Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘Dış Devletler’ Kategorisi için Arşiv

birkaç mesele

Türk Neo-conları Irak Konusunda Yanılıyor

Yazan: muzunay Temmuz 10, 2008

Türk Neo-conları Irak Konusunda Yanılıyor

[20 Nisan 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Barzani'ye karşı izlenmesi gereken doğru politika ne?Malum, ABD’deki ünlü “yeni muhafazakar”lar (neo-conlar) sert ve saldırgan bir dış politika savunurlar ve zaten Irak işgali de büyük ölçüde onların marifetidir. Bu durum, bizde hep “doğal kaynakları talan etme” hedefiyle izah edilse de, aslında daha çok militarist ve şahin bir “siyasi zihniyet”le ilişkilidir. Neo-conlar, ABD’nin karşılaştığı “İslamcı terör” tehdidine karşı sert ve caydırıcı davranmak gerektiği, zaten radikal İslamcıların önceki yönetimlerin (özellikle Clinton’un) ılımlılığı yüzünden “cesaret bulduğu” görüşündedirler. Bunun üstüne bir de Oryantalist klişeleri eklerler: “Araplar ancak kaba kuvvetten anlar” ve “yumuşaklığı zaaf olarak algılar.”

İlginç olan, Amerikan neo-conlarının “radikal İslamcılık” hakkındaki bu vizyonunun, Türkiye şahinlerinin “Kuzey Irak” söylemine çok benzemesi. Bu şahinler (veya “Türk neo-conları”), yalnızca El Kaide ile savaşmak yerine “bataklığı yakmaya” kalkan Washington’daki dalgaboydaşları gibi, sadece terör örgütü PKK ile değil tüm bir “Irak Kürtlüğü” ile savaşmak niyetindeler. Oryantalizmi Kürtlere karşı kurgulayıp, “bunlar ancak kaba kuvvetten anlar” diyorlar. Iraklı Kürt liderler ile diyalog kurmaya çalışan hükümeti de “zaaf göstermekle” suçluyorlar. Acaba haklılar mı?
Sindirmek mi, Kıştırmak mı?

Gelin, Mesud Barzani’nin “Türkiye Kerkük’e karışırsa, biz de Diyarbakır’a karışırız” şeklindeki çıkışını ele alalım. Bu ölçüsüz ve çirkin söze tepki gösterirken, Barzani’yi bu lafları etme noktasına getiren sürece de bakmak gerek. Aslında bu ve benzeri demeçleriyle baştan beridir “biz de bir devletiz, sizle eşitiz, bunu kabul edin” demeye çalışıyor. Deyim yerindeyse “adam yerine konmak” istiyor. Türk neo-conları ise tam aksine Barzani’yi ve genel olarak Kuzey Irak Kürtlerini aşağılamak için birbirleriyle yarışıyorlar.

Ancak bu tehdit ve aşağılama politikası umulduğu gibi “sindirme”ye değil “kışkırtma”ya yarıyor. Tecrübeli dış politika muhabiri Barçın Yinanç, deneyimli bir diplomatın “Barzani’ye hep sopa gösterdik, havuç değil” diyerek öz eleştiride bulunduğunu aktarmış. (Turkish Daily News, 16 Nisan) Havuç-sopa politikası izlendiği dönemde, özellikle Turgut Özal devrinde, Barzani’nin PKK’ya karşı Türkiye ile işbirliği yaptığını da hatırlatmış. Şartlar biraz farklı olsa da, aynı yolla bugün de mesafe alınamaz mı?
Neden Rahatsızız?

Daha da önemli olan soru şu: Türkiye, Kuzey Irak’ta bir “Kürt yönetimi” bulunmasından niye rahatsız?

Bunun bir cevabı, “PKK’ya destek verirler.” Oysa “bütün Kürtler birbirini destekler” diye bir kural yok. Aksine, son derece seküler ve hatta Marksist-Leninist PKK ile daha geleneksel bir tabanı olan Barzani hiç uyuşmuyor. Dahası, sınırımızdaki bir devletin PKK’yı desteklemesi için “Kürt devleti” olmasına gerek yok ki… Alabildiğine “Arap” olan Suriye, 80’li ve 90’lı yıllar boyunca Öcalan’ın en büyük hamisi değil miydi? Mesele etnisiteden çok siyasetle ilgili.

Kürt yönetiminden rahatsız olmanın ikinci gerekçesi de “Türkiye Kürtleri için çekim merkezi olur” endişesi. Oysaki bu, abartıldığı kadar büyük bir risk değil. Türkiye’nin Kürt vatandaşları, Irak’taki akrabalarına kıyasla, içinde yaşadıkları ülkenin geneline çok daha fazla entegre olmuş durumdalar. Diyarbakır Valisi Efkan Ala’nın Neşe Düzel’e söylediği gibi, bölgede “ana kitle henüz o yapıya (Kuzey Irak’a) bakmıyor. Burada insanların yüzü İstanbul’a dönük… Ana kitle Türkiye’nin değişmesini, zenginleşmesini istiyor.” (Radikal, 2 Nisan)
Müslüman Cumhurbaşkanı

Ancak Kuzey Irak, Türkiye Kürtlerine çekici gelmeye başlayabilir; eğer Türkiye “itici” hale gelirse… Bu ise demokrasinin bastırılması, özgürlüklerin kısıtlanması ve serbest piyasanın baltalanmasıyla olur.

İşin korkutucu tarafı şu: Bunlar, tam da “Türk neo-conları”nın bir kısmının yapmak istediği şeyler! Dahası bu kadronun “laikçi” kanadı, Türkler ile Kürtler arasındaki en önemli manevi bağ olan İslamiyet’in toplumsal varlığına da diş biliyor, “bu dindarları yeterince ezemedik” diye hayıflanıyorlar.

İşin bir de sevindirici yönü var: Söz konusu zihniyetin ete-kemiğe bürünmüş hali gibi duran Sayın Sezer, yakında emekliye ayrılıyor. Yeni Cumhurbaşkanımızın ise bir “neo-con” olmayacağı kesin. Ve dolayısıyla, kendisinden bir önceki “demokrat, sivil ve Müslüman” Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaptığı gibi (ve aynı vasıflarda bir Başbakanla koordineli şekilde) Türkiye’nin Kürt vatandaşlarını kucaklayıp Irak Kürtlerine el uzatabilir. “Yurtta sulh, Irak’ta sulh” istiyorsak, gereken bu.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2007 9:51 AM

Yazı kategorisi: Dış Devletler | » yorum bırak;

Kürdofobik Dış Politikanın Türkiye’ye Zararı

Yazan: muzunay Temmuz 10, 2008

Kürdofobik Dış Politikanın Türkiye’ye Zararı

Türkiye’deki bazı resmi ve “sivil” çevrelerin Irak’a bakışındaki “Kürdofobi”nin çok zararlı olduğunu daha önceki çeşitli yazılarımda belirtmiştim. Dış politika uzmanı, siyaset bilimci Soli Özel de Sabah’taki “Kendini Aldatmak” başlıklı yazısında aynı gerçeğe dikkat çekmiş. Türkmenler meselesinin yanlış anlaşıldığını ve çarpıtıldığını, Irak Cumhurbaşkanı Talabani’ye ısrarla randevu vermeyen Cumhurbaşkanı Sezer’in de Türkiye diplomasini devre dışı bıraktığını vurgulamış. Özel’in bu yorumuna ayen katılıyorum:

Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın Türkiye’nin Türkmen siyasetinin iflası ile ilgili söyledikleri… ibretlik. Murat Yetkin’in aktardığına göre Yakış Türkiye’nin Türkmenleri temsil etmeyen kişilerle bağlantı kurduğunu, Türkmenlerin etnik değil mezhepsel kimlikle hareket etiklerini bilmediğini veya anlamak istemediğini, sayılarını ise abarttığını söylemiş. Zamanında aykırı sayılan bu gerçekleri söyleyerek Türkiye’nin çıkmaz sokakta gittiği uyarısını yapanlara denmedik laf bırakılmamıştı.Şimdilerde ise Kürt takıntısı nedeniyle Türkiye Irak’ın geleceği konusunda kıyıda kalmaya kendisini mahkediyor. Bölge ülkelerinin katkısı olmadan Irak’ta durumun yatışması mümkün değil. Ülkenin parçalanması Türkiye tüm çevredeki ülkeler açısından varoluşsal bir krizi tetikleyebilir. Bunu gören komşu ülkeler hamle yapıyor. Irak devlet başkanı Celal Talabani bugün Tahran’da olacak. Daha sonra Suriye’ye gidecek.

Bir Kürt devleti kurulması ihtimalinden en az Türkiye kadar rahatsız İran ve Suriye Talabani ile görüşürken Türkiye bu tabloya giremiyor bile. Zira Cumhurbaşkanı Sezer Talabani’den hoşlanmıyor ve anlaşıldığı kadarıyla Dışişlerinin bir davet konusundaki telkinlerine kapalı. İran Şiileri, Arap devletleri Sünnileri kollarken Türkiye kuzey Irak Kürtleri ile nasıl bir ilişki kotaracağını düzgünce tartışmıyor bile.
Bu takıntı nedeniyle Türkiye kendisini birinci derecede ilgilendiren Irak’ın geleceğinde oyun kurucu olma imkanını ıskalıyor. Takıntılara saplanarak bölgesel güç olunacağına inanmak da herhalde kendini aldatmanın en iyi örneklerinden sayılmalı…

 

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 26, 2006 12:32 PM

Yazı kategorisi: Dış Devletler | » yorum bırak;

TÜRK DÜŞMANI BİR DİZİ DE NBC’DEN

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Büyükelçi Loğoğlu NBC’ye mektup yazdı.
BBC’nin araştırmasına göre ABD’de Türkiye ile ilgili olumsuz imaj çizen dizi ve filmler, Türkiye’deki Amerikan karşıtlığını körüklüyor.

‘24’ adlı dizide Türklerin terörist olarak gösterilmesinden sonra, şimdi de ‘West Wing’ adlı dizde Türkiye, zina yapan kadınların kafasının kesildiği bir ülke olarak tanıtıldı. Dizi, Amerika’daki Türk toplumu tarafından büyük tepkiyle karşılandı ve yayınlanmasının ardından Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, NBC televizyonu yönetimine mektup yazarak, Türkiye ile ilgili gerçekleri tahrif eden bu bölümden hayal kırıklığı duyulduğunu ifade etti.

Dizide, zina yapan bir Türk kızının kafası kesilerek idama mahkum edilmesi üzerine ABD Başkanı devreye giriyor ve kızı kurtarmaya çalışıyor. Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği yetkilileri, Washington’da ayrıca hukuki olarak ne tür tedbir alınabileceğini incelemek üzere hukuk danışmanlarına başvurdu. West Wing dizisi, son dönemde ABD’de Türkiye’yi yanlış aksettiren ikinci televizyon dizisi oldu. Son olarak, Fox televizyonunda yayınlanan ‘24’ adlı dizinin yeni sezonunda bir Türk ailesi, ABD’de beş yıl dikkat çekmeden yaşadıktan sonra terörist eylemlerde bulunurken gösteriliyor. Büyükelçi Loğoğlu’nun, aynı şekilde Fox televizyonuna da mektup göndererek Türkiye’deki rahatsızlığı duyurduğu belirtildi.

TÜRKLERİ KARALAYAN FİLMLER

OUT OF REACH

Steven Seagal’ın başrolünü oynadığı film geçen yıl vizyona girdi. Filmde Polonya’da bir Türk şebekesinin yetimhanedeki kız çocukları kaçırıp açık artırmayla sattığı anlatılıyor.

‘24’ DİZİSİ

Kiefer Sutherland’in oynadığı ABD’de çok popüler olan Golden Globe ve Emmy ödüllü televizyon dizisi, hayal ürünü islam kökenli teröristlerle anti-terör örgütlerinin mücadelesini işliyor. ABD Savunma Bakanı ile kızını kaçıran, kanlı eylemlere giren müslüman teröristleri Türkiye’den terörist bir Türk grubu yönlendiriyor.

DARK HOLIDAY

Filmde New Yorklu dul milyoner Gene La Pere’nin Marmaris’te tatildeyken satın aldığı hediyelik eşyaların tarihi eser çıkması yüzünden tutuklanarak cezaevine düşmesi konu ediliyor. Anılarının film yapılmasına izin veren Le Pere bile senaryonun gerçekleri çarpıttığını kabul ediyor.

GECEYARISI EKSPRESİ

Alan Parker’in yönettiği, Oliver Stone’un başrolünü oynadığı ilk Türkiye aleyhtarı film yıllarca büyük tepki çekmişti. Filmde uyuşturucu alışkanlığı nedeniyle Türkiye’de cezaevine giren Amerikalı öğrenci Billy Hayes’in başına gelenler anlatılıyordu. Geçen aralıkta ülkemize gelen Oliver Stone, yıllar sonra Türkiye’den özür dilemişti.

www.hurriyetusa.com/haber/haber_detay.asp?id=4654

Yazı kategorisi: Dış Devletler | » yorum bırak;

Amerika’yı Türkiye endişesi sardı

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Amerika’yı Türkiye endişesi sardı

ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Fallon, Türkiye’nin K. Irak’a yönelik askeri operasyon tehdidinden endişe duyduklarını söylerken, dost tavsiyesinde bulundu.

19 Nisan 2007 01:48
Yazı boyutunu büyütmek için            
#haberImage { float: right; margin: 0 0 4px 8px; } #haberImage img { border: solid 1px #900; width: 272px; height: 204px; } #nealsak { border: solid 1px #990; width: 272px; height: 204px; background: url(http://image.haber7.com/ads/nealsak/market-bg.jpg) no-repeat; cursor: pointer; }

Amerika'yı Türkiye endişesi sardı

ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Fallon, “Türkiye’nin tehdidi, endişelerimizden birisi. Türkiye’nin bu tehdidi gerçekleştirmeyeceğini ümit ediyor ve bunun iyi bir fikir olmadığı konusunda onları ikna etmeye çalışıyoruz” dedi.

Irak’ın kuzeyindeki Kürt liderlere terör örgütü PKK’nın engellenmesi için baskı kuran Fallon, “Türkiye’nin bu kararını uygulayacak olmasının kuşkusuz sadece bölgeye değil, kendi ülkelerine de zararları ve dezavantajları olacaktır” diye konuştu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK’ya karşı askeri operasyon düzenlenmesinin faydalı olacağını söylemişti.

İHA

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=235384

Yazı kategorisi: Dış Devletler | 1 Yorum »

Türkiye ve Amerika stratejik ilişkiler belirsiz bir köprü üzerinde

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

Türkiye ve Amerika stratejik ilişkiler belirsiz bir köprü üzerinde      

AbdulHalim Gazali                   

Fars Haber ajansı: Amerikalı bazı yetkililer Türkiye hükümetinin halkı Amerikan düşmanı oluşturmaya çalıştığı yönünde olumlu rolünün olduğunu ileri sürmekteler. Söz konusu Amerikalılara göre Türkiye yetkilileri, Amerika’nın özellikle Irak olmak üzere İsrail ve bölge üzerindeki siyasetlerini kullanarak Türkiye halkını Amerikan karşıtlığına doğru sürüklemekteler.

Türkiye’de düzenlenen Irak’a komşu ülkeler toplantısında Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’ta işgalin ardından meydana gelen süreci ‘Irak terörizmin merkezine dönüşmektedir’ şeklindeki açıklaması son derece önemli bir vurgudur.

Bu açıklama, aslında Türkiye ve Amerika arasında Irak konusunda varolan uyumsuzluğu son derece güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ama iki ülke arasında  dış politikadaki farklılık ve uyumsuzluk yalnızca Irak meselesi değil elbette.

Amerika ve Türkiye arasında Irak’tan ayrı olarak Türkiye’nin İran ve Suriye ile izlemiş olduğu tutum da Washington ve Ankara arasını açan bir başka bir meseledir.

Mısır basınından El’Ehram gazetesinin Mart 2005’te yayınlanan bir makalede Türkiye ve Amerika arasında mevcut sorunu irdelemiştir. Makalede iki ülke arasında ilişkilerin gerilmesinde önemli iki unsurun bulunduğu belirtilerek şu ifadelere yer verilmiştir. 

Amerika, Türkiye’den özellikle de İran ve Suriye konusu olmak üzere Ortadoğu bölgesi meselelerindeki dış politikasını kendiyle paralel olmasını diğer taraftan da  Türkiye halkının Amerikan karşıtlığını azaltmasını istemektedir.  

Amerikan dışişleri bakanı Condoleezza Rice’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaretteki açıklamaları ve Türkiye yetkililerinin nisbeten Amerikan karşıtı açıklamaları da aslında iki ülke arasında gerilimin dozunu daha da arttırmıştır.

Amerikan yetkilileri, Türkiye halkının Amerikan karşıtlığının Ak Parti hükümetinin dış ve iç politikada Amerika’dan bağımsız politika izlemesi konusunda elini açtığının farkında ve bundan dolayı da son derece kaygılıdır. Çünkü İslami ve milli eğilimlerinden dolayı seçmenin oyunu alarak hükümete gelen Ak Parti’nin sorunları halletmek için halkın görüşü doğrultusunda hareket etmekten başka çaresi yoktur. Amerikan dışişleri bakanının Türkiye’ye yönelik yaptığı uyarı da aslında önemle dikkate alınacak bir gelişmedir.

Bu arada Amerikan savunma bakanı yardımcısı Douglas Feith de Türkiye’ye yönelik uyarısında, Amerikanın müttefiki sayılan Türkiye başbakanın Amerikan karşıtı görünüm veren tutumunun aslında iki ülke arasında ilişkilerin gerginleşmesine neden olacağını dikkate alması gerektiği hatırlatmasında bulunarak Türkiye’nin dış politikasını yeniden gözden geçirmesine vurgu yaptı.

Bu doğrultuda bazı Amerikan yetkililerinin Türkiye halkının Amerikan karşıtı olmasında Türk yetkililerden bir çoğunun rolünün olduğunu bildirmesi ise aslında Feith’in uyarısıyla paralellik içermektedir.

Türkiyeli yetkililer de Amerikanın Kuzey Irak’ta konuşlanan PKK ve  Kürt güçleri destekleyerek Türkiye’nin milli çıkarlarını ve stratejik çıkarlarını tehdit ettiğini ve Türkiye’nin hak ve hukukunu çiğnediği görüşündeler. Bundan dolayı Türkiye halkı ve siyasi çevrelerinde  Bush’un siyasetleri Amerikan düşmanlığına  neden olmuştur. Yapılan kamuoyu yoklamaları, Türkiye halkının Bush’u ‘akılsız ve dar görüşlü’ olduğu şeklinde gördüğünü göstermiştir. Türkiye halkı Bush’un bu özelliğinden dolayı her an en yakın dostları ve müttefiklerine saldırabileceği görüşündedir.

Türkiye medyasında da Amerika’nın bu tutumuna geniş yer verilerek Amerika’nın dünya genelinde Amerikan karşıtı tepkilerin izlenen savaş yanlısı siyasetlerden arttığına dikkat çekilmekte ve sorgulanmaktadır.

Amerika’yı eleştirenlerden bir çoğuna göre, Amerikan yönetiminin Ak Parti’ye olan ümidi büyük oranda yok olmuştur. Ak Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından Amerikan yönetimi AKP ile ilişkileri geliştirmek ve karşılığında da  bu partinin  Amerika ile  yakın işbirliği içinde olmak istediği görülse de halkın Ak Parti’nin dışa bağımlı ve Amerikan güdümünde olduğu şeklinde bir düşünceye girmesiyle  AKP yetkilileri  bu düşüncenin önünü kesmek için  Amerikan politikalarına  mesafeli yaklaşmaya özen göstermişlerdir.

Amerikanın Türkiye’de başka bir sorunu da Türkiye’de Ak Parti dışında bir alternatif bulamamasıdır. Hatta Amerikanın bazı konulardaki siyasetlerine   Türkiye bazı partiler tarafından çok ağır eleştiriler gelmektedir. Öyle ki bazı partililer Amerika’yı beklentilerin üzerinde ağır ifadelerle kınamakta ve lanetlemektedirler. Mesela hükümetin ana muhalefeti olan CHP genel başkanı Deniz Baykal, Amerika’yı kendisi aleyhinde komplo kurmakla suçladı. Baykal, hatta CIA’nın kendisini CHP liderliğinden devirmek için çeşitli hile ve tuzak içinde olduğunu söyledi.

Bundan ayrı olarak Türkiye’de Amerikan karşıtlığının artmasının bir diğer sebebi de Amerika’da Türkleri vahşi ve katil gösteren bir dizinin yayınlanmasıdır. Bu dizi Türkiye halkı arasında Amerika aleyhinde tepkilerin artmasına neden olduğu kadar Türk yetkililerin de sert tepkisine neden oldu.Bu doğrultuda Türkiye’nin Amerikan büyükelçisi çok sert bir itirazda bulunarak bu filmin gösterimden kaldırılmasını istedi.

Ama bu gelişmelere rağmen Amerikanın Türkiye’ye karşı tepkileri ve öte yandan özellikle İran ve Suriye  konusunda baskısında azalma olmamıştır. Görünürde bazı Türk yetkililer açıklamalarında adeta Amerika’nın siyasetlerini onaylarcasına Suriye ve İran’ın bir tehdit olduğunu ileri sürmüşlerdir. Aynı yetkililer bu açıklama ile aslında Amerikanın politikasını göstermelik de olsa onayladıklarını göstermişlerdir.

Bundan dolayı Türkiye ve Amerika arasında başlıca sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.

1- Türkiye’nin, İran ve Suriye ile ticaret hacmi milyarlarca  doların üzerinde olup Türkiye bundan dolayı   2 komşusunun hışmına neden olabilecek bir girişimden kaçınmaya çalışmaktadır. Özellikle de Erdoğan hükümeti komşularla başta İran ve Suriye olmak üzere komşularla ve dünya ülkeleriyle ticari ilişkilerin geliştirilmesine özel bir önem veriyor. Bu doğrultuda Erdoğan hükümetinin icraatları önemlidir.  Hatta dış siyasette ticari ilişkilerin geliştirilmesi öncelliğini icraatta rahatlıkla görebiliriz. Mesela Tayyip Erdoğan’ın  Etiyopya, Kenya ve Güney Afrika’ya  yaptığı ve bu ülkelerle ticaret  hacminin  arttırılması yönündeki çabalarında bu durumu görmek mümkündür. Görüldüğü gibi Ak Parti hükümeti Afrika piyasalarına açılmayı ve komşularıyla stratejik ilişkilerinin elinden çıkmasını istemiyor.

2- Türkiye’nin Amerikanın düşmanı olarak gördüğü İran ve Suriye ile  Kuzey Irak konusunda Kürt Meselesi gibi  ortak derdi var. Ve bu üç ülke bu konuda aynı görüşte ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana ve Irak’ın parçalanmasına ve özellikle de Kuzey‘de bir Kürt devletinin kurulmasını kesinlikle istemiyor.

3-Türkiye yetkilileri, bölgede her türlü buhran ve çatışmanın, güvensizliğe ve diğer sorunlara yol açacağı ve hatta sonun bir savaş olabileceğinin çok iyi farkındadırlar. Böyle bir durumda da Türkiye dahil bölge ülkeleri ve milletleri maddi ve manevi çok büyük zarar ve hasar görecektir. Bu durum öte yandan bölgede terörün de artmasına yolaçacaktır.  Bundan dolayı terörden dolayı başı büyük bir belada olan ve  2003’de İstanbul’da meydana gelen patlamalarda ciddi zarar gören Türkiye,  kesinlikle teröre meydan verebilecek gelişmelerden ciddiyetle uzak duracaktır.  Öte yandan son zamanlarda  Amerika ve İsrail’in dolaylı olarak Lübnan eski başbakanı Refik Hariri’ye yönelik suikastı kabullendiklerini doğrulayan tutumları ve Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesi için Beyaz Saray’ın  baskılarına bakıldığında Türkiye’nin Amerika’ya kesinlikle güvenemeyeceği ve güvenmediği de görülecektir. Bu arada taraflar bölgede  meydana gelen bu gelişmelerin bölgenin geleceği için de çok büyük sorunlara neden olacağının bilincindedirler.  Türkiye’de bazı kesim, Amerika ve Türkiye ilişkilerinin şahıslara münhasır olmadığını çünkü Amerikan politikalarının ABD’nin müttefiki olan ülkelerde  Amerikan tepkisine  neden olacağı  görüşünde.  Çünkü Amerika için  önemli olan dostları ve müttefikleri değil, Amerikan emperyalizminin çıkarlarının teminidir. Bundan dolayı da Amerika kesinlikle ‘güven’ verecek bir devlet ve güç değildir.

Söz konusu kesim Amerikanın geçmişten beri sürdürmekte olduğu bu emperyalist tutumlardan el çekeceğine inanmıyor.

Burada elbette  bir soru akla gelmekte. Acaba Ak Parti’nin lafzi söylemleri ile  uygulamada tutumu ne kadar başarılı ve ne zamana dek devam edebilir ? Bu tutum Ak Parti içinde ihtilaflara neden olmuyor mu ? Bu soruların cevabı da aslında Amerikanın İran ve Suriye’ye karşı izlediği tutuma karşı verilecek politikalarda görülecektir.

Amerika dünya barışı aleyhinde bir tehdit

Türkiye’de yapılan son kamuoyu anketlerine göre, Türkiye halkının yüzde 75-82’si Amerika’nın siyasetlerine ve Amerika’ya karşı. Bunlardan yüzde 33’ü  Amerika’yı  dünya güvenliği için en büyük tehdit olarak görmekte. Bu kamuoyu  aynı zamanda  Amerika’nın Kuzey Irak’ta rejim karşıtlarını destekleyerek Türkiye aleyhine bir çatışma çıkarmak için çaba gösterdiğini de ortaya koydu. Bu kamuoyu yoklaması Türkiye halkının Amerika’ya güvenmediğini aksine Amerika’nın Türkiye’yi bölmek ve Kuzey Irak’ta bir  Kürt Devleti’nin kurulması için çeşitli Kürt grupları desteklediği şeklinde bir görüş içinde olduğunu ortaya koydu.

Bu arada İngiliz basının, Kuzey Irak’taki Amerikan güçlerinin Kürtler ile Türkiye  arasında olası bir çatışma çıkartmak için faaliyet yaptığını ortaya koymakta. Her ne kadar Türkiye ve Amerika söz konusu araştırma ve iddiaları  yalanlasalar da  Türkiye basını, Amerika’nın  Türkiye’yi parçalamak istediğine ve Türkiye’nin  hayrına çalışmadığını ciddi olarak gündemine taşımaktadır.

Raporlar, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik muhtemel  askeri operasyonlarını, zengin petrol kaynaklarına sahip  Kerkük’ün Kürtlerin eline geçmesini önlemek olduğunu göstermektedir.

Çünkü  zengin petrol ve enerji kaynaklarına Kürtlerin  sahip olması demek başta maddi olarak  her alanda  ciddi bir güç olmak manasına gelecek ve bu zaman içinde  bugün için uzak bir ihtimal olarak gözüken Kürt Devleti’nin temelinin oluşmasında büyük katkısı olabilecektir.

http://turkish.irib.ir/makaleler/turkiye_amerika.htm

Yazı kategorisi: Dış Devletler | » yorum bırak;

LE PEN: TÜRKİYE ÖLÜMCÜL TEHLİKE

Yazan: muzunay Ağustos 10, 2007

LE PEN: TÜRKİYE ÖLÜMCÜL TEHLİKE

       Fransa’nın ırkçı Lideri Le Pen tv8′e çarpıcı açıklamalar yaptı. Gülten Evren’in hazırlayıp sunduğu “Gündemin İçinden” adlı programda, Fransız “Front National” Irkçı Parti Lideri Le Pen’le yapılan çok özel röportaj ekranlara geldi. Le Pen Avrupa Birliği, Bush, Sarkozy ve Bin Ladin hakkında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu. Ayrıca Fransız Adalet Bakanı Pascal Clement, Fransız Kültür Bakanı Renaud Donnedieu De-Vabres, Socialist Parti Başkanı Jean Marc Herou ve Fransız milletvekillerinden Avrupa Birliği Yorumları Gülten Evren’le Gündemin İçinden’de yayınlandı…

      “TÜRKİYE ÖLÜMCÜL TEHLİKEDİR…” “TÜRKLERİ AVRUPALI BULMUYORUM…” “11 EYLÜL SALDIRILARI OLAĞANÜSTÜ BİR ORGANİZASYONDU!..” “BİN LADİN, BUSH’UN ÇOK ESKİ AİLE DOSTUDUR… ONLARIN ARASINDA PETROL ALIŞVERİŞİ VARDI… ” “BU OLAYI BİN LADİN’İN YAPTIĞINA İNANMIYORUM, TEREDDÜTLERİM VAR…. ” “IRAK’A SALDIRI, BUSH’UN İKTİDARA GELİR GELMEZ TASARLADIĞI BİRŞEYDİ…”

     GÜLTEN EVREN’İN LE PEN, FRANSIZ BAKANLAR VE MİLLETVEKİLLERİ İLE YAPTIĞI RÖPORTAJIN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR… GÜLTEN EVREN: BİLİNDİĞİ GİBİ SİZ TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİRMESİNE SON DERECE KARŞISINIZ. HATTA TÜRKİYE’NİN AVRUPA İÇİN ÖLÜMCÜL BİR TEHLİKE OLDUĞUNU İNTERNET SİTENİZDE DE BELİRTTİNİZ… LE PEN : BEN BÖYLE BİR İFADE KULLANMADIM! GÜLTEN : BUNU SİZİN PARTİNİZİN İNTERNET SİTESİNDE DE GÖRDÜM. BAKIN ‘TÜRKİYE ÖLÜMCÜL TEHLİKEDİR’ BUNU SÖYLEYEN SİZSİNİZ. LE PEN: BU BENİM DÜŞÜNCEM. BİR ÇOK TÜRK DE BENİMLE BU KONUDA AYNI FİKİRDE…. GÜLTEN : BUNU SİZİN PARTİNİZİN İNTERNET SİTESİNDE DE GÖRDÜM. ‘TÜRKİYE ÖLÜMCÜL TEHLİKEDİR’ DİYORSUNUZ… LE PEN : BİR SANİYE İNCELEYİP AÇIKLAMAYA ÇALIŞAYIM… GÜLTEN. BÖYLE BİR YAZI BENİ ŞOKE ETTİ. LE PEN : BİZ Mİ YAZMIŞIZ.EVET ÇOK GARİP… GÜLTEN : FRONT NATIONAL (MİLLİYETÇİ PARTİ )NİN SİTESİ DEĞİL Mİ BU?? LE PEN : BAKIN, SADECE TÜRKİYE’NİN DEĞİL FAS VE SENAGAL’İN DE YER ALMAMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. BEN ZATEN AVRUPA BİRLİĞİ’NE KARŞIYIM VE İNANMIYORUM. BU BİRLİĞİN BARIŞ, REFAH VE GÜÇ SAĞLAYABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM…. GÜLTEN : BİZİ BU ÜLKELERLE KARŞILAŞTIRMAYIN… LE PEN : VE SONUÇ OLARAK ABD’NİN YAPTIRIMLARIYLA NE COĞRAFİ NE TARİHSEL NE DE KÜLTÜREL OLARAK AVRUPALI OLMAYAN ÜLKELERİN AB’YE DAHİL EDİLMEYE ÇALIŞILMSINA KARŞIYIM. SİZE DAHA ÖNCEDE SÖYLEMİŞTİM, TÜRKİYEYİ VE TÜRKLERİ ÇOK SEVİYORUM. ONLARA ÇOK SEVGİ DUYUYORUM AMA ONLARI AVRUPALI BULMUYORUM… GÜLTEN : AMA TÜRKİYE BU ALANDA ÇOK CİDDİ GELİŞMELER GÖSTERDİ. AYRICA TÜRKİYE’NİN ÇOK ZENGİN BİR KÜLTÜRÜ VAR…BİZİ NASIL KARIŞTIRIYORSUNUZ? LE PEN : BU SADECE GELİŞMEYLE İLGİLİ BİR ŞEY DEĞİL HİÇ ALAKASI YOK. ÇİN’İN DE ÇOK ZENGİN BİR KÜLTÜRÜ VAR AMA BU ÇİN’İN AB’YE GİRMESİNİ İSTEMEMİZ İÇİN GEÇERLİ BİR NEDEN DEĞİL… GÜLTEN : BAKIN TÜRKİYE AB’YE BAŞVURMUŞ YEGANE MÜSLÜMAN ÜLKE. BİZİ DİĞER ARAP ÜLKELERİYLE KIYASLAMANIZ SÖZ KONUSU OLAMAZ… LE PEN : HAYIR, BEN ARAPLARLA TÜRKLER ARASINDAKİ ETNİK FARKIN BİLİNCİNDEYİM… GÜLTEN: TÜRKİYEYİ TANIYORSUNUZ. DAHA ÖNCE DE GELMİŞTİNİZ. LE PEN : TÜRKİYE’YE TABİİ Kİ GİTTİM BİLİYORUM .SEVİYORUM DA. KÜLTÜRÜNDE ÇOK ÇEŞİTLİ ETNİK GRUPLAR BARINDIRIYOR…İTALYA, İSPANYA, FRANSA TAMAM AMA TÜRKİYE ÇOK SINIRDA…BU DA BANA DOĞRU GELMİYOR… GÜLTEN EVREN : PEKİ BİZE AVRUPA BİRLİĞİNE GİRMEMEMİZ İÇİN 3 NEDEN SAYABİLİR MİSİNİZ?? LE PEN : ÇOK BASİT. BİRİNCİSİ TÜRKLER AVRUPALI DEĞİL, ASYA KÜLTÜRÜNDEN GELİYOR. GÜLTEN EVREN : ACABA SİZİ BU KONUŞMAYA İTEN BAŞKENTİMİZİN İSTANBUL DEĞİL DE ANKARA OLMASI MI? LE PEN : BELKİ….AMA SADECE ANKARA OLMASI DEĞİL…ARAMIZDA DİNİ FARKLILIKLAR OLDUĞUNU UNUTUYORSUNUZ .BENCE AB, İNEKTEN DAHA BÜYÜK OLMAK İSTEYEN VE EN SONUNDA DA ŞİŞİP PATLAYAN BİR KURBAĞA GİBİ DAVRANIYOR. ZATEN BU HALİYLE BİLE BÜNYESİNDEKİ ÜLKELERİ BİR ARADA TUTMAYI BAŞARAMIYOR… DİYELİM Kİ TÜRKİYE’Yİ KABUL ETTİK, ŞİMDİ KARŞIMIZA MAROK VE İSRAİL GİBİ ÜLKELER DE ÇIKACAK. BÖYLE ŞEYLERE GEREK YOK, BÖYLE BİR ARZUM İSTEĞİM DE YOK. AMA DİĞER ÜLKLERDEN DE ÇOK TALEP OLACAK VE BU DA BİZİ RAHATSIZ EDER… GÜLTEN EVREN: BAKIN AYNI HATAYI TEKRAR YAPIYORSUNUZ…MAROK İLE TÜRKİYE’Yİ NASIL KIYASLARSINIZ… LE PEN : BENİM ANLADIĞIM KADARIYLA MİLLİYETÇİLİK DAMARIN KABARDI. ÇOK İSTİYORSUNUZ AB’YE GİRMEYİ… GÜLTEN EVREN: BEN BİR TÜRK’ÜM UNUTUYORSUNUZ GALİBA ŞU ANDA TÜRKİYE’Yİ TEMSİLEN KARŞINIZDAYIM. LE PEN : EVET..EVET..BEN TÜRKLERİ ÇOK SEVİYORUM..ONLARA SEMPATİ DUYUYORUM… BENCE TÜRKİYE’NİN AMERİKA’YA BU KADAR BAĞLI OLMASI, ONUNLA BU KADAR SAMİMİ OLMASI, AMERİKA’NIN YAPTIRIMLARIYLA HAREKET ETMESİ, TÜRKİYE’NİN AB’YE KABULÜYLE BİZ AVRUPALILARIN DA AMERİKA’NIN KONTROLÜ ALTINA GİRMESİNE NEDEN OLACAK.BU DA BİZİ RAHATSIZ EDER VE BUNA İZİN VEREMEYİZ. BU ELEŞTİRİLERİM VE SİTEMLERİM VALERİ JESCAR DESTEN’EDE. ÇÜNKÜ AB RAPORUNDA NATO’DAN DOLAYI ABD’YE ÇOK FAZLA SÖZ HAKKI TANINDI. AMERİKA’NIN BİZİ YÖNLENDİRMESİ İÇİN HİÇBİR NEDEN YOK Kİ. AMERİKA ÇOK BÜYÜK BİR ÜLKE, SAYGIM SONSUZ. AMA ONLARIN ÇIKARLARI VE MENFAATLERİ KENDİLERİNİN, BUNLAR BİZİM ÇIKARLARIMIZ DEĞİL. HERKES KENDİ ULUSAL ÇIKARLARINI KORUMALI VE DİĞERLERİNE SAYGI DUYMALI. DOSTLUĞUMUZ VE KÜLTÜREL ALIŞVERİŞİMİZ DEVAM EDEBİLİR AMA BU BİRLİĞİN BU ŞEKİLDE HAREKET ETMESİNİN BARIŞ VE REFAH GETİREBİLECEĞİNİ ZANNETMİYORUM.MİLLİ DEVLET YAKLAŞIMININ SON BULMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.MUHTEŞEM,BÜYÜLEYİCİ BİR TARİHİNİZ VAR.SİZİN KENDİ KENDİNİZİ GELİŞTİREBİLECEĞİNİZ POTANSİYELİNİZ VAR. DEMOGRAFİYİ BİRAZ DAHA ZORLARSANIZ ORTAYA DAHA DA BÜYÜK BİR ZENGİNLİK ÇIKAR… GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE AMERİKA İLİŞKİLERİNİ NASIL BULUYORSUNUZ? LE PEN : YABANCI SİYASETTE DUYGUSALLIK YOKTUR. BURADA ÖNEMLİ OLAN KARŞILIKLI ÇIKARLARDI. ŞİMDİ TABİİ AMERİKA TÜRKİYE’Yİ CİDDİYE ALIYOR. ÇÜNKÜ AMERİKA KENDİ MENFAATLERİ DOĞRULTUSUNDA HEREKET EDİYOR… AMERİKA, TÜRKİYE HİZMET ETMEYE DEVAM ETTİĞİ SÜRECE ONU CİDDİYE ALACAKTIR. GÜLTEN EVREN : NEDİR BU MENFAATLER? LE PEN : SANIRIM STRATEJİK.AMERİKALILAR GÜVENLİK PLATFORMU OLUŞTURMAK İSTİYORLAR.ÇÜNKÜ PETROLÜ BOL BİR ÜLKE. AMERİKA ORTADOĞU VE RUSYA ARASINDAKİ REKABETİ UNUTMADI.EMPARYALİZMİN YENİDEN DOĞUŞU OLABİLİR. AMERİKALILAR BUNU UNUTMAMALI VE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALI… BURADA TABİİ TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ GÖZE ÇARPIYOR.AMERİKALILAR BİR GÖZ UCUYLA DA ÇİN’İ TAKİP EDİYORLAR. ÇÜNKÜ MERKEZ OLARAK TÜRKİYE COĞRAFYASI VE SİYASETİYLE GÖZE ÇARPIYOR…TABİİ Kİ BU ÜLKE İLE İLİŞKİLERİNİ SÜREKLİ SICAK TUTMAK İSTER… GÜLTEN EVREN : ŞÖYLE BİR AÇIKLAMANIZ VAR “AKP LAİKLİĞİ ANAYASAL YOLLA KALDIRIP, YENİ BİR İSLAM DEVLETİ KURMAK İSTİYOR” DEMİŞSİNİZ.HALBUKİ BÖYLE BİR ŞEY SÖZ KONUSU OLAMAZ. LE PEN : HAYIR..KESİNLİKLE BÖYLE BİR ŞEY DEMEDİM.HİÇBİR ZAMAN DİNİ BİR DEVLET KURMAK İSTEDİKLERİNİ BELİRTMEDİM. GÜLTEN : BU SİZİN AÇIKLAMANIZ DEĞİL Mİ? LE PEN : BENİ GERÇEKTEN ÇOK ŞAŞITTINIZ. GÜLTEN : ‘TÜRKİYE MORFİN BAZLI AFGANİSTAN’DAN GELEN UYUŞTURUCUYLA EN ÖNEMLİ UYUŞTURUCU ÜRETİCİSİ OLDU’ BU SİZİN AÇIKLAMANIZ DEĞİL Mİ? LE PEN : BENİ İNANILMAZ ŞAŞITTINIZ! İNSANIN BU KADAR GENİŞ OMUZLARI OLUNCA HERKES ÜZERİNE GELİYOR. GÜLTEN EVREN : ‘TÜRKİYE MORFİN BAZLI AFGANİSTAN’DAN GELEN UYUŞTURUCUYLA EN ÖNEMLİ UYUŞTURUCU ÜRETİCİSİ OLDU’DİYORSUNUZ?? LE PEN : BUNLAR BENİM AÇIKLAMAM DEĞİL…BENİ ÇOK SIKIŞTIRDINIZ…EVET AB’YE KARŞIYIM AMA BU KADAR DA DEĞİL.. BAKIN BURADA TÜRKLERE KARŞI HER HANGİ BİR DÜŞMANLIĞIM OLMADIĞINI SÖYLEMİŞİM.BAKIN..BAKIN..BEN BURADA YAZMIŞIM..AMA BUNLAR GÖZÜMDEN KAÇMIŞ DEMEK Kİ…EVET SİTEMİZDE YAYINLANMIŞ AMA BEN YAZMADIM!! GÜLTEN EVREN: EVET..EVET..TÜRKLERİ SEVDİĞİNİZİ BİLİYORUM… LAİKLİK YASASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? BİLDİĞİNİZ GİBİ FRANSA BU POZİSYONUNDAN DOLAYI AMERİKA VE ARAPLAR TARAFINDAN. ACABA JACK CHİRAC BU YASAYI TEKLİF ETTİREREK DOĞRU MU YAPTI? DOMINIC DE VILPEN’NİN DEDİĞİ GİBİ FRANSA BU YASANIN ONAYLANMASIYLA DAHA DA MI İZOLE EDİLDİ? LE PEN : FRANSIZ DEVLETİ BU YASAYA SAYGI DUYDURACAK DURUMDA DEĞİL.. GÜLTEN EVREN : O ZAMAN FRANSA TAMAMEN İZOLE Mİ OLACAK?? LE PEN : BU TAMAMEN İÇ SİYASİ BİR SORUN. FRANSA’DA GÖSTERİ YAPAN DİNCİ BİR KESİM VAR VE BU KESİM FRANSA’NIN KAPASİTESİNİN SINIRLARINI DENİYOR.. GÜLTEN EVREN: BİLİYORSUNUZ TÜRKİYE’DEKİ OKULLARDA DA BAŞÖRTÜSÜ YASAK. LE PEN : EVET BİLİYORUM… GÜLTEN EVREN: BİLİYORSUNUZ AMERİKA BU KONUDA BİZİ ÖRNEK ALDI… LE PEN : EVET… GÜLTEN EVREN : ANLADIĞM KADARIYLA YASANIN ÇIKMASINA KARŞIYDINIZ.. LE PEN : BENCE BÖYLE BİR YASANIN ÇIKMASI PRENSİP OLARAK GEREKSİZDİ… GÜLTEN EVREN: SARKOZY DEDİNİZ?? LE PEN : BÜTÜN YAPTIKLARI SADECE İNSANLARI BÜYÜLEMEK İÇİN.HANİ HOKKABAZLAR İNSANLARIN GÖZÜNÜ BOYAMAK İÇİN SAHTE SİHİRLER YAPARLAR YA O DA İNSANLARI BUNLARLA KANDIRIYOR…İLK DAKİKALARDA İNSANLAR GERÇEKMİŞÇESİNE ONU İZLİYORLAR AMA GERÇEKTE BU YOK, TÜM YAPTIKLARI GÖZ BOYAMA… GÜLTEN EVREN : HATTA KURAN OKULLARI AÇMAK İSTEDİ!!! LE PEN : EVET..AYNEN ÖYLE..BU DA İYİ BİR ÖRNEK..SONRA DAYÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRDI…HEM DE BÖYLE LAİK BİR CUMHURİYETTE… SARKOZY ÜZERİNE LAZIM OLMAYAN İŞLERİ ALDI VE FRANSA’DAKİ MÜSLÜMANLARI ORGANİZE ETTİ.NİYETİ, SÖZDE ONLARI SAVUNUR GÖZÜKEREK KONTROL ALTINA ALMAKTI. O ÇÖMEZ BİR SİHİRBAZ. SARKOZY YENİ PİNEKLEYEN SİHİRBAZ ROLÜNDEKİ KÜÇÜK BİR ADAM. TÜM SİYASAL YENİLİKLER İÇİN HALKIN ONU BEKLEDİĞİNİ SANDI.NE YAPTIYSA BÜTÜN ORGANİSAZYONLARI DİBE VURDU.HEYECAN YAPTI, GEREKSİZ ŞEYLERE BURNUNU SOKTU. SONUÇ OLARAK DA TÜM YALANLARI ORTAYA ÇIKTI. FRANSA’DAKİ ORGANİZASYONUYLA MÜSLÜMANLARI KONTROL ALTINA ALMAK İSTEDİ, KORSİKA’DA GERÇEKLEŞTİRMEK İSTEDİĞİ ŞEYLE DİBE VURDU, HALK GÜVENLİĞİ KONUSUNDA DA BAŞARISIZ OLDU.BURADAN DA TÜM SONUÇLAR ORTAYA ÇIKIYOR.SONUÇ OLARAK İNSANLARIN GÖZÜNÜ BOYAMAK İSTEDİ AMA FOS ÇIKTI. İŞTE SARKOZY BU… LE PEN : BENİ DÜŞÜNDÜREN ŞU Kİ FRANSA KENDİ MESELELERİ İLE UĞRAŞIRKEN, DIŞ ÜLKELERDEN BİZE İNTİKAL EDEN TÜRK-KÜRT, İSRAİL-FİLİSTİN SORUNU GİBİ MESELELERLE DE UĞRAŞIYORUZ.FİLİSTİN-İSRAİL ARASINDAKİ SAVAŞ YILLARCA SÜRSE DE BİTMEYECEKTİR. YAPTIKLARI GÖSTERİLER İSTER İSTEMEZ BİZE DE YANSIYOR. BURADA ACITASYON YAPIYORLAR.MESELERİNİ KENDİ ÜLKELERİNDE HALLETSİNLER.BUNLAR BİZİM MESELERİMİZ DEĞİL.BİR DE BUNLARLA UĞRAŞMAK İSTEMİYORUZ… SİZE BİR ANIMI ANLATMAK İSTİYORUM.AMERİKAN BASINI BENİMLE RÖPORTAJ YAPMAK İSTEDİ VE DAVET EDİLDİM.HATIRLADIĞIM KADARIYLA NEW YORK TİMES YA DA WASHINGTIN POST MUHABİRİYDİ. BANA SİZ NİÇİN GÖÇE KARŞISINIZ, BİZİM ÜLKEMİZİ ÜLKE YAPAN GÖÇMENLERDİR DEDİ.BENDE SİZİN GÖÇÜNÜZ BENİ İLGİLENDİRMEZ ÇÜNKÜ BEN DE KIZILDERELİ ŞEFİYİM DEDİM. BENİ BİR DAHA HİÇ DAVET ETMEDİLER… GÜLTEN EVREN : BİR ÇÖPÇÜ BANA DEDİ Kİ ‘EĞER LE PEN BİZİ KOVARSA ONUN SOKAĞINI KİM TEMİZLEYECEK?’ LE PEN : YALAN..SÜPÜREN O DEĞİL Kİ… GÜLTEN EVREN : GENE DE FRANSA’YI YABANCILAR SÜPÜRÜYOR. BURADA HİZMET VEREN BİR SÜRÜ YABANCI VAR… LE PEN : YALAN..YALAN…FRANSA’YI SÜPÜREN SADECE YABANCILAR DEĞİL. BİR ÇOK YERDE ÇALIŞAN AVRUPALI VE FRANSIZLAR VAR. BEN ÇALIŞANLARA KARŞI DEĞİLİM..BENİM ELEKTRİKÇİM DE ARAP, GÖZ DOKTORUM DA ARAP… GÜLTEN EVREN: 10 YIL ÖNCE SİZE GELDİĞİMDE DE HATIRLADIĞIM KADARIYLA EVİNİZDEKİ TÜM PERSONELİNİZ YABANCIYDI… LE PEN : EVET..TABİİ…TABİİ..SİZE BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM… GÜLTEN EVREN: EŞİNİZ DE BİR YUNANLI.. LE PEN : EVDEKİ TEMİZLİKÇİM DE POLONYALI BİR MÜSLÜMAN…AMA BAŞ ÖRTÜSÜ TAKMIYOR.DİYORUM AMA TAKMIYOR… GÜLTEN EVREN : BAŞ ÖRTÜSÜNE KARŞI DEĞİLSİNİZ ZATEN!! LE PEN : BAZI KIZLAR BAŞÖRTÜSÜ TAKSALAR DAHA DA GÜZEL OLURLAR… GÜLTEN EVREN: BU SON PATLAMALAR HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?? LE PEN : OLMUŞ OLAN VE OLACAK PATLAMALARIN EL-KAİDE İLE BİR BAĞLANTISI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM…TERORİZM ZAYIFLARIN SİLAHIDIR…11 EYLÜL SALDIRILARI OLAĞANÜSTÜ BİR ORGANİZASYONDU… GÜLTEN EVREN : OLAĞAN ÜSTÜ MÜ? LE PEN : OLAĞAN ÜSTÜ BİR ORGANİZASYONLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.. GÜLTENE EVREN : NASIL OLAĞANÜSTÜ DİYEBİLİYORSUNUZ?? LE PEN : UÇAKLARIN O ŞEKİLDE ORGANİZESİYLE İKİZ KULELERİ YIKTIRTMAK BANA GÖRE OLAĞANÜSTÜ BİR OPERASYONUN GERÇEKLEŞTİRİLMESİYDİ. AMERİKA’YI MAHVETTİ.ZAVALLI SADDAM..SİZCE BU BÜYÜK BİR SKANDAL DEĞİL Mİ?? YALAN DOLAN BAHANELERLE BİR ÜLKEYE SALDIRMAK…SOKAKTAN GEÇEN BİR ADAMI GÖRÜYORSUNUZ, ADAMIN KAFASINA SIKIYORSUNUZ, CEBİNDEN SİLAHINI ÇIKARARACAĞINI SANMIŞTINIZ Kİ O PİPOSUNU ÇIKARTIYOR. BU NASIL BİR İŞTİR? IRAK’TA ANGLO SAKSON AMERİKA TARAFINDAN BİR MİLYON ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ. GÜLTEN EVREN: BENİM DE KABUL ETMEDİĞİM O BÖLGEDE 9 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARIN KALAŞNİKOF TAŞIMASI. LE PEN: BÖYLE BİR ŞEY YOK YANILIYORSUNUZ. GÜLTEN EVREN: YAPMAYIN MÖSYÖ LE PEN GERÇEKÇİ OLUN. ORADA ÇOĞUNLUK KALAŞNİKOF TAŞIYORDU. LE PEN: SAVAŞ’TA MI? GÜLTEN EVREN: HAYIR AMA IRAK’TA. LE PEN: BEN IRAK’A GİTTİM VE BÖYLE KALAŞNİKOF TAŞIYAN ÇOCUKLAR GÖRMEDİM. İRAN-IRAK SAVAŞINDA KÜÇÜK ÇOCUKLARIN SAVAŞTIĞI DOĞRU, ÇOK FANATİKLERDİ.IRAK ÇOK LAİK BİR ÜLKEYDİ. O ÜLKE DE BÜTÜN DİNLERE SAYGI DUYULUYORDU. BAĞDATTA DA KİLİSELER VARDI. GÜLTEN EVREN: BU DOĞRU TABİİ… TABİİ… LE PEN: EVET AMA BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ. ŞİMDİ BİTTİ…AMERİKALILAR ORAYA DEMOKRASİYİ YERLEŞTİRMEK İSTİYORLAR. IRAK’A DEMOKRASİYİ YERLEŞTİRİRLERSE BU %99 AMERİKA KARŞITI BİR REJİM OLACAK. ÇÜNKÜ ORADAKİ HERKES AMERİKA KARŞITI. AMERİKALILARIN ORAYA GELİP DE DEMOKRASİYİ YERLEŞTİRMEK İÇİN NE ÇIKARLARI OLABİLİR Kİ. HALBUKİ SADDAM REJİMİ TAMAMEN OTORİTER VE DİKTATÖRYELDİ. BU BÖLGEDEKİ ÇOĞUNLUK ÖYLE. İTİRAF ETMELİYİM Kİ BU PETROL ÜLKESİ DİĞER BÜYÜK MONARŞİ PETROLCÜLERE NAZARAN PETROLÜNÜN BİR BÖLÜMÜNÜ KENDİ HALKINA AYIRMIŞTI. BU DİĞERLERİNİN YAPTIĞI BİR ŞEY DEĞİLDİ.BEN SOSYALİST DEĞİLİM. AMA IRAK’A KARŞI DA HAKSIZLIK YAPMAK İSTEMİYORUM. BU HALK DÜNYANIN EN BÜYÜK GÜCÜ TARAFINDAN İŞGAL VE İŞKENCE GÖRDÜ VE BU GÜÇ BURAYA SADECE PETROL İÇİN GELDİ. BENİ KAHREDEN DE BU. GERÇEK DE BU. AMERİKALILARIN DEYİMİYLE SADDAM HÜSEYİN BUGÜN BİR SAVAŞ MAHKUMU. NERDEDİR VE BU ZAVALLI ADAMI NİÇİN KIZIL HAÇA GÖSTERMİYORLAR? NEDEN TARIK AZİZ HALA HÜCREDE? BU NASIL BİR UYGULAMA BU DURUM BENİ ŞAHSEN ŞAŞIRTIYOR . GÜLTEN EVREN: PEKİ NE BEKLİYORDUNUZ? SİZCE NE YAPMALIYDILAR? LE PEN: HİÇ BİRŞEY. EVLERİNDE OTURUP TEKSAS’LA İLGİLENSEYDİLER,PETROL BULMAYI DENESEYDİLER HATTA VE HATTA PETROL’Ü SATIN ALSAYDILAR.ZATEN PARALARI MATBAADA BASAN DA ONLAR. HEM BU ONLAR İÇİN DAHA DA KOLAY OLURDU BÖYLECE HİÇBİR SORUN OLMAZDI. DÜNYANIN EN BÜYÜK GÜÇLERİ ELBİRLİĞİYLE 20 MİLYON NÜFUSLU KÜÇÜK BİR ÜLKEYE SALDIRDI. SİZ BUNU DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ. GÜLTEN EVREN : BEN SAVAŞA KARŞIYIM!! LE PEN : BUNU HERKES ANLADI VE İTİRAF.ETTİ ZATEN BENİM EŞİM, JANİN, IRAKDA KURULAN BİR YARDIM DERNEĞİNİN BAŞKANI. YAKLAŞIK 15 KEZ IRAK’A GİTTİ VE ORAYA ÇEŞİTLİ YARDIMLARDA BULUNDU BU KADAR ZAYIF İNSANLARA SALDIRMANIN NE ANLAMI VAR ANLAMIYORUM.BÖYLE BİR SALDIRI KARŞISINDA ÇOK ÜZÜLDÜK.. GÜLTEN EVREN: TABİİ Kİ ORADAKİ İNSANLAR MASUMDU VE HER ŞEYDEN HABERSİZ ÇOCUKLAR VARDI… LE PEN : BU NASIL BİR UYGULAMADIR.BU NASIL BİR AMERİKAN SİYASETİDİR. BÖYLE ÖZGÜR BİR ÜLKEYE ASKERİ BİR SALDIRI YAPMAK? BU OTORİTE BU GÜÇ NEREDEN!! GÜLTEN EVREN: BİN LADİN HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? LE PEN: O BUSH’UN ÇOK ESKİ BİR AİLE DOSTUDUR. ONLARIN ARASINDA PETROL ALIŞ VERİŞİ, AİLECE GÖRÜŞMELER HER ZAMAN VARDI.BEN BİN LADİN’İ TANIMIYORUM AMA 11 EYLÜL’DEN SONRA… GÜLTEN EVREN: 11 EYLÜL’DEN SONRA ARTIK DÜŞMANLAR. LE PEN: ŞU AN HALA DOSTLAR MI BİLMİYORUM? BEN BİN LADİN’İ TANIMIYORUM AMA BU İLİŞKİ BANA ÇOK GARİP GELİYOR. 11 EYLÜL’DEN SONRA KENDİ KENDİME SORUYORUM,ÜZGÜNÜM AMA BÖYLE SOFİSTİKE BİR ORGANİZASYONU KENDİ BAŞINA YAPABİLECEĞİNE İNANMIYORUM. KİMSE BENİ BU KONUDA İKNA EDEMEZ. GÜLTEN EVREN: NE DEMEK İSTEDİĞİNİZİ ANLAYAMADIM. LE PEN: BUNDAN ÖNCE BİN LADİN’İN ORGANİZASYONLARI BÜYÜK ELÇİLİĞİN ÖNÜNE KAMYON GETİREBİLECEK KAPASİTEDEYDİ. KİMSE MANİ OLMADAN 4 UÇAĞI ORGANİZE EDEREK BÖYLE BÜYÜK BİR OLAYI GERÇEKLEŞTİRMESİ VE ALARMIN DA ÇALMAMASI MÜMKÜN DEĞİL. BİR SAAT SONRASINDA BİLE ALARM ÇALMADI. GÜLTEN EVREN: BUNU BİN LADİN’İN YAPTIĞINA İNANMIYORMUSUNUZ? LE PEN: İNANMIYORUM TEREDDÜTLERİM VAR. ÇÜNKÜ BU ORGANİZASYON ULUSLAR ARASI KAPASİTEYE SAHİP BİR KİŞİNİN YAPABİLECEĞİ TÜRDEN. ÖYLE DAĞDA BAYIRDA YAŞAYAN YERALTINDA GİZLENEN BİR İNSAN NASIL OLURDA BU UÇAKLARI ORGANİZE EDİYOR. BU İŞLERİ YAPIYOR. BUGÜN ŞU BİLİNİYOR Kİ IRAK’A SALDIRI BUSH’UN İKTİDARA GELİR GELMEZ TASARLADIĞI BİR HEDEFDİ. GÜLTEN EVREN: BİLİYORSUNUZ TÜRK TARİHİMİZ FRANSIZ MECLİSİNDE MASAYA YATIRILDI. SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMIYLA İLGİLİ YASA FRANSIZ MECLİSİNE TEKLİF EDİLDİ VE KABUL EDİLDİ, SİZCE TÜRK TARİHİNİN BU MECLİSTE YARGILANMASI DOĞRU MUYDU? LE PEN: ÇOK GÜZEL BİR SORU. GÜLTEN EVREN: TAMAMEN SEÇİMDE OY ALABİLMEK İÇİN BUNU YAPTILAR. LE PEN: TABİ Kİ HAKLISIN. GÜLTEN EVREN: NEDEN FRANSIZLAR BİZİM KONUMUZU MASAYA YATIRIYORLAR VE YARGILIYORLAR Kİ? BU TAMAMEN SEÇİMLE ALAKALI. LE PEN: EVET HAKLISIN. ÇÜNKÜ BURADA OY VERECEK ÇOK SAYIDA ERMENİ VAR. GERÇİ ARTIK TÜRKLERİN SAYISI DA ÇOK FAZLA. İKİ TARAFTA KAZANAMAZ Kİ. BURADA TABİİ BİLİNDİĞİ GİBİ TARİH SÖZ KONUSU…TARİHİ MANUPİLE EDİYORLAR, BİR KONUYU ORTAYA ATIP ONUN ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYORLAR. BU ŞEKİLDE İKİ IRK ARASINDA REFAH VE BARIŞ SAĞLANAMAZ. ADALET BAKANI PASCAL CLEMENT: GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRİŞİ VE TÜRKİYE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? ADALET BAKANI PASCAL CLEMENT: TÜRKİYE’NİN ER YA DA GEÇ AB’YE GİRMESİ GEREKİYOR. AMA ÖNCELİKLE YERİNE GETİRMESİ GEREKEN ŞARTLAR VAR. GÜLTEN EVREN: ÇOK ÇABA SARFETTİK. ADALET BAKANI PASCAL CLEMENT: TÜRKİYE HER ZAMAN BATIYA DAHA YAKIN OLDU. GÜLTEN EVREN: TABİİ Kİ. AVRUPA’NIN BEŞİYİĞİZ. ADALET BAKANI CLEMENT: KÜLTÜREL AÇIDAN DA YAKINSINIZ. SOSYALİST PARTİ BAŞKANI JEAN MARC HEROU GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRMESİNİ ONAYLIYOR MUSUNUZ? HEROU: KARŞI DEĞİLİM.SADECE YERİNE GETİRİLMESİ GEREKEN ŞARTLAR VAR. BU ŞARTLAR YERİNE GETİRİLDİĞİ TAKDİR DE OLMAMASI İÇİN BİR NEDEN YOK. ATATÜRKÇÜ VE LAİK BİR TÜRKİYE. GÜLTEN EVREN: EVET LAİK BİR ÜLKE. HEROU: TÜRKİYE’YE ÇOK SEMPATİ DUYUYORUM. KÜLTÜR BAKANI RENAUD DONNEDIEU DE VABRES GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRİŞİ VE TÜRKİYE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? KÜLTÜR BAKANI : ÜLKENİZ AB’YE ÜYE OLABİLMEK İÇİN ÇOK CİDDİ ÇABA SARF ETTİ VE İNANILMAZ GELİŞTİ. GÜLTEN EVREN : EVET..ÇOK ÇABA SARF ETTİK… KÜLTÜR BAKANI : BU NEDENLE TALEBİNİZİ CİDDİYE ALIP,İLGİLENMEMİZ GEREKİYOR. HATTA BİZİM HAREKETE GEÇİP, İŞİ HIZLANDIRMAMIZ LAZIM. İNSANLARIMIZ BİRAZ TEMBELLER, ONLARI HAREKETE GEÇİRMELİYİZ.ÇÜNKÜ BİR ÇOK ÜLKE İÇİN AVUPA BÜYÜK BİR ŞANS. TÜRKİYE AB’YE GİRMEKİÇİN TALEPTE BULUNUYOR. GÜLTEN EVREN: 40 YILDIR… KÜLTÜR BAKANI : BİZİM BU ÇABANIZ KARŞISINDA, MÜZAKERE TALEBİNİZİ GERİ ÇEVİRMEYE HAKKIMIZ YOK… GÜLTEN EVREN : SÜREKLİ BAHANE ÇIKARTIYORSUNUZ… KÜLTÜR BAKANI : HAYIR BUNLAR BAHANE DEĞİL…BAHANE DEĞİL… GÜLTEN EVREN : ŞİMDİ DE KIBRIS’I GÜNDEME GETİRDİNİZ… KÜLTÜR BAKANI : KIBRIS GERÇEK ANLAMDA ÇOK BÜYÜK BİR SORUN TEŞKİL EDİYOR.

     GÜLTEN EVREN : MÜZAKERELER İÇİN 3 EKİM’ İ BEKLİYORUZ… KÜLTÜR BAKANI: MÜZAKERELER HEMEN BAŞLAMALI AMA TAM ÜYELİK DAHA UZAK. ÇÜNKÜ TÜRKİYE’NİN BUGÜNKÜ NÜFUSU KATILAN 10 ÜLKEDEN DAHA FAZLA.

     UMP MİLLET VEKİLİ HERVE MARİTON: GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRİŞİ VE TÜRKİYE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? MARİTON: TÜRKİYE İLE İYİ İLİŞKİLER İÇİNDE OLMAMIZ GEREKİYOR AMA TÜRKİYE AVRUPA’NIN BİR PARÇASI OLMAMALI. GÜLTEN EVREN : BANA 3 NEDEN SAYABİLİR MİSİNİZ? MARİTON: ÇÜNKÜ AB SADECE COĞRAFİ BİR KONSEPT DEĞİL SİYASİ BİR KONSEPT. RUSYA VE TÜRKİYE GİBİ BÜYÜK ÜLKELERİN DEMOKRASİ AÇISINDAN DAHA FAZLA ÇABA SARF ETMELERİ GEREKİR.

     GÜLTEN EVREN : KÜLTÜREL AÇIDAN ÇOK ÇABAMIZ OLDU… MARİTON: KANADA KÜLTÜREL AÇIDAN BİZE DA YAKIN.. GÜLTEN EVREN : DİKKATİNİZİ ÇEKERİM SAYIN MORİTAN, TÜRKİYE AB2YE GİREBİLECEK YEGANE MÜSLÜMAN ÜLKEDİR. MARİTON: BENİM CEVABIM MÜSLÜMAN OLMAK AB’YE GİRMEME ANLAMINA GELMİYOR. GİRONDE MİLLETVEKİLİ NOEL MAMERE GÜLTEN EVREN: TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRİŞİ VE TÜRKİYE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? MAMERE: BEN TÜRKİYE’NİN YERİNİ AB OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERDENİM. AVRUPA BİRLİĞİ DIŞINDA DEĞİL İÇİNDE OLMAMIZ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM. LE PEN’NİN KIZI GÜLTEN EVREN : TÜRK SİYASETİNİ TAKİP EDİYOR MUSUNUZ, TAYYİP ERDOĞANI TANIYOR MUSUNUZ? KIZI: TÜRK SİYASETİNİ TAKİP EDİYORUM. TÜRKİYE’Yİ DE DOST ÜLKE OLARAK GÖRÜYORUM.TABİİ Kİ BÜTÜN KONŞU ÜLKELERİMİZİ GEREKSE DİĞER OLAYLARIYLA TAKİP EDİYORUZ. GÜLTEN EVREN : SİZCE TÜRKİYE AB’YE GİREBİLİR Mİ? KIZI : BENİM DÜŞÜNCEM TÜRKİYE AB’NİN BİR PARÇASI DEĞİL. AMA BU TÜRKİYE İLE KÜLTÜREL VE TİCARİ İLİŞKİLERİMİZ OLAMAZ ANLAMINA GELMİYOR.

http://www.tv8.com.tr/******s/news/detail.asp?NewsID=51536&page=detail&type=news

Yazı kategorisi: Dış Devletler | 3 Yorum »