Muhammed Uzunay | Türkiye Gerçekleri | Hayat,Bilim,Kültür,İnsan…

"Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.Jiddu Krishnamurti

Ağla Aksu ağla, açılırsın

Yazan: muzunay Ağustos 30, 2009

Gözyaşları gerçek mi?

Maraş katliamı başta olmak üzere birçok karanlık olayın aktörlerinden olan ve ülkemizin en karanlık dönemlerinin İçişleri Bakanı olan Abdülkadir Aksu, demokratik açılımdan bahsederken gözyaşı dökebiliyor!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, dün yaptığı yazılı açıklamada “Bu ülkenin insanından daha çok demokrasi esirgenmemelidir” dedi. Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda Meclis’te yaptığı açılımla ilgili konuşma sırasında “gözyaşlarını tutamayan” Aksu, kişisel tarihi ile çelişen açıklamalar yapmayı sürdürüyor.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

Yazılı açıklamasında muhalefet partilerini açılımı desteklemedikleri için eleştiren Aksu, “Sayın Baykal’ın da sözlerini çerçeveletip odasına astırdığı, Osmanlı’ya fikirleriyle ilham veren Şeyh Edebali, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyor. Çözüm işte tam da burada… Devleti yaşatmanın yolu insanı yaşatmaktan geçiyor” dedi.

Kendisinin çeşitli devlet kademelerindeyken pek ciddiye almadığı anlaşılan bu sözü muhalefet partilerine hatırlatan Aksu, yakın tarihi hatırlayanları hayrete düşürüyor.

“Korkunun yerini güven almalıdır”
Devletin bağırarak yönetilemeyeceğini söyleyen Aksu, “Sorunu doğuran ‘korkularımız’ oldu. Peki çözüm ‘korkularla’ bulunabilir mi? Biz diyoruz ki sorunu doğuran ‘korku’ ise çözüme başlamanın birinci şartı ‘korkuyu kaldırmaktır’. Korkunun yerini ‘güven’ almalıdır” dedi.

İnsanı yaşat…
Son dönemdeki “hümanist” açıklamaları ve duygusal tavırlarıyla dikkat çeken Aksu, daha önce yaptığı birçok açıklamada ne kadar hümanist olduğunu göstermişti:

1989 Ocak ayında, Cizre’nin Yeşilyurt köyüne baskın düzenleyen askeri birliklerin komutanının köylülere dayak atıp dışkı yedirmesi konusunda görüşleri sorulan dönemin İçişleri Bakanı Aksu, “olacak o kadar” yanıtını vermişti. Dışkı yedirme olayı, açılım tartışmaları sırasında sık sık gündeme getirilen “kötü” örneklerden biri.

1991 yılı Ocak ayında Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde gözaltına alınan Birtan Altınbaş, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ndeki sorgusunun ardından 15 Ocak 1991’de komaya girerek götürüldüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Tanıklar mahkemede Altınbaş’ın işkence gördüğünü açıklarken, Abdülkadir Aksu, “kendi kendini öldürmüş” dedi.

Altınbaş bu şekilde öldürülen tek insan değil. Aksu’nun görevde bulunduğu dönem boyunca onlarca insan için gözaltındayken “kendini öldürdü”, “camdan atladı”, “kaçarken düşüp yaralandı” açıklaması yapıldı.

Çocuklara da işkence
Güneydoğu’da çocuklara yapılan kötü muamele bir iki yıldır tartışılırken Aksu’nun ilk bakanlık döneminde bir çok çocuk işkenceye maruz kaldı. Aksu bu iddiaları da reddederken, Gaziantep Cezaevi’nde sürekli dayak ve kötü muameleden yakınan çocuklar, inceleme gezisi için orada bulunan Adalet Bakanı Oltan Sungurlu’ya dayak yedikleri sopayı hediye ettiler.

Kısa bir döküm
12 Eylül faşizminin hüküm sürdüğü günlerde, 1985′te yılın bürokratı seçilen Aksu’nun marifetleri Maraş Katliamı’na kadar uzanıyor. Katliamdan önce Vali Vekili olarak Maraş’ta bulunan Aksu’nun, olaylar başlamadan kısa süre önce Emniyet Genel Müdürü Yardımcısı olarak merkeze çekildiği biliniyor.

Aksu’nun, ANAP’tan milletvekili olarak İçişleri Bakanlığı görevini sürdürdüğü 1989-1991 yılları arasında 36 kişi işkence sonucu öldü, yüzlerce dernek basıldı ve binlerce kişi gözaltında işkence gördü. Baskı o kadar arttı ki Haliç’i Kalkındırma Derneği bile basıldı.

Bu dönemde Aksu’nun sorumluluğu altında gerçekleşen ve aydınlanamayan siyasi cinayetler: 31 Ocak 1990 Atatürkçü Düşünce Derneği kurucusu Prof. Dr. Muammer Aksoy’un öldürülmesi, Mart ayında Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç’in saldırıya uğraması, 6 Eylül’de yazar Turan Dursun’un ve 6 Ekim’de de Prof. Dr. Bahriye Üçok’un katli oldu.
1991 yılı ise, MİT mensupları ve askerlerin hedef alındığı bir yıl oldu.

Aksu’nun dönüşü
Aksu’nun AKP iktidarı ile birlikte tekrar içişleri Bakanlığı’na gelmesinin ardından yine birçok karanlık olay yaşandı:

18 Aralık 2002 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu evinin önünde öldürüldü. Aradan bir yıl geçmeden İstanbul bombalarla sarsıldı. beş gün arayla önce iki sinagog ardından da HSBC Bankası’na bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda kişi öldü veya yaralandı.

2006′da önce Trabzon’daki Santa Maria Kilisesi’nin İtalyan Rahibi Andrea Santoro öldürüldü. 17 Mayıs’ta Danıştay 12. Dairesi’ne düzenlenen silahlı saldırıda Yargıç Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti. Son olarak da Ermeni asıllı gazeteci yazar Hrant Dink suikasta kurban gitti.

Daha önce, Kürt sorununda çözüm için “tespihlilerin sayısının arttırılması gerektiğini” savunan ve bu şekilde Hizbullah terörüne ön ayak olan ve polis teşkilatındaki tarikatçı örgütlenmenin mimarlarından olan Aksu’nun uyuşturucu kaçakçıları ile de bağlantısı olduğu sık sık dile getirildi.
(soL – Haber Merkezi)

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>