumu bu,saldırganlık anlaşılamamak!
İzlenimlerimden cıkardığım nokta, adolesan grubu genç kızlarımızın sorunlarının daha çoğunlukta olması
hiçkimse araştırma içinde değil bir konu hakkındada bizim bilgimiz olsun tutumundan cok bilmedikleri deneyimi olmadıkları konularda kendilerine cevap hakkı verildiğinde bir yetişkin ve anne olarak verdikleri cevapları görünce üzülüyorum.
Acaba burası sanal ortam diyemi bütün bu sonuçlar cıkıyor!
Girin psikoloji siteleri forumlarına hiç ummadığınız çogunlukta bir yetişkinin bile kaldıramayacagı sorumlulukların ve sorunların altına bulmuşlar nedense kendilerini.
Çogunluk depresyonda! bu konuda da erkek adolesan grubu kız grubuna biraz fark atıyor malesef
Herkes en ufak bir sorunda ölüme koşuyor!
Ölümde çare arıyorlar yada sanal ortam diye bizim gibi dinleyen anlamaya calışan grubu bilerek üzme savaşındalar sanki
Ne oluyor gençler! Niye aslında altında kalkabileceginizi bildiğiniz bir sorunu kendi cabanızla cözmek varken çareyi ilaçlarda arıyorsunuz!
Tek sizmi aşık oldunuz…! tek sizmi işşiz kaldınız…!tek sizmi çaresiz kaldınız…..
Teknolojimi acaba yardımdan çok zarar vermeye başladı
Bizler adolesan çaglarda bir sorunumuz olduğunda, annemize, komşumuza veya arkadaşımıza anlatır rahatlardık büyütmezdik,
şimdi değişen durum ne?
Teknolojinin nimetleri acaba artık gençlerimizi erkenden yetişkin grubunamı sokmaya başladı.
Üzücü bunlar dostlar.
Gençliğin gözü kara, onlardan korkmak istemiyorum.
Bir adolesan annesi olarak kzımdada görüyoyorum bazen bu tür davranışları.
Dersleri etkilenmesin diye, uzun bir süre arkadaşlıkları olan erkek arkadaşıyla, arkadaşlıklarını bir süre askıya almaları gerektiğini oturup uygun bir uslupla anlattığımı sanıyorken! benim güzel kzım hiç sesini cıkarmadan dinledi annesini,lise 2 de ydi ve bu sene üniversiteye hazırlanacağız inşallah.
Zaman geçti benim sevgili kızımın derslerinde başarısızlıklar ,agresif davranışlar ,değişik huylar başladı.
Erkek arkadaşı son sınıfta oldugu için en cokta onu düşünerek böyle bir kararı almak istemiştim oysa
Çok yanlış oldugunun farkına taki erkek arkadaşının bir sabah bileğini kestiğini duydugum zaman anladım!
Ne oldu sonuçta! tekrar arkadaşlıklarını devam etmelerini bu şekildemi gösterdini yani bana!
nedir bu hal gençlik
Size ayrıl diyen mi vardı!
Sizlerin okuyarak bir yerlere gelme zamanınız değilmiydi!
En küçük bir zamanı bile ders çalışarak gecirmeli değilmiydiniz!
Bizleri kimse dersaneye göndermedi gençlik! bizlere ciçekli kalpli defter kaplıkları alınmadı gençlik..!
Bizler kış günü soguk odalarda büzülerek battaniyelerin altında sabahlara kadar kendi cabamızla ders çalıştık gençlik.
Bizler ne büyüklerimize saygısızlık yaptık nede onları utandıracak bir hareket yaptık.
Bizlerde pc yoktu, hatta renkli tv bile yoktu gençlik!
Bizler hayatı kendi cabamızla ögrendik,ama en ufak bir sorunda hiç bir zaman intiharı düşünmedik.
Üzmedik kimseyi gençlik!
Peki sonuç ne oldu? benim sevgili damat adayı çalışamadığı için koca bir senesini emegini boşa harcamadı m? yazık değilmiydi anne ve babasına hangi şartlarda okutuyorlar onlar sizi gençlik hiç düşündünüz mü?
azıcık akıllı olun ne olur…..
Herşeyin bir zamanı var, kimse sizden yardımını zamanı gelince esirgemeyecektir
Bizler sadece sizlerin mutlu olmasını isteriz emin olun
Bir duysa anne ve babalarınız bu acılan topiklerde ölümü düşündüğünüzü! haykırarak anlattıgınızı, üzülmezlermi yıkılmazlarmı gençlik!
Ya kız ergen grubu !en çok hormon değişkliğinde bocalayan grup.
Doğrudürüst bir cinsel bilginiz yok elinizde, teknolojinin nimetleri var dogru şekilde yararlanmak yerine niye yanlışı seciyorsunuz gençlik
Bir candomun hayatınızı nasıl kurtarabilecegini hiç biliyormusunuz?
İntiharını eşiğine sokacak davranışlarda bulundugunuzda nasıl o an korkmadan sonunu düşünmeden aklınıza bu yöntemler gelmiyorsa o zaman sonucunada katlanmasını bilin gençlik.
Ne bizi üzün nede kendinizi üzün
Bakıyorum forumlarda genç kızlarımız hymen diktirme telaşında o küçüçük akıllarıyla
Farkında değiller, büyük bir sorumluluğu omuzlarında taşıyorlar,
anlatamıyorlar ,paylaşamıyorlar bitiriyorlar ve cıkar yol bulamayınca intiharı düşünüyorlar
Yapmayın gençlik, yapmayın ne olur.
Ögrenin artık yapılan atılan adımların sorumluları kendinizsiniz!
Düşünerek atın adımlarınızı, düşünerek….!ama birkere değil
bin defa düşünerek atın ne olur.
Emin olun kazanacaklarınız kaybettiklerinizde çok olacaktır

Üzmeyin artık bizi, ögrenin, arştırın, sorun bilerek yaşayın gençlik!
Sizleri sevdiğimizi ve sizlere ihtiyacımız olduğunuda asla unutmayın.
Hata yapsanızda emin olun yinebiz olacağız yanınızda
http://www.hatunca.net/gelisim-mainmenu-256/gencler-mainmenu-261/1690-nereye-gidiyor-bu-genclik

Yazı kategorisi: Gençliğin Karın Ağrısı Durumu | Etiketler: , , , | 1 Yorum »

Türk Gençliği Çöküşe Gidiyor…

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2008


Magazin diye sunulan rezilliklere aldanan, kontrolsüz hayatlara özenen gençler batakta. Çoğu 15’ine gelmeden enkaza dönüyor…

MAGAZİN programlarını izlemeyen var mı? Hangi kanalı açsanız onlarla karşılaşıyorsunuz, haberlere bile aynı magazinel tipler giriyorlar. Helin Avşar bu programların kraliçesi! Aşk yapıp, olay çıkartarak, sevişme mekânını tuvaletlere taşıyarak paraya para demiyor. Yunanlı Yorgo’yla öpüşmeleri, eşcinsel adasında yaşadıkları her gün karşımızda. Helin’in ne iş yaptığı belli değil, bir dönem “Modacıyım” diye gezindi, sonra şarkıcı olmaya kalkıştı, sonunda garip aşkların kızı oldu. Helin’i havaalanında gördüm, bütün gençler çevresindeydi, sorular soruyorlar, hatıra fotoğrafları çektiriyorlardı. Önemliydi; Çünkü ünlüydü. Zaten günümüzde ün yap da ne yolla yaparsan yap, kimse aldırmıyor. Helin’le bitmiyor magazinin işi, kim kiminle ne yapmış, kim kiminle aşk yaşamış, kim kime ne söylemiş, kim kiminle tartışmış bunları izliyoruz. Yetmiyor, ünsüz gençler de görülüyor. Bodrum’da, Antalya’da, Marmaris’te, Çeşme’de varla yok arası mayolarının sergilediği bedenleri, ellerinde içki şişeleriyle her türlü çılgınlığa yelken açan gençler bunlar… Umutları, ünlüler kervanına katılmak, bunu başarırlarsa bir üniversitede doktora yapmaktan çok sevinecekler, hem böyle bir dünyada eğitimi, doktorayı kim takar aklına!

Utanma duyguları körelmiş

Henüz ondörtlerinde-onbeşlerinde; ama yaşamın en çirkef alanının tam göbeğindeler. Hepsi birer Helin, hepsi birer magazin yıldızı. Görüntüleriyle ve yaşadıklarıyla gurur duyuyor, kimseden korkuları, çekinmeleri olmadığı, en önemlisi de utanma duygusunu kaybettikleri için de kameraların karşısına balıklama atlıyorlar. Bu ülkenin yasaları var. Küçük yaştakilere içki vermek yasak, ama kontrolsüz bir ülkede, yaş sorulmadan gece kulüplerine alınanlar, oralarda fütursuzca eğleniyorlar. Yaşananlara ne emniyet güçleri dikkat ediyor, ne de aileleri… Çok değil geçen sene Pınar Altuğ adında bir manken kendinden çok küçük, çocuk yaşta bir delikanlıyla yatak odası pozları veriyor, Bodrum koylarında aşk yaşadığını sıkılmadan anlatıyor, bol bol magazin medyasının ve paparazzilerin konusu oluyordu.

Aile: Kimlerle dans ettin?

Pek çok aileyle konuşuyorum, kızlarını merak etseler de özgür bırakacaklarmış, çağdaş dünyanın kuralı buymuş. Tatile giden onüç yaşındaki kızlar evlerine sabahları dönüyorlar, anne-baba da tepki göstermiyor, “Ne içtin, neden geciktin?” sözleri yerine “Kimleri gördün, kimlerle dans ettin?” sorularıyla açıyorlar kapıları. Ünlülerle olmak, onların yaşadıklarını yaşamak en geçerli yaşam tarzı olarak kabul edildiğinden, bunun dışına çıkmaları olanaksız! Magazin programları okul oldu, ülkeyi ve ahlâk anlayışını değiştirmenin yöntemi oldu, iyi-ahlâklı-bilgili gençlerin yerine hafif-dağınık-hızlı-seksi gençleri yetiştirmenin rehberi oldu.

Zenginle aşk yaşamamak ayıp

Ahlâk anlayışı değişince bu toprakların ayıpları da değişti. Yeni ayıplardan birkaçını sayayım isterseniz:

*Yazın Bodrum’a gidememek, lüks plajlarda sere serpe yatamamak

*Televizyonlarda her gece tanıtılan ünlü mekânlarda bir gece olsun geçirememek, ünlülerle bakışıp içki içememek.

*Selülitleriyle ünlü kişilerden birini bile göremeden geri dönmek

*Her yıl değişen, narlı, kolalı, tropikal meyveli kokteyllere uzak kalmak

*Zengin birini bulup aşk yaşayamamak

*Paparazzi programlarında tek karelik bir görüntüyle olsun yer alamamak

Geleceklerini yok ediyorlar

Zengin aileler yaz başında koşarak gittikleri yazlık mekânlarda çocuklarının ceplerine paraları doldurup onlara “en iyi hayatı (!)” yaşatmayı hedefliyorlar. İyi yaşamın içinde içki var, serbest aşk var, hatta uyuşturucu, extacy denilen cinsel isteği artıran haplar var. Ailelerin izniyle bu mekânlara gönderilen, yönlendirilen çocukların yaşları ne yazık ki onbeşi geçmiyor. Kızı da erkeği de henüz çocuk denecek kadar genç. Ve daha kötüsü, ekonomik durumu iyi olmayanlar, kendini geri kalmış hissedip, onlara özenenler, özentiyle kalmayıp kaçarak, yalanlara başvurarak bu yaşama balıklama dalanlar, geleceklerini yok edenler…

Ortadirek, göbeği açığa özeniyor

Dar gelirli ailelerin çocukları mutsuz. Yaşıtları Bodrum’da, Marmaris’te, Çeşme’de, Antalya’da sere serpe eğlenirken onlar tatil beldelerine gidemiyorlar. Yaz sıcağında ailelerinin dizinin dibinde oturmaya mahkûmlar! Ne tanga mayoları var, ne de selülitsiz bacaklarını sergileyecekleri lüks, ünlülerin kol gezdiği, bütün marifetlerini birlikte yaşayacakları renkli minderlerle dolu bir “beach”… Unutmaya çalışsalar, derslerine, ülke gerçeklerine yönelseler de nafile! Televizyon denilen canavar, ille de oraları gösteriyor. Gençlerin dünyayı umursamadan yaşadıklarını, maceranın kol gezdiği kulüplerdeki eğlenceleri, aşklarla üne kavuşulduğunu, dansla, tatlı hayatla kendilerinden nasıl geçtiklerini, hele giyimlerini… Çocuk bedenlerde, estetik ameliyatların izleri görülmüyor, onyedisinde göğüs büyütenler, kaşlarını kaldırtanlar, kalçalardaki yağlarını aldıranlar el üstünde. Bu ortamda sırtı kapalı bir giysiyle kimse dolaşmıyor, göbeği açık olmayanlar ayıplanıyor ve ünlü diye tanıtılan kocaman arabalı erkekler bu kızlara ilgi gösteriyorlar. O zaman diyorlar, neden ben değil de, onlar?

Ruhu satılmış programlar

Magazin programlarını izlerken aklıma yıllar öncesinde yayınlanan ve çıplakları sergileyen ucuz erkek dergileri geliyor. Onların amacı genç delikanlıları anlık ve yapay mutluluklara ulaştırmaktı. Şimdikiler daha tehlikeli. Yaşam biçimlerini değiştiriyor, yapamayanları geri kalmış sınıfına sokuyor, fakiri-genci tüm gençliğin aklını karıştırıyor. Televizyonlar ve magazin programları, gençlerin ve toplumun ruhlarını satın alan Mephisto gibi; geriye enkaz bırakıyorlar. Ama bunu ne anneler görebiliyor, ne de gençler. Çünkü bu dünyada düşene kimse bakmıyor, gözler yalnızca tepedekilerde…
Tercüman

Yazı kategorisi: Gençliğin Karın Ağrısı Durumu, TÜRK GENÇLİĞİ | Etiketler: | » yorum bırak;