Türkiye ve Amerika stratejik ilişkiler belirsiz bir köprü üzerinde
AbdulHalim Gazali
Fars Haber ajansı: Amerikalı bazı yetkililer Türkiye hükümetinin halkı Amerikan düşmanı oluşturmaya çalıştığı yönünde olumlu rolünün olduğunu ileri sürmekteler. Söz konusu Amerikalılara göre Türkiye yetkilileri, Amerika’nın özellikle Irak olmak üzere İsrail ve bölge üzerindeki siyasetlerini kullanarak Türkiye halkını Amerikan karşıtlığına doğru sürüklemekteler.
Türkiye’de düzenlenen Irak’a komşu ülkeler toplantısında Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’ta işgalin ardından meydana gelen süreci ‘Irak terörizmin merkezine dönüşmektedir’ şeklindeki açıklaması son derece önemli bir vurgudur.
Bu açıklama, aslında Türkiye ve Amerika arasında Irak konusunda varolan uyumsuzluğu son derece güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ama iki ülke arasında dış politikadaki farklılık ve uyumsuzluk yalnızca Irak meselesi değil elbette.
Amerika ve Türkiye arasında Irak’tan ayrı olarak Türkiye’nin İran ve Suriye ile izlemiş olduğu tutum da Washington ve Ankara arasını açan bir başka bir meseledir.
Mısır basınından El’Ehram gazetesinin Mart 2005’te yayınlanan bir makalede Türkiye ve Amerika arasında mevcut sorunu irdelemiştir. Makalede iki ülke arasında ilişkilerin gerilmesinde önemli iki unsurun bulunduğu belirtilerek şu ifadelere yer verilmiştir.
Amerika, Türkiye’den özellikle de İran ve Suriye konusu olmak üzere Ortadoğu bölgesi meselelerindeki dış politikasını kendiyle paralel olmasını diğer taraftan da Türkiye halkının Amerikan karşıtlığını azaltmasını istemektedir.
Amerikan dışişleri bakanı Condoleezza Rice’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaretteki açıklamaları ve Türkiye yetkililerinin nisbeten Amerikan karşıtı açıklamaları da aslında iki ülke arasında gerilimin dozunu daha da arttırmıştır.
Amerikan yetkilileri, Türkiye halkının Amerikan karşıtlığının Ak Parti hükümetinin dış ve iç politikada Amerika’dan bağımsız politika izlemesi konusunda elini açtığının farkında ve bundan dolayı da son derece kaygılıdır. Çünkü İslami ve milli eğilimlerinden dolayı seçmenin oyunu alarak hükümete gelen Ak Parti’nin sorunları halletmek için halkın görüşü doğrultusunda hareket etmekten başka çaresi yoktur. Amerikan dışişleri bakanının Türkiye’ye yönelik yaptığı uyarı da aslında önemle dikkate alınacak bir gelişmedir.
Bu arada Amerikan savunma bakanı yardımcısı Douglas Feith de Türkiye’ye yönelik uyarısında, Amerikanın müttefiki sayılan Türkiye başbakanın Amerikan karşıtı görünüm veren tutumunun aslında iki ülke arasında ilişkilerin gerginleşmesine neden olacağını dikkate alması gerektiği hatırlatmasında bulunarak Türkiye’nin dış politikasını yeniden gözden geçirmesine vurgu yaptı.
Bu doğrultuda bazı Amerikan yetkililerinin Türkiye halkının Amerikan karşıtı olmasında Türk yetkililerden bir çoğunun rolünün olduğunu bildirmesi ise aslında Feith’in uyarısıyla paralellik içermektedir.
Türkiyeli yetkililer de Amerikanın Kuzey Irak’ta konuşlanan PKK ve Kürt güçleri destekleyerek Türkiye’nin milli çıkarlarını ve stratejik çıkarlarını tehdit ettiğini ve Türkiye’nin hak ve hukukunu çiğnediği görüşündeler. Bundan dolayı Türkiye halkı ve siyasi çevrelerinde Bush’un siyasetleri Amerikan düşmanlığına neden olmuştur. Yapılan kamuoyu yoklamaları, Türkiye halkının Bush’u ‘akılsız ve dar görüşlü’ olduğu şeklinde gördüğünü göstermiştir. Türkiye halkı Bush’un bu özelliğinden dolayı her an en yakın dostları ve müttefiklerine saldırabileceği görüşündedir.
Türkiye medyasında da Amerika’nın bu tutumuna geniş yer verilerek Amerika’nın dünya genelinde Amerikan karşıtı tepkilerin izlenen savaş yanlısı siyasetlerden arttığına dikkat çekilmekte ve sorgulanmaktadır.
Amerika’yı eleştirenlerden bir çoğuna göre, Amerikan yönetiminin Ak Parti’ye olan ümidi büyük oranda yok olmuştur. Ak Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından Amerikan yönetimi AKP ile ilişkileri geliştirmek ve karşılığında da bu partinin Amerika ile yakın işbirliği içinde olmak istediği görülse de halkın Ak Parti’nin dışa bağımlı ve Amerikan güdümünde olduğu şeklinde bir düşünceye girmesiyle AKP yetkilileri bu düşüncenin önünü kesmek için Amerikan politikalarına mesafeli yaklaşmaya özen göstermişlerdir.
Amerikanın Türkiye’de başka bir sorunu da Türkiye’de Ak Parti dışında bir alternatif bulamamasıdır. Hatta Amerikanın bazı konulardaki siyasetlerine Türkiye bazı partiler tarafından çok ağır eleştiriler gelmektedir. Öyle ki bazı partililer Amerika’yı beklentilerin üzerinde ağır ifadelerle kınamakta ve lanetlemektedirler. Mesela hükümetin ana muhalefeti olan CHP genel başkanı Deniz Baykal, Amerika’yı kendisi aleyhinde komplo kurmakla suçladı. Baykal, hatta CIA’nın kendisini CHP liderliğinden devirmek için çeşitli hile ve tuzak içinde olduğunu söyledi.
Bundan ayrı olarak Türkiye’de Amerikan karşıtlığının artmasının bir diğer sebebi de Amerika’da Türkleri vahşi ve katil gösteren bir dizinin yayınlanmasıdır. Bu dizi Türkiye halkı arasında Amerika aleyhinde tepkilerin artmasına neden olduğu kadar Türk yetkililerin de sert tepkisine neden oldu.Bu doğrultuda Türkiye’nin Amerikan büyükelçisi çok sert bir itirazda bulunarak bu filmin gösterimden kaldırılmasını istedi.
Ama bu gelişmelere rağmen Amerikanın Türkiye’ye karşı tepkileri ve öte yandan özellikle İran ve Suriye konusunda baskısında azalma olmamıştır. Görünürde bazı Türk yetkililer açıklamalarında adeta Amerika’nın siyasetlerini onaylarcasına Suriye ve İran’ın bir tehdit olduğunu ileri sürmüşlerdir. Aynı yetkililer bu açıklama ile aslında Amerikanın politikasını göstermelik de olsa onayladıklarını göstermişlerdir.
Bundan dolayı Türkiye ve Amerika arasında başlıca sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.
1- Türkiye’nin, İran ve Suriye ile ticaret hacmi milyarlarca doların üzerinde olup Türkiye bundan dolayı 2 komşusunun hışmına neden olabilecek bir girişimden kaçınmaya çalışmaktadır. Özellikle de Erdoğan hükümeti komşularla başta İran ve Suriye olmak üzere komşularla ve dünya ülkeleriyle ticari ilişkilerin geliştirilmesine özel bir önem veriyor. Bu doğrultuda Erdoğan hükümetinin icraatları önemlidir. Hatta dış siyasette ticari ilişkilerin geliştirilmesi öncelliğini icraatta rahatlıkla görebiliriz. Mesela Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya, Kenya ve Güney Afrika’ya yaptığı ve bu ülkelerle ticaret hacminin arttırılması yönündeki çabalarında bu durumu görmek mümkündür. Görüldüğü gibi Ak Parti hükümeti Afrika piyasalarına açılmayı ve komşularıyla stratejik ilişkilerinin elinden çıkmasını istemiyor.
2- Türkiye’nin Amerikanın düşmanı olarak gördüğü İran ve Suriye ile Kuzey Irak konusunda Kürt Meselesi gibi ortak derdi var. Ve bu üç ülke bu konuda aynı görüşte ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana ve Irak’ın parçalanmasına ve özellikle de Kuzey‘de bir Kürt devletinin kurulmasını kesinlikle istemiyor.
3-Türkiye yetkilileri, bölgede her türlü buhran ve çatışmanın, güvensizliğe ve diğer sorunlara yol açacağı ve hatta sonun bir savaş olabileceğinin çok iyi farkındadırlar. Böyle bir durumda da Türkiye dahil bölge ülkeleri ve milletleri maddi ve manevi çok büyük zarar ve hasar görecektir. Bu durum öte yandan bölgede terörün de artmasına yolaçacaktır. Bundan dolayı terörden dolayı başı büyük bir belada olan ve 2003’de İstanbul’da meydana gelen patlamalarda ciddi zarar gören Türkiye, kesinlikle teröre meydan verebilecek gelişmelerden ciddiyetle uzak duracaktır. Öte yandan son zamanlarda Amerika ve İsrail’in dolaylı olarak Lübnan eski başbakanı Refik Hariri’ye yönelik suikastı kabullendiklerini doğrulayan tutumları ve Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesi için Beyaz Saray’ın baskılarına bakıldığında Türkiye’nin Amerika’ya kesinlikle güvenemeyeceği ve güvenmediği de görülecektir. Bu arada taraflar bölgede meydana gelen bu gelişmelerin bölgenin geleceği için de çok büyük sorunlara neden olacağının bilincindedirler. Türkiye’de bazı kesim, Amerika ve Türkiye ilişkilerinin şahıslara münhasır olmadığını çünkü Amerikan politikalarının ABD’nin müttefiki olan ülkelerde Amerikan tepkisine neden olacağı görüşünde. Çünkü Amerika için önemli olan dostları ve müttefikleri değil, Amerikan emperyalizminin çıkarlarının teminidir. Bundan dolayı da Amerika kesinlikle ‘güven’ verecek bir devlet ve güç değildir.
Söz konusu kesim Amerikanın geçmişten beri sürdürmekte olduğu bu emperyalist tutumlardan el çekeceğine inanmıyor.
Burada elbette bir soru akla gelmekte. Acaba Ak Parti’nin lafzi söylemleri ile uygulamada tutumu ne kadar başarılı ve ne zamana dek devam edebilir ? Bu tutum Ak Parti içinde ihtilaflara neden olmuyor mu ? Bu soruların cevabı da aslında Amerikanın İran ve Suriye’ye karşı izlediği tutuma karşı verilecek politikalarda görülecektir.
Amerika dünya barışı aleyhinde bir tehdit
Türkiye’de yapılan son kamuoyu anketlerine göre, Türkiye halkının yüzde 75-82’si Amerika’nın siyasetlerine ve Amerika’ya karşı. Bunlardan yüzde 33’ü Amerika’yı dünya güvenliği için en büyük tehdit olarak görmekte. Bu kamuoyu aynı zamanda Amerika’nın Kuzey Irak’ta rejim karşıtlarını destekleyerek Türkiye aleyhine bir çatışma çıkarmak için çaba gösterdiğini de ortaya koydu. Bu kamuoyu yoklaması Türkiye halkının Amerika’ya güvenmediğini aksine Amerika’nın Türkiye’yi bölmek ve Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti’nin kurulması için çeşitli Kürt grupları desteklediği şeklinde bir görüş içinde olduğunu ortaya koydu.
Bu arada İngiliz basının, Kuzey Irak’taki Amerikan güçlerinin Kürtler ile Türkiye arasında olası bir çatışma çıkartmak için faaliyet yaptığını ortaya koymakta. Her ne kadar Türkiye ve Amerika söz konusu araştırma ve iddiaları yalanlasalar da Türkiye basını, Amerika’nın Türkiye’yi parçalamak istediğine ve Türkiye’nin hayrına çalışmadığını ciddi olarak gündemine taşımaktadır.
Raporlar, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik muhtemel askeri operasyonlarını, zengin petrol kaynaklarına sahip Kerkük’ün Kürtlerin eline geçmesini önlemek olduğunu göstermektedir.
Çünkü zengin petrol ve enerji kaynaklarına Kürtlerin sahip olması demek başta maddi olarak her alanda ciddi bir güç olmak manasına gelecek ve bu zaman içinde bugün için uzak bir ihtimal olarak gözüken Kürt Devleti’nin temelinin oluşmasında büyük katkısı olabilecektir.
http://turkish.irib.ir/makaleler/turkiye_amerika.htm