Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

‘Cemaatler ve İrtica’ Kategorisi için Arşiv

Başkent’in cemaat haritası

Yazan: muzunay Ağustos 5, 2008

Başkent’in cemaat haritası

 

Başkent’in cemaat haritası


AKP’nin, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden de tek başına iktidar olarak çıkması, İslami tarikat ve cemaatleri yeniden gündeme getirdi.

Doğal olarak da AKP iktidarının, tarikat ve cemaatlerle arasındaki ilişki, meclise, oradan da tüm Başkente yansıdı. Son günlerde yoğun bir kadrolaşma suçlamasıyla karşı karşıya kalan AKP’nin, devlet bürokrasisini cemaat ilişkilerine dayanarak oluşturduğu ısrarla vurgulanıyor.


Gelelim bu iddiaların Ankara üzerindeki yansımasına. Yapılan araştırmalar, Ankara’nın tarikatlar bakımından oldukça zengin bir portföye sahip olduğunu gösteriyor. Öyle ki, artık bir çok semtin adı, bünyesinde barındırdığı tarikatların ismiyle özdeşleşiyor. İşte, bu özdeşleşmeden yola çıkarak, semt semt hangi tarikatın, nerede etkin olduğuna, daha doğrusu “Tarikat Gettoları”na değineceğim. Başvuru kaynağım ise meslektaşım Okan Konuralp’in Tempo Dergisi için hazırladığı araştırma dosyası oldu.

KUZEY KAPISI PURSAKLAR’DAKİ YAPILANMA

Pursaklar beldesi, Ankara tarikat ve cemaat haritasının en önemli parçasını oluşturuyor. Havaalanı yolu üzerindeki Pursaklar bir çok tarikatı bünyesinde barındırırken, Menzilciler ve Muradiye Vakfı faaliyetleri bakımından öne çıkıyor.

Nakşibendi Tarikatı’nın bir kolu olan Menzilciler, resmi adı Kasrı Şirin olan, ancak kamuoyunda Menzil Dergahı olarak bilinen camisiyle Pursaklar’a damgasını vuruyor. Cemaatin yalnızca Ankara’da 4 bin dolaylarında müridi olduğu tahmin ediliyor. Cemaatin Şeyh’i Raşit Erol’un Ankara’ya her gelişinde dergahta kalması, hayatını da burada kaybetmesi, Menzilciler için Pursakları önemli bir merkez haline getiriyor. Cemaat, ekonomik gücünü özellikle kendilerine derviş adını veren müritlerin kurduğu şirketlerin belediyelerden aldığı ihalelerle arttırıyor.

Muradiye Vakfı, Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmasının ardından kamuoyunda daha çok duyulmaya başladı. Özellikle, Büyükşehir belediyesinden aldığı ihalelerle adını duyuran Nakşibendi kökenli cemaat, Ankara’da siyasi gücü elinde bulunduran grupların başında geliyor.

YENİMAHALLE’YE KONUŞLANAN TİLLOCULAR

Kadiri Tarikatı’nın Tillo kolu, Yenimahalle’de bulunan Yoksullara Yardım Derneği adı altında sürdürüyor. Yaklaşık 3 bin müride sahip cemaat, Kadiri tarikatına uygun olarak bazı akşamlar zikir töreni gerçekleştiriyor.

HACIBAYRAM’IN HAKİKATÇILARI

Refahyol dönemine damgasını vuran 28 Şubat süreci, İslami cemaatlerin çalışma tarzlarında temel stratejik değişiklikler yapmalarına neden oldu. Bu stratejik değişiklik, cemaatlerin kitapevlerine verdikleri önemin artmasına, mensup ve sempatizanlarıyla iletişim konusunda kitapevlerinden yararlanma yolunu seçmelerine neden oldu. Kitapevlerinin altın çağını yaşadığı yerlerin başında Ankara Hacıbayram Cami geliyor.

Hemen hemen tüm cemaatlere karşı yürüttüğü mücadele ile tanınan Hakikatçılar da, Hacıbayram Cami Çarşısı’nda açtıkları Hakikat Neşriyat yoluyla çalışmalarını sürdürüyor. Mamak ve Keçiören Bölgesi’nde önemli sayıda mürite sahip olduğu bilinen Hakikatçılar, şeyhleri Ömer Öngüt’e “mutlak itaat” ilkesiyle bağlı bir yaşam sürüyor.

SEMTE SIĞMAYIP, TÜM KENTE YAYILAN SÜLEYMANCILAR

Süleymancılar, faaliyetlerini çoğunu “Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Dernekleri” adı altında yürüten bir cemaat. Bu topluluğun temellerini atan Süleyman Hilmi Tunahan’ın mehdiliğine inanıyorlar. Türkiye çapında yaklaşık bin 500 civarında Kuran kursu ve öğrenci yurdu olduğu tahmin edilen cemaat, Ankara’nın da hemen hemen her yerinde en az bir yurt binasıyla boy gösteriyor. Süleymancıların, Demetveler, Ayrancı ve Etimesgut bölgelerinde açtıkları yurtlar Ankara’nın en büyük özel statülü öğrenci yurtları olmasıyla dikkat çekiyor.

GÜLENCİLER HER YERDE

Fethullan Gülen cemaati de Ankara’nın pek çok yerinde açtıkları okul, öğrenci yurtları ve “Işık Evleri” aracılığıyla faaliyet yütürüyor. İstihbarat raporlarına göre Gülen cemaati Ankara’daki en etkin cemaat olarak gösteriliyor.

ETLİK HİCRETÇİLERDEN SORULUYOR

Hicret Cami İlim ve Hizmet Vakfı Genel Merkezi’nin aynı adı taşıyan cami, Ankara’daki en önemli Nakşibendi Tarikatı kollarında biri. İsmailağa geleneğinden gelen Hicret Cemaati, Şeyh Münir Hoca öncülüğünde faaliyetlerini sürdürüyor. Fıkıh ağırlıklı bir üslup benimseyen cemaat; inşaat, taşımacılık, marketçilik gibi alanlarda faaliyet yürüten ticari organizasyonlara sahip. Organizasyonların çoğunluğunda ‘Hicret’ ön adı kullanılıyor. Sünnete uygun olarak giyindiklerine inanan cemaatin erkekleri şalvar ve sarık; kadınları ise çarşafı kıyafet olarak benimsemiş durumda.

TANK SESİNE RAĞMEN SİNCAN ONLARLA ANILIYOR

Kamuoyu, İslami kesimin önemli merkezlerinden biri olan Sincan’ı askerin tank sesiyle bütünleştirdiği “Balans Ayarı” operasyonuyla tanıdı. Radikal İslamcı Hizbul Tahrir örgütü, Ankara ve çevresindeki tüm çalışmalarını Sincan merkezli olarak halen yürütüyor. İstihbarat raporlarına göre, Sincan’da önemli sayıda üye ve sempatizan potansiyeline sahip. Örgüt yayınlarında amaçlarını, “Hiláfet Devleti olan İslám Devleti’nin gölgesinde bir İslami yaşantıyı yaşamaya Müslümanları tekrar döndürmektir.” olarak açıklıyor.

DİKMEN’DEKİ SEMBOLİK NAKŞİ MERKEZİ

Melih Gökçek, Dikmen Vadisi Projesi bünyesinde yapılan caminin adını Nakşibendi Şeyhi Mehmez Zait Kotku koymasıyla Nakşibendilerin sembolik merkezi de ortaya çıkmış oldu. Recep Tayyip Erdoğan 3 Kasım Seçimleri sonrasındaki ilk cumasını bu camide kıldı. Daha sonra da sık sık bu camiye gelen Erdoğan’ı diğer AKP’li milletvekileri de yalnız bırakmıyor. Cami, Ankara’da yaşayan Nakşibendiler için, sembolik de olsa önemli bir buluşma noktası olmaya doğru hızla ilerliyor. Camiye adını veren Mehmet Zait Kotku, ölümüne kadar Nakşibendi tarikatının kollarından İskender Paşa Cemaati’nin şeyhliğini yaptı.

ÇUBUK’UN TİCANİLERİ TÜKENİYOR

Ticaniler, Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun çıkmasına neden olan cemaat olarak bilinir. Ankara’nın tarikat ve cemaat haritasında artık yer alamayan Ticaniler ilk olarak, Çubuk ilçesinde ortaya çıktı. Tarikatın lideri Ahmet Ticani’dir. Ticaniler, Atatürk

HÜSEYİNGAZİ VE SİTELER’İ KAPSIYOR

Ankara’ya özgü en önemli tarikat örgütlenmesi ise Galibi tarikatı. Cemaatin liderliğini Hasan Galip Kuşçuoğlu yapıyor. Ankara Hüseyingazi’deki cemaate ait camide perşembe günü düzenli olarak zikir töreni yapan cemaatin tüm Türkiye çapında yaklaşık 5 bin müridi bulunuyor. Cemaatin ağırlıklı olarak Siteler esnafı içinde örgütlendiği biliniyor.

Arkadaşımın dinini 20 yıl sonra tesadüfen öğrendim

Arjantin Ankara Büyükelçisi Sebastian Brugo Marco, Buket Güler’e Hello Dergisi’nde verdiği özel röportajda çarpıcı yorumlarda bulunmuş. Türkiye’nin, özellikle de Ankara’nın ulaştığı nokta açısından büyükelçinin söyledikleri dikkatimi çekti. Ülkemize ilk kez 1975 yılında geldiğini ve Türk kadınlarını 30 yıldan beri tanıdığını belirtirken, “Türkiye’de kadınlar artık çok daha özgür” demiş ve başörtüsü hakkında ilginç bir tespitte bulunmuş.

Büyükelçi Sebastian Brugo Marco, “Bundan 30 sene önce Ankara sokaklarında yürüyen başı kapalı bir kadın asla görmezdim. Anadolu’nun tüm köylerinde vardı, ama şimdi her yerdeler. Bu iyi mi kötü mü, bilmiyorum” demiş. Bunun çok kişisel bir tercih olduğunu da sözlerine ekleyen büyükelçi, artışın sebebini ise bilmediğini söylemiş.

Müslüman kadınları suçlamadığını ve onlara saygı duyduğunu dile getiren Büyükelçi Marco, “Bazı kadınlar başlarını sıkı sıkı kapatıyorlar, ama bunun yanı sıra çok ağır makyajlar da yapıyorlar” şeklinde konuşurken, bunu bir din özgürlüğü olarak kabul ettiğini vurgulamış ve şöyle devam etmiş:

“Eğer kendi dininizi seçmekte özgürlüğünüz varsa, tamam. Ama Türkiye’de maalesef bu özgürlükten bahsetmek de mümkün değil. Sizin kimliğinizde din kısmı var ve orada İslam yazılıyor. Benim ülkemde böyle değil. Ben arkadaşlarımın dinini 20 yıl beraber çalıştıktan sonra tesadüfen öğreniyorum.

30 yıl öncesinde Türkiye’de insan ilişkilerinin daha iyi olduğunu da belirten büyükelçi, bu tespitlerinin yanı sıra Hello Dergisi’ne özel yaşamı ile ilgili özel açıklamalarda da bulunmuş.

5 yıldızlı saltanatın unutulanları

Geçen hafta Başkentli yatırımcıların turizme sektörüne damgasını vurduğu yazıp, Ege, Akdeniz ve KKTC sahillerinde boy gösteren birinci sınıf turistik tesislerin listesini vermiştim. Bu tesislerin hem inşasını, hem de işletmesini yapan devler arasında Ankara’nın müteahhitlerin başı çektiğini vurgulayıp, tüm ülkedeki 5 yıldızlı otellerin yüzde 40′ının Ankaralı yatırımcılara ait olduğunu yazmıştım.

Bu yazım büyük ilgi çekti ve e-mail adresime bir çok e-posta geldi. İçlerinden bir kaçı ise haklı eleştirilerini aktardı. En önemli eleştiri ise yaptığım listede Üç önemli grupla, bir Ankaralı yatırımcıyı koymamam üzerineydi. Bu hafta eksiğimi gidermek üzere, yeniden bir yazı yazmam kaçınılmaz oldu. Ancak, enformasyon eksikliğimde bu turistik tesisler de kendinde hata aramalı. Otellerini daha aktif bir şekilde tanıtıp, akılda kalıcı olabilirler. Nasıl mı? Bir fıkra ile sözlerime açıklık getireyim.

CENNETİN KAPISI YUMRUKLANIR VE …

Cennet’in kapıları şiddetli bir şekilde yumruklanmış. “Güm güm güm” sesleri arasında içeriden seslenmişler…

-Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi tok bir ses: “Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!” diye cevap vermiş. Bu cevap üzerine de içeriden “hoş geldiniz” diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler.

Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: “Güm Güm Güm!” İçeriden sormuşlar:

-Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi tok bir ses: “Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!”

İçeriden hemen cevaplamışlar: “Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!”

Dışarıdan yine ses gelmiş: “Ama biz mehter takımıyız, ancak geldik!”

UNUTULAN TURİZM YİĞİTLERİ

Unutulan yatırımcılardan biri, iş adamı Erdal Tontu idi. Beldibi’ndeki 5 yıldızlı oteli Katamaran ile listeye girmemişti. Üstelik unuttuğum bu kişi Türkiye’de, turizmi iyi bilen yatırımcıların başında geliyordu. Üç kardeşiyle birlikte kurdukları Dörtel Tekstil’in bir yatırımı olan Belek’teki Adora Otel’in yapımında ve bugünlere gelmesinde büyük katkısı olmuştu. Daha sonra kardeşleriyle anlaşmazlığa düşüp ortaklığı bitirerek, tek başına gemi şeklindeki temasıyla büyük ilgi toplayan Katamaran’ı kurmuştu.

Listeye girmeyen zincir otellere gelecek olursak… Bunlardan en önemlisi Öztaş Şirketler Grubu’na ait 7 otelli Pegasos zinciriydi. Ege ve Akdeniz’e yayılan, toplam 12 bin yatak kapasiteli Pegasos zincirinin hiç kuşku yok ki amiral gemisi, Muğla Sarıgerme’de 300 dönüm üzerine kurulu Pegasos Tropical Place oteliydi. Bir diğer grup ise Ankaralı iş adamı (Şimdi Antalya’ya yerleşti) Akın Yılmaz’a ait Joy Grup’tu. Antalya, Marmaris Tekirova ve Bodrum başta olmak üzere bir çok sahil beldemizde 12 adet beş yıldızlı tesise sahipti. Bu zincirin lokomotifi ise Kemer’deki Kiriş World Otel’di.

Aynı zamanda Büyük kolej’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Rumi Doğay ve ailesinin Kuşadası’daki 5 yıldızlı tesisleri AquaFantasy Otel ise unuttuğum üçüncü grubu oluşturuyor. Fantasy Otel, 3 bin 500 rakamını bulan yatak kapasitesi ve Türkiye’nin en büyük Aquapark alanıyla devasa bir yatırım. heykellerine saldırarak ve Ankara’nın çeşitli camilerinde ve mecliste Arapça ezan okuma eylemleriyle adlarını duyurdu. Çubuk ve Çorum Şabanözü’nde az sayıda Ticani, tarikatın varlığını sürdürüyor.

Erdal İPEKEŞEN

Hürriyet,9.12.2007

Yazı kategorisi: Cemaatler ve İrtica | » yorum bırak;

“İrtica Tehdidi Yoktur” Diyenlere Duyurulur

Yazan: muzunay Ağustos 5, 2008

“İrtica Tehdidi Yoktur” Diyenlere Duyurulur

 

 

11/6/2008 | Kategori: Cemaatler ve İrtica | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Yeşil sermaye raporu

 

Yeşil sermaye raporu

13 Haziran 2005

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), binlerce gurbetçinin paralarını havaya uçuran, ancak bir türlü kesin verilere ulaşılamayan ‘yeşil sermaye’li holdinglere ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı. İslami sermaye ile büyüyen ’sözde holding’lerin nasıl büyüyüp, gurbetçilerin paralarını nasıl topladığının tüm çıplaklığıyla ortaya serildiği rapor, Meclis’te kurulan ‘İslami holdingler’le ilgili araştırma komisyonuna gönderildi. SPK bile kesin rakamlara ulaşılamadığına dikkat çekerken, 300 bin dolayında vatandaştan, bugünkü kurlarla 4 milyar Euro para toplandığını ortaya koydu. Paraların kuryelerle nasıl taşındığı, küçük şirketlerin nasıl holding olarak gösterildiği, raporda yer alırken, bazı holdinglerin ‘kara para akladığı’ için yasal sisteme dahil olmak istemediğine dikkat çekildi. SPK’nın denetimleri sırasında bu kapsamda 77 şirketin varlığının tespit edildiği belirtilirken, AKP’nin eski Genel Başkan Yardımcılarından Konya Milletvekili Halil Ürün’ün eşi Esma Ürün’ün Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı ‘Anser Holding’ de batık holdingler sıralamasında ön sıralarda yer aldı. SPK’nın raporunda yer alan çarpıcı unsurlar şöyle:

Holding ismi büyüklük için

1980′li yıllardan itibaren kurulan çok ortaklı şirketler, kuruldukları tarihlerde kayda değer bir büyüme gösterememiş, ancak daha sonra 1990′lı yıllarda yurtdışındaki Türk kökenli işçilerden topladıkları formlarla gelişim kaydetmişlerdir. Söz konusu şirketlerin özellikle İç Anadolu bölgesinde kuruldukları, tasarruf sahiplerine, şirketi olduğundan büyük göstermek amacıyla ticaret unvanlarında ‘holding’ ibaresini sıklıkla kullandıkları, holding ibaresini kullanan bu şirketlerin bazılarının yurtdışında şirketi tanıtan broşürlerde ve ilanlarda gerçeğe aykırı olarak bazı yatırımları ve fabrikaları varmış gibi gösterdikleri görülmüştür. Holdinglerin hedef kitlesini, yurtdışındaki faiz kazancı elde etmek istemeyen Türkler oluşturuyor.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerde toplanan para ve hak sahipleri yasal kayıtlara geçirilmediği için tutar ve hak sahibi sayısı konusunda kesin tespit yapılamıyor. Gelen ihbar ve şikayetler, denetimlerde elde edilen duyumlardan, yaklaşık 300 bin kişiden bugünkü kurlar üzerinden yaklaşık 4 milyar Euro para toplandığı tahmin ediliyor.

SPK birçok dava açtı

Denetimler sonucu, izinsiz halka arz ve hisse senedi alım satımına aracılıktan dolayı 55, şirket senetlerinin fiyatını etkileyecek yalan beyanlar nedeniyle 7, SPK uzmanlarına bilgi ve belge verilmemesi veya yalan bilgiler nedeniyle 4, şirket ortak sayısıyla ilgili gerçek dışı bildirimden dolayı 11, kamuyu aydınlatma yükümlülüğüne aykırı fiiller nedeniyle 5, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 27, izinsiz halka arzın organize şekilde yürütülmesinden dolayı 1, evrakta sahtecilikten 2, emniyeti suiistimal ve dolandırıcılıktan 5 olmak üzere 131 suç duyurusunda bulunuldu. 12 adet hukuk davası açıldı.

Söz konusu şirketlerin mevcut sisteme alınması amacıyla kurul tarafından yeni sermaye piyasası araçlarına ilişkin düzenlemeler yapıldı. Yıl sonunu beklemeden avans mahiyetinde kar payı verilmesi, oydan yoksun hisse senedi çıkarılabilmesi imkanı getirilmiştir. Ayrıca, sözü edilen şirketlere ortak olan kişilerin faize karşı duyarlı olmaları dikkate alınarak özel finans kurumlarına aracı kurum acentası olma imkanı ve yurtdışında döviz üzerinden kar ve zarar ortaklığı belgesi çıkarılabilmesi kabul edilmiştir.

Kara para aklama

Öte yandan söz konusu şirketlerin bir kısmı hakkında SPK tarafından kara paranın aklanması konusunda inceleme yapılmış ve Mali Suçları Araştırma Kurumu’na inceleme sonuçları iletilmiştir. Dolayısıyla, bu şirketlerin bir kısmında kara para aklama fiilinin varlığı, şirketlerin mevcut sistem içerisine entegre olmak istememelerinin bir nedeni olarak düşünülebilir.

Yine bu kapsamda 28.4.2000 tarihinde yapılan MGK toplantısına sunulan ve 18.5.2000 tarihinde Başbakan tarafından onaylanarak yürürlüğe konulan ‘İrticai (Siyasal İslam) Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Mücadele Stratejisi’ çerçevesinde Başbakanlığın talimatı doğrultusunda, SPK tarafından yürütülen inceleme, denetim, bilgilendirme faaliyetleri ile açılan davalarla ilgili gelişmeler, her ay Başbakanlığa, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener imzasıyla sunuluyor.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerde toplanan paranın şirket kayıtlarına hiç yansıtılmaması ya da eksik yansıtılması, temsilcilerin kullanılması, para toplama ve nakil faaliyetinin tamamen mali sistemin dışında, çoğunlukla kuryeler aracılığıyla gerçekleştirilmesi, şirket kayıtlarının düzensiz olması, çoğunlukla yasal olmayan ikinci kayıtların tutulması, söz konusu şirketler tarafından toplanan paranın kayıtlar üzerinden tespitini olanaksız kılıyor.

Gurbetçilerin paraları nasıl havaya uçtu?

77 şirket, denetim kapsamına alındı. Yapılan denetimlerde şu hususlar tespit edildi: Çok ortaklı şirketlerin genellikle yurtiçindeki yatırımcılardan da para toplamakla birlikte, söz konusu faaliyeti yoğun bir biçimde Avrupa’da çalışan gurbetçilerimizden para toplayarak yürütülüyor. Yurtdışındaki vatandaşlarımızdan toplanan para, çoğunlukla şirket yöneticileri tarafından taahhüt edilen sermaye olarak yasal kayıtlara aktarılıyor, yasal kayıtlarda şirket ortağı olarak 8-20 arasında kişi görülmekle birlikte, gerçekte yüzlerce ortak bulunabiliyor.

Ev ev dolaşarak para topluyorlar

Yurtdışında yaşayan ‘temsilciler’ aracılığıyla para toplanıyor. Ev ev dolaşan temsilciler tarafından kendisinden para alınan kişilere makbuz benzeri kağıtlar veriliyor. Bu paralar daha sonra kuryeler aracılığıyla ülkeye sokuluyor ve yasal kayıtlarda ortak olarak gözüken kişiler adına şirkete sermaye olarak konuluyor. Para toplanabilmesinin en önemli sebebi, Alman Mark’ı bazında yüzde 20-40 arasında kar payı taahhüdünde bulunulması. Şirketlerin sayısının artmasıyla beraber artan rekabetle birlikte kar pay taahhüdü de yüzde 50′lere kadar çıktı.

http://www.irtica.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1279&Itemid=86

“İrtica Tehdidi Yoktur” Diyenlere Duyurulur

“Bu Ülkede İrtica Tehdidi Yoktur” Diyenler Okusun… Burayı Tıklayın… (tıkladıktan sonra lütfen biraz bekleyin)

http://www.irtica.org/index.php?option=com_content&task=view&id=324&Itemid=72

Yazı kategorisi: Cemaatler ve İrtica | » yorum bırak;